Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: EMIL TAHIRZADE
Danışman: Ahmet Karakaşlı
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve Amaç: Kifoz cerrahisinde posterior segmental enstrümantasyon günümüzde en sık tercih edilen yöntemlerden biridir. Ancak özellikle osteotomi seviyesinde vida yerleşim stratejilerinin biyomekanik etkileri konusunda literatürde sınırlı ve çelişkili veriler bulunmaktadır. Bu çalışmada, posterior enstrümantasyon uygulanan kifoz modellerinde farklı pedikül vidası konfigürasyonlarının rod deformasyon davranışı ve stabilite üzerine etkileri karşılaştırıldı. Gereç ve Yöntem: Dokuz Eylül Üniversitesi Biyomekanik Laboratuvarı'nda gerçekleştirilen deneysel çalışmada, UHMWPE bloklar, 30° kifoz açısına sahip titanyum rodlar ve poliaxial pedikül vidaları kullanıldı. Osteotomi alanı köprüleme, segment atlamalı/transvers bağlantılı köprüleme, tam segmental vidalama ve yalnızca apekse vida uygulaması olmak üzere dört model oluşturuldu. Her grupta 7 numune test edilerek 400 N aksiyel yük altında maksimum deformasyon, siklik yüklenme davranışı ve grup varyasyonları kaydedildi. Bulgular: • Grup 1 (osteotomi alanı boş bırakılarak köprüleme): Daha az deformasyon ile rijid yapı, esnek deformitelerde uygulanabilir. • Grup 2 (transvers bağlantılı köprüleme): Orta düzey rijidlik, rijid fokal deformitelerde apikal destek olarak uygun olabilir. • Grup 3 (tam segmental vidalama): En düşük varyasyonla en stabil model, rijid deformitelerde en güvenilir fiksasyon seçeneği. • Grup 4 (sadece apekse vida): En yüksek deformasyon ve en düşük stabilite ile en zayıf model. Sonuç: Posterior enstrümantasyonda osteotomi seviyesine yönelik vida yerleşim stratejileri, rod deformasyon davranışını ve stabiliteyi belirgin şekilde etkilemektedir. Rijid deformitelerde tüm segmentlere vidalama en güvenilir seçenek olurken, esnek deformitelerde osteotomi hattının boş bırakılması uygun bir alternatif olabilir. Klinik uygulamalarda vida konfigürasyonunun, deformitenin esnekliği ve hastaya özgü faktörlere göre bireyselleştirilmesi gerekmektedir.