Radyo televizyon yoluyla yapılan ihlallere karşı kişiliğin korunması
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Özel Hukuk Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 1998
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: İLKNUR SERDAR
Danışman: ŞEREF ERTAŞ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:IV ÖZET Teknik gelişmeler, özellikle yaşantımızda etkisi ve önemi yadsınmayacak bir kitle iletişim aracı olan Radyo- Televizyon, başta özel yaşam, şeref ve haysiyet, görüntü üzerindeki hak gibi kişisel değerler olmak üzere, kişilik hakkına karşı son derece ciddi bir saldın ve zarara uğrama tehlikesini içermektedir. İletişim çağı olarak adlandırılan çağımızda, sadece ülkemizde değil, diğer ülkelerde de teknik imkanların gelişmesi, Radyo- Televizyon kuruluşlarının kamuoyunu etkileyen, yönlendiren bir dördüncü erk konumuna erişmesi nedeniyle, kişilk hakkına karşı büyük bir tehdit oluşturduğu kabul edilmekte ve kişilik hakkının Radyo -Televizyon yayınları karşısında korunmsı, gittikçe büyüyyen bir önem kazanmaktadır. Bununla birlikte, Radyo -Televizyon, anayasal kapsamda korunan ifade özgürlüğü ve basın (Radyo-Televizyon) özgürlüğünün bir kullanım biçimi olarak ve bu yönüyle demokratik toplumlarda, demokrasinin vazgeçilmez olan çok seslilik unsuru bağlanımda, mihenk taşı olması nedeniyle, Radyo- Televizyon yayınlarının, anayasal olarak korunan diğer bir hak olan kişilik hakkı karşısında hangi durumlarda ve ölçülerde korunacağı sorunu ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda, uygulama, doktrin ve 3984 sayılı Kanun ile bir takım kriterler getirilmiştir. İfade özgürlüğünün bir görünüş şekli olan Radyo- Televizyon özgürlüğü, herşeyden önce sınırsız değildir.BU özgürlüğün amacı; demokrasinin özelliği olan çok sesliliğin saağlanması, kişilerin bilgi edinme haklarım elde etmelerine hizmet etmesidir. Bunun dışında kalan kar, kin, hırs gibi amaçlarla yapılan yayınların anayasal koruma kapsamında olması söz konusu olamaz. Bu nedenle gerçeğe aykırı, kamu yararı bulunmayan, güncel olmayan, yayın amacını aşan biçimde verilen, hukuka aykırı yollarla elde edilen bir yayın kişilik hakkım ihlal ediyorsa, bu durumda Radyo-Televizyon yayını, Radyo-Televizyon özgürlüğü ve ifade özgürlüğü bağlamında, anaysal korumadan yararlanmayacaktır. Bu tür yayınlarda ülkemiz açısından özel Radyo- Televizyon kuruluşlaarı Anonim Şirket olarak kurulmak zorunda oldukları için sorumluluk (AŞ) tüzel kişilerinin haksız fiil sorumluluğu çerçevesinde değerlendirilecektir. Bu çözümün, Radyo-Televizyon kuruluşlarının,Ticaret Hukuku anlamında AŞ.'den amaçsal anlamda farkı gözönüne alıındığında, özel düzenleme ile sorumlu kişilerin tespitinin gerektiği yadsınamaz bir gerçektir.RadyoTelevizyon yolu ile kişilik hakkı ihlal edilen kişiler, saldırının niteliği ile bağdaştığı oranda, genel olarak kişilik hakkını koruyucu hukuksal yollar olan; Mededni Kanunun 24a maddesinde düzenlenen durdurma, önleme, tespit kararın ilanı, kazancın iadesi ile Borçlar Kanununun 49. maddesi anlamında manevi tazminat ve nadirde olsa, özellikle yoksun kalınan kar şeklinde Borçlar Kanununun 41 vd. maddesi gereğince, maddi tazminat davası açma imkanına sahiptirler. Özellikle Radyo-Televizyon yolu ile kişilik hakkının ihlalinde en çok başvurulan hukuksal yol, manevi tazminat davası olamktadır.Bu anlamda 3984 sayılı Kanun manevi tazminat miktarıı hakkında asgari bir tutar belirtmiş bulunmaktadır.Kişilik hakkını koruyucu bu genel hukuksal yollar dışında, Radyo-Televizyon mevzuatı gereğince, Radyo-Televizyon yayınlan ile kişilik hakkının ihlalinde özel koruma yollan düzenlenmiştir.Bunlardan ilki, kişinin, kendisinin başvurabileceği ve anayasal bir hak olarak düzenlenmiş olan cevap ve düzeltme hakkıdır. Bu koruma yolu niteliği itibariyle pratik, hızlı bir koruma sağlama amacında olmasına rağmen; 3984 sayılı Kanunda cevap ve düzeltme hakkı hakkın amacı, özellikle diğer kitle iletişim araçları ve anayasal düzenleme ile uyuşmayan, aykırı, isabetsiz şekilde düzenlenmiştir. Diğer bir özel koruma yolu ise, RTÜK tarafından kullanılan, ifade, Radyo-Televizyon özgürlüğü ve kişilerin bilgi alma haklan bağlamında, tasvip edilmeyen, yayının durdurulması yoludur. 3984 sayılı Kanunun özel Radyo-Televizyonları düzenleme hususunda, acele çıkarılan bir kanun olması nedeniyle, başta yayın ilkeleri ve koruma yollan hakkındali düzenlemeler olmak üzere, bir çok çelişkileri içinde barındıran yetersiz bir mevzuat olmasından dolayı, yakın bir zamanda bu isabetsiz düzenlemeleri ortadan kaldıracak şekilde, yeniden düzenlenmesi gerektiği kanaatindeyiz.