Karaciğer sirozu tanılı hastalarda sarkopeni sıklığı ve prognoza etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2020

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: DİLAN ŞİRİN

Danışman: GÖKSEL BENGİ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Karaciğer sirozunda yüksek prevelansa sahip olan sarkopeni hastalarda diğer siroz komplikasyonlarını artırmakta, yaşam kalitesini ve sağkalımı azaltmakta ve transplantasyon sonrası prognozu kötü etkilemektedir. Çalışmamızda karaciğer sirozu tanılı hastalarda sarkopeninin sıklığının belirlenmesi, sirozun komplikasyonlarıyla ve hastalığın prognozu ile olan ilişkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Materyal ve Metod: Çalışmaya Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Gastroenteroloji Bilim Dalında takipli, 01.01.2014 – 31.12.2019 tarihleri arasında karaciğer sirozu (ICD kodu K74) tanılı, abdomen bilgisayarlı tomografisi bulunan, laboratuvar ve görüntüleme verilerine tam olarak ulaşılabilen, 18 yaş ve üzeri toplam 53 hasta dahil edilmiştir. Hastalar abdomen bilgisayarlı tomografi (BT) incelemelerinden elde edilen L3-SMI verilerine göre sarkopeni saptanan ve saptanmayanlar şeklinde iki gruba ayrılmış ve sarkopeni varlığının belirlenen demografik, klinik, laboratuvar bulgular, nötrofil-lenfosit oranı, siroz komplikasyonları, prognoz ve mortalite ile ilişkisi incelenmiştir. Bulgular: Çalışmaya alınan karaciğer sirozu hastalarının abdomen BT görüntülemeleri üzerinden hesaplanan L3-SMI'ne göre sarkopeni prevelansı %50.9 (27/53) olarak tespit edilmiştir. Sarkopeni saptanan hastaların %70.4'inin (19/27) erkek olduğu görülmüştür. Erkekler hastalarda sarkopeni oranı kadınlara göre istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulunmuştur (p<0.05) . Sarkopeni saptanan hasta grubunda sarkopeni saptanmayan gruba göre vücut kitle indeksi (VKİ) , SMI (cm²/ m²) , albumin, serum sodyumu istatistiksel olarak anlamlı düşük iken (sırasıyla p<0.004, p=0.005, p=0.014, p=0.010); bilirubin, INR, MELD-Na skoru, Child Pugh skoru istatistiksel olarak anlamlı yüksek görülmüştür (sırasıyla p=0.002, p=0.005, p=0.001, p=0.007) . MELD-NA skoru ≥ 15 hasta sayısı (%48.14'e %19.23, p=0.022) ile Child-Pugh Skoru C olan hasta sayısı da sarkopeni saptanan grupta sarkopeni saptanmayan gruba göre istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulunmuştur (%33.3'e %7.7, p=0.026) . Sarkopeni saptanan hastalarda daha yüksek oranda hepatik ensefalopati, asit, spontan bakteriyel peritonit, özofagiyal ve/veya gastrik varis, varis kanaması, portal ven trombozu, hepatosellüler karsinom bulunmakla birlikte bu farklılık istatistiksel olarak anlamlı bulunmamış (sırasıyla p=0.074, p=0.125, p=0.788, p=0.941, p=0.379, p=0.268, p=0.088) ; sarılık açısından sarkopeni saptanan grup lehine istatistiksel anlamlı yükseklik görülmüştür (p=0.041) . Sarkopeni saptanan hastalarda daha yüksek oranda mortalite bulunmakla birlikte bu farklılık istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p=0.196) . Sonuç: Çalışmamızda önemli klinik bir tablo olan sarkopeninin karaciğer sirozu tanısı bulunan hastalarda vücut kitle indeksinden bağımsız ve yüksek oranda var olduğu gösterilmiştir. Özellikle erkek hastaların sarkopeni açısından risk altında olduğu saptanmıştır. Dekompansasyon bulgusu olan sarılık ve mortalite prediktörleri olan yüksek Child–Pugh Skoru, yüksek MELD-Na skoru, hiponatremi, hipoalbuminemi ile ilişkisi bulunan sarkopeninin prognostik önemi ortaya konmuştur. Literatürde karaciğer sirozlu hasta grubunda sarkopeni ile nötrofil-lenfosit oranı arasındaki ilişkiyi araştıran öncü çalışmalardan biri olmuştur. Anahtar Kelimeler: Siroz, Sarkopeni, SMI