Seramik endüstrisinde buhar kondensatının yeniden kullanımı


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Çevre Mühendisliği Ana Bilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: İngilizce

Öğrenci: TUĞÇE YILDIZ ZEYBEK

Danışman: Nurdan Büyükkamaci

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Seramik üretim prosesi sırasıyla; hammadde depolama, harmanlama, kuru veya yaş öğütme, değirmen, nemlendirme veya püskürtmeli kurutucu, presleme, kurutma, sırlama, fırınlama ve ayırma işlemlerinden oluşmaktadır. Yaş öğütme işlemi yapıldığında hammaddeler değirmen içine su alınarak öğütülmektedir. Presleme işlemine alınacak olan massenin belli nem oranına sahip olacak şekilde kurutulması gerekmektedir ve kurutma işlemi için püskürtmeli kurutucular kullanılmaktadır. Seramik üretim tesislerinde çözeltiyi atomize etmek için genellikle basınçlı santrifüj püskürtücü meme (nozzle) sistemi kullanılmaktadır. Püskürtmeli kurutucu temel olarak şekli ve hacmi püskürtülen çamur ve sıcak hava/yanma gazı ile ısı alışverişini sağlayacak şekilde tasarlanmış bir hazneden oluşmaktadır. Püskürtmeli kurutma haznesi içindeki en ince taneler ilk önce siklonlarda daha sonra toz tutucular tarafından ayrılır. En son olarak buhar bacadan dışarı verilir. Bu tez kapsamında, dışarı salınan bu buharın yoğunlaştırılarak yeniden kullanılabilirliği araştırılmıştır. Bu amaçla, bir seramik üretim tesisi pilot tesis olarak seçilmiştir. Tesiste 3 farklı lokasyonda toplam 15 adet püskürtmeli kurutucu bulunmaktadır. Maksimum kapasite ile çalışıldığında toplam 41100 litre/saat buhar oluşma kapasitesi bulunmaktadır. Bacadan atılan buhar sıcaklığı 90-115 °C arasındadır. İçeriğinde hava, su buharı ve asılı tozlar bulunmaktadır. Tez çalışması kapsamında, oluşan su buharının yoğunlaştıralarak su elde edilmesi ve bu suyun değirmenlerde hammadde öğütmede kullanılmak üzere kullanılması ile ilgili değerlendirmeler yapılmıştır. Ayrıca, pilot tesisin mevcut durumda ve buharın geri kazanılması durumundaki çevresel etkileri, yaşam döngüsü analizi yaklaşımı ile belirlenmiştir.