Türkiye`de ticari bankalarda aktif pasif yönetimi: 1994-1997 dönemi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İktisat Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2000
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: TUNCAY ARISOY
Danışman: MÜBECCEL BANU DURUKAN SALI
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:ÖZET Türkiye'de 1980 öncesi fazla belirsizliğin bulunmadığı bir ortamda çalışan ticaret bankaları açısından aktif pasif yönetimi bugünkü kadar önemli değildi. Bu dönemde, mevduat ve kredi faiz oranlarının merkezi otoritelerin kararıyla belirlenmesi, reel faizlerin negatif olması, gelişmemiş bir sermaye piyasasma bağlı olan yetersiz kredi hacmi, döviz işlemlerinin merkezi otoritenin kontrolü altmda olması, bankalar için herhangi bir risk yaratmıyordu. Ancak, 1980'li yılların ilk yarısından sonra mevduat ve kredi faiz oranlarının serbest bırakılması, pozitif reel faiz uygulaması ile yurtiçi tasarrufların mali sistemin içine çekilerek sisteme derinlik kazandırılmak istenmesi, yurtiçinde yerleşik kişilerin döviz taşımaları, ticari bankalarda döviz cinsinden hesap açtırmaları, nakit döviz çekmeleri, yurtdışına döviz transfer edebilme imkanlarının sağlanması gibi gelişmeler, 1980 öncesi ortamının yerini belirsizliklerle dolu, beraberinde birçok risk getiren bir ortama dönüşmesine neden olmuştur. Bu değişimin doğal sonucu olarak ticaret bankaları için risk önlenemeyen ve giderilemeyen bir faktör olarak ele almmaya başlanmıştır. Dolayısıyla, ticaret bankaları yukarıda sayılan belirsizlikler nedeniyle faaliyetleri sırasında karşı karşıya kaldıkları riskleri ortadan kaldırmayı değil risklerin yönetilmesine yardımcı olmayı amaçlayan bir yaklaşım olan aktif pasif yönetimini kullanmaya başlamışlardır. Bankaların aktif pasif yönetiminde başarılı olabilmeleri doğru seçilmiş aktif pasif yönetimi komitesine ve iyi tanımlanmış aktif pasif yönetimi politikasının varlığına, iyi seçilmiş raporlama tekniklerine ve çabuk manevra yapabilme kabiliyetlerine bağlıdır. Doğru seçilmiş aktif pasif yönetimi komitesinin bulunmasıyla bankalar, piyasalardan kolay fon sağlayabilme, karlılıklarını bilanço yönetimi ile artırma, dengesiz döviz kuru ve faiz oranlarından korunabilme, kredilerin geriye dönmesini sağlama, faiz dışı giderlerin kontrol edilmesi, faiz dışı gelirlerin yaratılması, net faiz dışı gelirlerin artırılması, banka istikrarının sağlanması ve korunması, sermaye yeterliliğinin sağlanması, vergi yükünün azaltılması, personel ve şube basma verimliliğin artırılması, kısacası aktif pasif yönetimi tanımında geçen likidite, karlılık, güvenirlilik kavramlarını sağlama olanağına sahip olurlar. Sonuç olarak, özellikle 1990 sonrası dönemde bankacılık sektöründe görülen faiz oranlarında ve yabancı para işlemlerinde serbestlik, vadeden önce faiz oranlarının değişebilmesi, para piyasası bunalımı, problemli kredilerin artması, fazla şube sayısı, devamlı değişen mevzuat, yeni ve güçlü rakiplerin katılımıyla artan rekabet ve piyasalardaki belirsizlikler bankaların risklerini artırmaya başlamıştır. Ortaya çıkan bu gelişmeler bankalara bilançoların her iki tarafının birlikte ele alınması ve aynı anda yönetilmesi gerektiğini göz önüne sermiştir.