Diffüz büyük B hücreli non-hodgkin lenfomada immunhistokimyasal olarak alt grupların belirlenmesinin prognozdaki önemi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2007

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: İNCİ ALACACIOĞLU

Danışman: MEHMET ALİ ÖZCAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Diffüz Büyük B hücreli non-Hodgkin lenfoma (DBBHL), klinik davranısı ve histomorfolojik özellikleri açısından oldukça heterojendir. Bu nedenle hastalıgın seyrinin tahmin edilebilmesi ve buna uygun tedavi seçeneklerinin uygulanabilmesi için farklı prognostik faktörler arastırılmıs ve bu yolda pek çok çalısmalar yapılmıstır. Son çalısmalarda DBBHL, DNA mikroarrayı kullanılarak gen ekspresyon profillerine göre prognostik önemi olan alt gruplara ayrılmıstır. Ancak bu yöntemin pahalı ve her yerde uygulanamıyor olması nedeni ile mevcut alt grupların immünhistokimyasal boyama yöntemleri ile karsılıgının olup olmadıgı arastırılmıstır. Literatür ısıgında bu çalısmada da immünhistokimyasal olarak CD10, bcl-6, mum-1, bcl-2 boyanma paternlerine göre olguların prognostik alt gruplara sınıflandırılması ve bu sınıflamanın tüm sagkalım (TS), olaysız sagkalım (OS) üzerine olan etkilerinin incelenmesi amaçlandı. Ocak 1990 ile Mayıs 2005 tarihleri arasında DBBHL tanısı olan olgular retrospektif olarak taranarak, verileri yeterli olan ve patolojik kesitlerine ulasılabilen ardısık 50 olgu çalısmaya alındı. Kesitlerin CD10, bcl-6, mum1, bcl-2 boyanma paternlerine göre olgular, germinal merkez (GM) ve GM dısı (aktive B hücreli ve sınıflandırılamayan grup) olarak alt gruplara ayrıldı. %30'u GM, %70'i GM dısı B hücreli NHL olarak sınıflandırıldı. Erkek/Kadın oranı 29/21 olup, medyan yasları 55,5'ti. Hasta grubu çogunlukla uluslararası prognostik indeksi (IPI) düsük ve orta-düsük risk grubundan olusuyordu (41 olgu). IPI'nin TS ve OS üzerinde etkisi istatistiksel olarak anlamlıydı (p=0.0001, p=0.01). IPI'ye göre düsük ve orta-düsük risk grubunda yer alan olguların sagkalımları daha uzundu. Protein ekspresyonlarının TS üzerinde bireysel etkilerine bakıldıgında CD10 pozitif olgularda sagkalımın daha uzun, mum1 pozitif olgularda ise daha kısa oldugu, bcl-6 ve bcl-2'nin anlamlı etkisinin bulunmadıgı görüldü. Olgular sınıflandırıldıgında ise literatür ile uyumlu olarak TS ve OS'nin GM hücreli DBBHL'da anlamlı ölçüde uzun oldugu saptandı (p=0.002, p=0.04). Literatürde 5 yıllık sagkalım oranının GM olgularında %76, GM dısı olgularda %34 oldugu (p=0.001) ve bulguların cDNA mikroarray kullanılarak elde edilen sonuçlar ile benzer oldugu vurgulanmıstı. Bizim çalısmamızda da literatüre benzer olarak GM olgularında 5 yıllık sagkalım oranı %92, GM dısı olgularda %40 olup GM olgularının sagkalım oranı anlamlı ölçüde yüksekti (p=0.02). Sonuç olarak, DBBHL'da GM ve GM dısı seklindeki immünhistokimyasal sınıflama daha gerçekçi bir prognostik bilgi saglayabilir. IPI düsük risk grubunda dahi GM ve GM dısı olgular arasında sagkalım farkının olması, tedavilerin seçiminde prognostik sınıflamanın önemini vurgulamaktadır.