20. yüzyıl Batı resim sanatında toplumsal gerçekçilik bağlamında kent imgesi ve sanat eğitimindeki yeri
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Güzel Sanatlar Eğitimi Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: EDA UYGAN
Danışman: SİBEL ALMELEK İŞMAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Tarihin her döneminde farklı nitelikler taşıyarak çeşitli anlamları bünyesinde barındıran kent kavramı, zaman dilimine ya da toplumsal yapıya bağlı olarak değişmektedir. Gelişime ve dönüşüme uğrayan bu yapısını yansıtan Toplumsal Gerçekçilik, sanatın toplumsal yönününü vurgulayan bir anlayıştır. Kentler, 18. ve 19. yüzyıllarda başta Sanayi Devrimi ve onun toplumda yol açtığı teknolojik yeniliklerin ve icatların merkezi haline gelmiştir. Kentlerin yeniliklere, teknolojiye, bilgiye açık ve kolay iş bulunabilen bir mekân haline dönüşmesi, dünya üzerinde bulunan kent sayılarında görülen artış ve mevcut kentlerde yaşayan insan sayısının hızlı bir şekilde artması olarak tanımlanan kentleşmeye neden olmuştur. Birçok sanatçı kentleşme olgusuna ilgi duymuş, özellikle metropol kentlere giderek burada gözlemledikleri sokakları, meydanları ve işlek caddeleri ya da kentin bir simgesi haline gelmiş yapıları resmetmiştir. Sanatçılar kent konulu resimlerde, kimi zaman kentlerin hızlı, sağlıksız ve çarpık yapısını ya da insanların geçmiş yaşamlara duydukları özlemi ve kentteki yalnızlık duygusunu yansıtmışlar; kimi zaman ise kentlerin kazandırdığı yeni alışkanlıklar ile tiyatro, sinema, konser ve dans salonları, kafe ve barlar gibi kültür ve eğlence mekânları üzerinde durmuşlardır. 20. yüzyılın başlarında ulaşımda yaşanan önemli gelişmeler, kentin gelişimini etkilemiş ve sanatçılar tren, metro, otobüs gibi ulaşım araçlarını betimlemişlerdir. İnsanlar modern kentlerin getirdiği toplumsal değişimlere alışmaya çalışırken 1. Dünya Savaşı'nın yaşanmasının ardından Dünya Ekonomik Krizi'nin meydana gelmesi, kentte yaşayan insanlarda daha büyük bir yıkıma ve işsizlik sorununa yol açması, sanatçıların yapıtlarına konu olmuştur. Büyük Buhran sonunda kentte yeniden düzelmeye başlayan yaşam şartları, 2. Dünya Savaşı ile yeniden bozulmuştur. Sanatçıların kent yaşamındaki toplumsal sınıfları ve kültürleri inceledikleri festivaller, törenler, milli ve dini bayramlar, şükran günlerini resmettikleri eserlere rastlanmıştır. Yeni toplum yapısının ana mekânları olan kentleri konu edinen sanatçılar, çocukların merkeze yerleştirildiği kompozisyonlardan oluşan yaratımlar yapmıştır. Bunun yanında kent toplumunun bir parçası haline gelen yeni kadın imajı, sanatçıların yapıtlarında yer verdikleri ilgi çekici konuların başında gelmiştir. Sanatçıların Amerika, Avrupa ve Rusya dâhil olmak üzere geniş bir coğrafyada farklı ülkelerdeki kent yaşamını nasıl yansıttıkları incelenecek ve bu konunun sanat eğitimine katkıları değerlendirilecektir.