Otonom su üstü ve su altı araç formlarının hidrodinamik açıdan geliştirilmesi
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MESUT TANER
Danışman: Kadri Turgut Gürsel
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Denizel araştırmalar ve mühendislik projelerinde araştırma gemilerinin yanı sıra insansız deniz araçlarından da yararlanılmaktadır. Bu araçlar araştırma sürelerini kısaltarak riskleri en aza indirmekle beraber denizlerin ve okyanusların derinliklerinde yerinde ayrıntılı oşinografik, jeolojik, jeofizik verileri ölçmek ve toplamak için önemli fırsatlar sunmaktadır. Bu nedenlerle insansız su üstü ve su altı araçlarının geliştirilmesi son yıllarda çok sayıda çalışmanın konusu olmuştur. Bu çalışmada, Otonom Su Altı Aracı (AUV), Uzaktan Kumandalı Araç (ROV) ve Otonom Suüstü Aracı (ASV) olarak çalışabilen insansız bir araştırma aracı tasarlanmıştır. Bu uyarlanabilir cihazın temel amacı, oşinografi, jeofizik ve jeoloji, gibi çeşitli alanlarda bilimsel araştırmalar yapmak ve mühendislik çalışmalarına katkıda bulunmaktır. Yerinde veri toplama, konumlanma ve seyir için bir dizi sensörle donatılacak araç, gerçek zamanlı veri akışı ile gözlemlerin bir gemide veya karada bulunan merkezi bir kontrol merkezine iletilmesini sağlayacaktır. Otonom su altı araç teknolojilerinin entegre edilmesiyle bu uyarlanabilir araç, su altı haritalama ve açık deniz araştırmaları gibi görevler de dahil olmak üzere geniş bir çalışma sahasına sahip olacaktır. Biyomimikri metodolojisinin kullanımı, özellikle mühendislik tasarım süreçlerinin yürütülmesi için etkili ve alternatif bir yaklaşım olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada, su altı aracı için uygun bir form tasarlamak amacıyla biyomimikri yaklaşımı kullanılmıştır. Hayvanlar, bitkiler ve organizmalar tarafından hayatta kalmalarını sağlamak için geliştirilen çözümlerden ilham alan biyomimikri, otonom su altı aracının form tasarımında kullanılmıştır. Bununla birlikte, bu metodun, yapısal dayanımdan yazılım mimarisine kadar uzanan tasarım sürecinin çeşitli yönlerinde etkili yenilikler üretebilecek yol gösterici bir ilke olarak kabul edilebileceği vurgulanmıştır.