Dokuz Eylül Üniversitesi tıp fakültesi hastanesi hematoloji bilim dalı tarafından takip edilen periferal T hücreli lenfoma hastalarının değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2017

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SÜLEYMAN YASİN GÖKSU

Danışman: GÜNER HAYRİ ÖZSAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Periferal T hücreli lenfomalar (PTHL) kötü prognoza sahip, agresif seyreden, klinik ve biyolojik özellikler açısından heterojen olup nadir görülen lenfomalardır. Bu çalışmada PTHL hastalarının retrospektif olarak epidemiyolojik ve klinopatolojik özellikleri ile tedavi sonuçlarının değerlendirilmesi ve sağkalım analizlerinin yapılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Kliniğimize 2002-2017 tarihleri arasında başvurup periferal T hücreli lenfoma tanısı alan ve takip edilen 51 hasta çalışmaya dahil edildi. Prognozu belirlemede International Prognostic Index (IPI) skoru kullanıldı. Evrelemede revize edilmiş Ann-Arbor sistemi kullanıldı. Hastaların tanı anındaki yaşı, cinsi, B semptomu varlığı, ekstranodal tutulum varlığı, kemik iliği tutulumu, ECOG performansı, tedavi olarak aldığı kemoterapi rejimleri, LDH düzeyleri hasta dosyalarından belirlendi. Lugano revize yanıt kriterlerine göre tedavi yanıtı saptandı. Hastaların tanı anındaki özellikleri ile genel sağkalım, progresyonsuz sağkalım arasındaki ilişki retrospektif olarak değerlendirildi. Bulgular: ECOG performans statüsü, IPI skoru ve yaş ile genel sağkalım arasında anlamlı farklılık saptandı; fakat progresyonsuz sağkalım arasında anlamlı farklılık saptanmadı. Ekstranodal tutulum, kemik iliği tutulumu, cinsiyet, evreleri, LDH düzeyleri ile genel sağkalım ve progresyonsuz sağkalım arasında anlamlı farklılık gözlenmedi. Hasta sayımızın az olması bunun sebebi olabilir. Bu konuda daha geniş hasta popülasyonları ile yapılacak çalışmalara ihtiyaç vardır. Sonuç: IPI skorunun PTHL hastalarında en etkin prognostik gösterge olduğu saptanmıştır. PTHL ve prognostik faktörler ile yapılan çalışmalar devam etmektedir. Sağkalım üzerine etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunan özellikler çok merkezli, prospektif çalışmalarda yeniden değerlendirilmelidir. Bu özellikler başlıca çalışma grubunun genişletilmesi, standardize edilmiş tanımlama, histolojik sınıflama, evreleme sistemleri ve tedavi yaklaşımları oluşturulmasıdır. Prognostik faktörlerin belirlenmesi ve kemoterapiye yanıt ilişkisine dair çalışmalar, hastaların daha etkin ve daha az agresif tedavi almaları yönünde belirleyici olacaktır