Pyelonefrit sonrası renal skar gelişen ve gelişmeyen hastalarda TLR-4 ASP299GLY VE THRE399 ve THRE399 ıle polimorfizm sıklığının ve bu hastalarda lökosit TLR-4 ekspresyon düzeyinin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Yandal Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2011

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MERAL TORUN BAYRAM

Danışman: ALPER SOYLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Doğuştan bağışıklık sistemi hücrelerinde eksprese olan TLR-4, Gram (-) bakterilerin LPS'lerini tanır ve inflamatuar süreci başlatır. Pyelonefrit seyrinde bu inflamasyon renal skar oluşumuna yol açar. TLR-4 polimorfizmlerini taşıyan çocuklarda sık idrar yolu enfeksiyonu görülmektedir. Lökosit TLR-4 ekspresyonu sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu ve asemptomatik bakteriürili hastalarda daha düşüktür. Bu çalışmada, akut pyelonefrit geçiren hastalarda TLR-4 Asp299Gly ve Thr399Ile polimorfizmlerinin sıklığı ve lökositlerde TLR-4 ekspresyon düzeyi incelenerek, renal skar gelişimi ile bu değişkenlerin ilişkisinin araştırılması amaçlanmıştır.Hastalar ve Yöntem: Çalışmaya Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nefroloji polikliniğinde pyelonefrit tanısı ile izlenen ve primer vezikoüreteral reflü (VUR) dışında üriner anomalisi olmayan hastalar alındı. Renal skar (+) hastalar Grup 1, renal skar (-) hastalar Grup 2, önceki çalışmamızda incelenen kontrol olguları ise Grup 3 olarak gruplandırıldı. Ayrıca, TLR-4 ekspresyon düzeyinin belirlenmesi için yeni kontrol olguları da çalışmaya alındı. Her 3 grup arasında periferik kan örneklerinden elde edilen genomik DNA'da TLR-4 Asp299Gly ve Thr399Ile polimorfizm sıklıkları ve periferik kan myeloid hücrelerinde bazal ve LPS sonrası TLR-4 ekspresyon düzeyleri karşılaştırıldı. İstatisksel hesaplamalar için SPSS 15.0paket programı kullanıldı.Bulgular: Çalışmaya toplam 168 hasta (Grup 1'de 86, Grup 2'de 82) ve 120 kontrol olgu alındı. Grup 1 ve Grup 2'de myeloid hücre TLR-4 ekspresyon düzeyleri benzerdi. Ancak, her iki grupta da bazal ve LPS sonrası TLR-4 ekspresyon düzeyleri Grup 3`ten düşük saptandı. Gruplar arasında TLR-4 Asp299Gly polimorfizm sıklığı farklı değildi, ancak TLR-4 Thr399Ile polimorfizm sıklığı Grup 1 ve Grup 2'de kontrol grubundan fazla idi. Grup 1 ve Grup 2 arasında ise fark saptanmadı. Öte yandan, TLR-4 Asp299Gly ile TLR-4 Thr399Ile polimorfizm sıklıkları ve TLR-4 ekspresyon düzeyi VUR (-) vs VUR (+) ve tek pyelonefrit vs tekrarlayan pyelonefrit geçiren hastalar arasında farklı değildi.Sonuç: Pyelonefritli hastalarda TLR-4 Thre399Ile polimorfizmi sağlıklı kontrollerden fazla, lökosit TLR-4 ekspresyon düzeyi ise düşüktür. Bu bulgular, TLR-4 Thre399Ile polimorfizmini taşıyan ve/veya lökosit TLR-4 ekspresyon düzeyi düşük olan çocuklarda, olasılıkla üriner sistemden bakteri eradikasyonunun güçleşmesine bağlı olarak, pyelonefrit gelişimine yatkınlık olduğunu düşündürmektedir. Bununla birlikte, TLR-4 polimorfizmlerinin ve TLR-4 ekspresyon düzeyinin pyelonefrit sonrası renal skar gelişimine etkisi gösterilememiştir.