Lösemili çocuklarda primer antifungal profilaksi kullanımının retrospektif değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MUSTAFA HALK

Danışman: Nurşen Belet

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Akut lösemi tedavisinin başlangıç ve en yoğun kemoterapi dönemi indüksiyon dönemidir. İndüksiyon kemoterapisi döneminde başta nötropeni olmak üzere birçok faktör lösemi hastalarında invaziv fungal enfeksiyon (İFE) gelişme riskini artırmaktadır. Lösemi hastalarına antifungal profilaksi başlanması İFE riskini azaltmakta, tedavi devamı ve mortalite üzerinde olumlu etki yapmaktadır. Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi'nde akut lösemi tanısı alan her hastaya antifungal profilaksi başlanmaktadır. Hastalara farklı dönemlerde farklı antifungal profilaksi ajanları kullanılmıştır. Bu çalışmada hastaların demografik özellikleriyle beraber İFE için risk faktörleri ve kliniğimizde görülen İFE vakalarının özellikleri tanımlanmaya çalışılmıştır. Çalışmamızda kullanılan antifungal profilaksi ajanlarının ampirik antifungal tedavi kullanımı, İFE gelişimi, yan etki gelişimi ve primer antifungal profilaksi başarısı yönünden karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışmamızdan elde edilen bulguların sonraki süreçte primer antifungal profilaksi stratejimiz açısından yol gösterici olması amaçlanmıştır. Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Çocuk Hematoloji kliniğinde Ocak 2010- Ocak 2022 tarihleri arasında akut lösemi tanısı almış ve indüksiyon kemoterapisiyle birlikte primer antifungal profilaksi verilen 18 yaş altı hastalar çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışma 195 hasta üzerinden yapılmıştır. Hasta verileri bölüm içi dosyalarla beraber Dokuz Eylül Üniversite Hastanesi sisteminden taranmıştır. Hastaların %10,8'inin T hücreli ALL, %74,4'ünün B hücreli ALL ve %14,9'unun AML tanısı aldığı belirlenmiş, hastaların %26,7'sinin standart risk, %41,5'inin orta risk ve %31,8'inin yüksek risk grubunda yer aldığı saptanmıştır. Hastalara indüksiyon kemoterapisi dönemi boyunca profilaktik ajan olarak %63,1'ine flukonazol, %2,6'sına kaspofungin, %27,2'sine L-AmB, %3,6'sına mikafungin, %3,1'ine posakonazol ve %0,5'ine vorikonazol uygulanmıştır. Hastaların %34,4' üne ampirik antifungal tedavi uygulandığı belirlenmiş olup en sık kullanılan ampirik antifungal ajan kaspofungin, ikinci sırada ise L-AmB'dir. Çalışmamızda antifungal profilaksi başarısızlık oranı %48,7 olarak belirlenmiş, antifungal profilaksi başarısızlığında başlıca nedeni ampirik antifungal tedavi başlanması olmuştur. AML tanılı hastaların ALL tanılı hastalara göre daha çok ampirik antifungal tedavi aldığı ortaya konmuştur. Standart risk grubundaki hastaların %19,2'sinde, orta risk grubundaki hastaların %33,3' ünde, yüksek risk grubundaki hastalarınsa %48,3' ünde ampirik antifungal tedavi ihtiyacı olmuş, lösemi yüksek risk grubuna dahil olmak ampirik antifungal tedavi için risk faktörü sayılmıştır. Oransal olarak en yüksek İFE insidansı AML hastalarında görülmüş, fakat hastalar arasında istatistiksel anlamlı bir fark elde edilememiştir. AML tanılı hastalarda ALL tanılı hastalara göre antifungal profilaksi başarısı istatistiksel anlamlı şekilde daha az görülmüştür. Aynı şekilde lösemi yüksek risk grubuna dahil olmak da profilaksi başarısızlığı riskini artırmıştır. Uzamış nötropeni antifungal profilaksi başarısızlığını artıran bir başka faktör olmuştur. Antifungal profilaksi ajanları invaziv fungal enfeksiyon, profilaksi başarısızlığı ve ampirik antifungal tedavi kullanımı parametrelerinde karşılaştırılmış, aralarında istatistiksel anlamlı fark bulunamamıştır. Mikafungin ve flukonazol yan etki nedenli en fazla antifungal profilaksi kesilen ajanlar olup, tümünde KCFT yüksekliği görülmüştür. Çalışmaya dahil olan hastalar arasındaki genel İFE insidansı 1000 antifungal profilaksi başına 1,82 olarak bulunmuştur. Çalışmamızda en çok kullanılan iki ajandan flukonazol grubunda İFE görülme oranı 1000 profilaksi günü başına 1,99, L-AmB kullanan grupta İFE oranı 1,13 olarak bulunmuştur. İnvaziv fungal enfeksiyon saptanan tüm hastaların tanısı invaziv aspergillozis olmuştur. İnvaziv fungal enfeksiyon tanısı alan hastalarımızın hiçbirinde mortalite gelişmemiştir. Çalışmamızda hastaların indüksiyon kemoterapisi döneminde başlıca saptanan invaziv fungal enfeksiyonun invaziv aspergillozis olması nedeniyle hastalara indüksiyon kemoterapisi döneminde küf etkili antifungal profilaksi başlanması uygundur.