The divergence in the paths of modernization of Japan and the Ottoman Empire in the 19th century
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: İngilizce
Öğrenci: YİĞİT ŞAHAL
Danışman: ALİ ŞEVKET OVALI
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Modernleşme çalışmaları, modernleşmiş devletlerin nasıl modernleştiğini açıklamaya ve diğer ulusların kendi modernleşme çabalarında kullanmaları için bir reçete bulmaya çalışmaktadır. İlk modernleşmiş ulusların deneyimleri 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu ve Japonya tarafından Batıdan ithal edilmiş ve kullanılmıştır. Japonya, Osmanlı İmparatorluğu'ndan geç başlasa da, modernleşme girişiminde çok başarılı olmuştur ve 1902'de Büyük Britanya ve ABD gibi devletlerle eşit hale gelmiştir. Öte yandan Osmanlılar uzun modernleşme sürecinde başarısız olmuş ve 1922'de dağılmıştır. Modernleşmeyi ilk modernleşen devletler tarafından eşit görülmek olarak tanımladıktan sonra; Osmanlı İmparatorluğu ve Japonya'nın modernleşme sürecini Uluslararası Bağlam ve Siyasi Durum, Ekonomik Yapı ve Büyüme, Sosyal Yapı ve Eğitim olarak üç alt kategoriye ayırabiliriz. Bu alt kategoriler de dönemlere bölünür ve dört döneme ayrılır: Modernite Öncesi Dönem, Modernleşmenin Şafağı, Modernleşme Süreci ve Netice. Modernite öncesi dönemde, Japonya daha eğitimli bir nüfusa ve Osmanlı İmparatorluğu'nda bulunmayan bir üst sınıfa sahipti, Japonya yavaş yavaş merkezileşirken, Osmanlılar daha sonraki dönemlerde modernleşme sürecini engelleyen disentralizasyon sürecindeydi. Takip eden dönemde, her iki ülke de reform ihtiyacının farkındaydı ve bu dönemde Japonya'nın modernleşmiş ulusların diplomasi methodlarını ve teknolojisini hızlı bir şekilde öğrenerek diğer uluslara yetişme konusundaki yeteneğini görüyoruz. Osmanlılar, modernleşme çabalarının ilerlemesini engelleyen iç çatışmalar içindeydi. Osmanlıların süreci bütün bir devlet aygıtı olarak herhangi bir engelle karşılaşmadan başlatması uzun zaman aldı. Modernleşme Süreci bölümünde, tüm devlet aygıtı olarak Japonya, modernleşmiş Batı ile imzaladıkları kapitülasyonları kaldırmak için devleti mümkün olan en kısa sürede modernize etmek istemiştir. Japonya, 40 yıllık mücadeleden sonra bu konuda başarılı olmuştur. Öte yandan, II.Mahmud'dan sonra Osmanlılar gelişmeye konsantre olma yeteneğini kaybetmiştir. Birçok kez taht ve bürokrasi, modernleşme sürecini yavaşlatan, bazen onu durduran ve hatta gerileten bir güç mücadelesine girmiştir. Japonya, modernleşme yanlısı devlet adamlarının muhafazakarlara karşı kazandığı zafer sayesinde sadece tek bir sorun yaşamıştır. Süreç hiç durmamıştır, ancak dönem boyunca hükümetin ihtiyaçlarına göre şekil değiştirmiştir. Bu dönemde Osmanlı ekonomisi temerrüde düşmüştür, bu da modern ulusların gözünde sahip olduğu tüm güvenilirliği yok etmiştir. Japonya ekonomisi ise Merkez Bankası sistemi ile daha büyük ve daha güçlü hale gelmiştir. Japonya'nın ilk emperyalist eğilimleri de bu dönemde ortaya çıkar. Netice Bölümünde, Japonya, 1902'de Büyük Britanya ile yaptığı ittifak Anlaşması ile modern bir ulus olarak kabul edilmiştir ve 1905'te bir Batı ülkesi olan Rusya'yı yendikten sonra gücünü sağlamlaştırmıştır. Altın standardını benimsemek, Japon ekonomisinin güvenilirliğini artırmış ve Japonya, Güneydoğu Asya'yı istila etmek için ağır sanayisini geliştirirken yatırımlar Japonya'ya yağmıştır. Osmanlılar, tahtın gücünü sonsuza kadar deviren bir devrim geçirmiş ve bürokrasi kendi içinde iç çatışmalar yaşarken İmparatorluğu kurtarmak için devleti modernize etmeye çalışmıştır. İç çatışmalar çözümlendiğinde, İmparatorluk, kendini hiç bitmeyen savaşların içinde bulmuş; bu da modernleşmeye odaklanma çabalarını engellemiş ve sonunda İmparatorluğun çöküşüne neden olmuştur. Japonya'nın modernleşme süreci, kendi modernleşme çabaları için yararlı olan yeni kurum oluşturan ve eski kurumu yok eden yıkıcı bir süreçti. Bununla birlikte, Osmanlılar 19.yüzyıl boyunca böyle bir yıkıcı sürece girmeyerek, modernleşme sürecini büyük ölçüde engelleyen eski kurumların yanı sıra yeni kurumlar kurarak iki başlılık yarattılar. Avrupa'ya coğrafi yakınlık, farklı din ve dilleri kullanan heterojen etnik gruplara sahip olmak Osmanlılar için bir engel haline geldi. Japonya, sosyal dönüşüm sürecinde bir engel haline gelen bu konulardan hiçbirine sahip değildi.