Hışıltılı çocuklarda demografik özellikler ve atakları etkileyen faktörler
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2011
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HATİCE ARSLAN
Danışman: NEVİN UZUNER
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Hışıltı, çocuk hekimlerinin sıkça karşılaştığı bir klinik tablodur. Beş yaşından önce tanı alan astımlı çocukların 1/3'ünde ilk semptomların iki yaştan önce başladığı bildirilmektedir. Tekrarlayan hışıltı atakları çocuğun beslenmesini, günlük yaşam kalitesini, büyüme ve gelişmesini etkilemektedir. Sadece yaptığı morbidite ve mortalite nedeni ile değil, aynı zamanda erişkin yaşlardaki uzun dönem sekelleri nedeni ile de persistan hışıltının erken tanınması ve altta yatan risk faktörlerinin azaltılması önemlidir.Tekrarlayan hışıltı atakları olan çocukların demografik özelliklerini ve atakları etkileyen faktörleri değerlendirdiğimiz çalışmamızda son bir yılda geçirilen hışıltı atak sayısı bakımından iki cinsiyet arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı.Çalışmamızda hastaların başvurudaki yaşları ortalama 19,63±8,76 ay bulundu. Atak sayısına göre yaş ortalamaları değerlendirildiğinde son bir yılda atak sayısı üçten az olanlarda yaş ortalamasının yüksek olması istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05). Literatür bilgisini destekleyecek biçimde yaş ilerledikçe hışıltılı atak sayısının azaldığı görüldü.Yaptığımız çalışmada, gestasyonel yaş, doğum ağırlığı, yaşadığı ortamın özellikleri ile hışıltı sıklığı arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı. Aile öyküsünde atopi olması açısından iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Ebeveynleri sigara içen ve içmeyen hastalar atak sayısı açısından karşılaştırıldığında aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı.Çalışmamızda geçirilen atak sayısı ile atak esnasında hastaların lökosit sayısı, eritrosit sedimantasyon hızı ve C-reaktif protein düzeyleri arasında korelasyon araştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmadı. Çalışmaya dahil edilen hastaların yaşı 5-36 ay arasında olup, bu yaş grubunda en sık hışıltı etkeni viral enfeksiyonlar olduğu için, hastalarda gruplar arasında lökosit sayısı ve diğer inflamatuvar göstergeler arasında fark olmaması anlamlı kabul edilebilmektedir.Hastalarımızda en sık görülen akciğer grafisi bulguları; bronkovasküler yapılarda belirginleşme ve infiltrasyonlar idi, sonuçlar literatür ile uyumluydu.Çalışmada gastroözefageal reflü, gastroözefageal reflü sintigrafisi ve özefagus-mide-duodenum grafisi ile araştırıldı, hastaların %18,2'sinde pozitif bulundu.Çalışmaya alınan hastaların hepsinin hışıltı nedeniyle başvuran çocuklar olması nedeniyle literatürden farklı bazı sonuçlar ortaya çıkmıştır. Çalışmamızda hışıltı atağı nedeniyle başvuran çocukların hangilerinde atakların tekrar edebileceği araştırılmaya çalışılmıştır.Hışıltı atağının oluşmasında, şiddetinde ve tekrarlamasında sosyoekonomik faktörler önemli bir yer tutmaktadır. Tekrarlayan hışıltı ataklarında risk faktörlerinin bilinmesi ve bunların önlenmesine yönelik girişimlerde bulunulması, süt çocuklarının sağlığı ve gelişimi açısından büyük önem taşımaktadır.Anahtar kelimeler: Hışıltılı çocuk, etiyoloji, risk faktörleri.