Osmanlı'dan Cumhuriyet'e devlet aşiret ilişkisine bir örnek: Beritan aşireti


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü, Tarih Ana Bilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2016

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ERSİN AKDENİZ

Danışman: FEVZİ ÇAKMAK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Aşiretler ve aşiret kültürü yaşadığımız Anadolu coğrafyasının inkar edilemez gerçeğiydi. Aşiretler kendi içinde oluşturdukları hiyerarşik yapısı, örf adet ve gelenek göreneklerine bağlılığıyla varlığını yüzyıllardan beri sürdürerek günümüze kadar gelmişti.Bulundukları yerlerde oluşan siyasi otorite hegemonyasının şekillenmesinde çekirdek rolü oynayarak varlıklarının ne denli önemli olduklarını tarihin her safhasında kanıtlamışlardı. Aşiretler, Osmanlı Devleti'nin kuruluş ve gelişim sürecinde gerek siyasi açıdan gerek iktisadi açıdan devletin kısa sürede büyüyüp gelişmesinde belirleyici rol üstlenmişlerdi.Osmanlı Devleti takip ettiği siyasi politikalarından ötürü ülkenin batı tarafındaki aşiretleri gönüllü ya da zorunlu bir şekilde iskana tabii tutarken, sınırların doğu da kalan toprakları üzerindeki aşiretlere ise kısmi özerklik tanıyarak devlete bağlılığını sağlamak istemişti. Devletin bu toprakları üzerinde yüzyıllardan beri göçebe olarak yaşayan aşiretlerden biri de Beritan aşiretidir.Devlet yöneticileri gerek aşiretlerin gücünden gerek iç politika ve sınır güvenliğini sağlamada bu aşiretten faydalanmıştı. Osmanlı Devleti, siyasi yönden zayıflamaya başladığı 18. ve 19. yüzyıllarda sınırlarının doğu tarafındaki aşiretler devlet hegemonyasını tanımayarak bulundukları bölgelerde feodal yapılar teşkil ederek siyasi, sosyal ve iktisadi güç olarak hakimiyet kurmaya başlamışlardı. Osmanlı Devletinin külleri üzerinde inşa edilen Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluş yıllarında döneminde devlet yöneticileri aşiretlerin bir kısmı ile çatışma içinde olmuştu.Çatışmanın temelinde aşiret reislerinin Osmanlıdan gelen özerk yapılarını koruma isteği yatmaktadır. Cumhuriyet idaresi 1934 yılında kabul edilen İskan Kanunu ile sorunu çözme yolunda önemli bir adım attı. 1945 yılına gelindiğinde Çiftçiyi Topraklandırma Kanununu da soruna çözüm bulmak için atılan radikal adımların arasındaydı. Fakat bu sorun, İkinci Dünya Savaşı sonrası ülke içinde başlayan çok partili siyasi hayat ile birlikte sekteye uğradı. Yönetime gelen her siyasi parti, oy potansiyeli yönünden zengin olan aşiretlerin oyunu almak için Cumhuriyet'in ilk yıllarından itibaren yürütülen politikaları terk etmeye başladı.Böylelikle aşiret sistemi günümüze kadar geldi. İncelediğimiz Beritan aşireti, 1934 yılında çıkarılan iskan kanunu ve sonrasındaki toprak reformu uygulamalarından tamamen göçebe oldukları için etkilenmemişlerdi. Cumhuriyetin ileriki yıllarında devlet yöneticileri göçebe olan aşiretleri yerleşik hayata geçirmek için bir takım politikalar izlemişlerdi. Bu politikalar içinde Köy-Kent Projesi önemli bir yere sahiptir.Köy- Kent projesi çerçevesinde birçok göçebe aşiret yerleşik hayata geçirildi. Bu aşiretlerden biri de Beritan aşiretidir. Beritan aşireti özellikle 1980'li yıllarda Köy-Kent projesi çerçevesinde öncelikli aşiret olarak yerleşik hayata geçirildi. Beritan aşiretinin yerleşik hayata geçmesinde siyasi, sosyal ve iktisadi alanlarda yaşanılan sorunlar temel etken olarak rol oynamıştır. Aşiret fertleri ilk zamanlar göçebelik yıllarını ararken günümüzde tamamen yerleşik kültürle özdeşleşmişlerdir. Bugün ağırlıklı olarak Diyarbakır, Elazığ ve Bingöl il sınırları içerisinde yerleşik bir şekilde yaşamaktadırlar. Bu çalışmada Beritan aşireti ve bu aşiret üzerinden hareketle Osmanlı ve Cumhuriyet Türkiyesi dönemlerinde devlet-aşiret ilişkilerinin siyasi, sosyal ve ekonomik boyutları ile yaşanan değişim ve gelişim süreçleri ortaya konulmaya çalışılmıştır.