Kemalpaşa havzasında arazi kullanımı bilincinin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Ortaöğretim Sosyal Alanlar Eğitimi Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2005
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: PERİHAN GÜL
Danışman: ADNAN SEMENDEROĞLU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:ÖZET Kemalpaşa Ovası, Batı Anadolu'da yaygın olarak görülen doğu-batı doğrulunu faylarla kesilmiş, kuzey ve güneyinden yükselen bloklarca sınırlandırılmış ve jeolojisi bu bloklarca şekillendirilmiş bir depresyon alanıdır. Ovanın kuzeyinde Spil (Manisa) Dağı, güneyinde Nif (Kemalpaşa) Dağı, batısında ise Bornova ve Kemalpaşa Ovaları 'nı ayıran Belkahve eşiği bulunmaktadır. Esasen Kemalpaşa Ovası Gediz Grabeni'nin batıda Spil (Manisa) Dağı ile ayrılan tali bir koludur. Ova'nın bugünkü görünümünü kazanmasında Miosen'den itibaren sahada etkili olan blok şeklinde çökme, yükselme ve çarpılma gibi tektonik olayların yanı sıra flüvyal süreçler, iklim jeolojik ve litolojik özellikler etkili olmuştur. Kemalpaşa Ovası Nif Dağı ile Spil (Manisa) Dağı arasında kabaca doğu-batı doğrultusunda, Gediz Havzası'nın devamı olarak uzanır. İzmir-Ankara Zonu ile Menderes Masifinin birbirine yaklaştığı bir alanda yer alan Kemalpaşa Ovası'nda oluşum ve ortam özellikleri bakımından birbirinden farklı birimler bulunmaktadır. Bu formasyonlar en yaşlısından en gencine şöyle özetlenebilir. Sahanın güneydoğusunda Çal, Çatma ve Mahmut Dağı üzerinde paleozoik yaşlı kristalize kireçtaşları ve mermerler yayılış gösterir. Çalışma alanının batısında Belkahve eşiği, Kemalpaşa Dağı ve Manisa Dağı üzerinde Mesozoik yaşlı kireçtaşları ve flişler geniş bir yayılıma sahiptir. Yine Manisa Dağı üzerinde Neojen yaşlı göl sedimanları (Konglomera, kumtaşı, kireçtaşı, marn, kiltaşı) yayılış göstermektedir. Çalışma sahasının merkezi kısmını oluşturan Kemalpaşa Ovası'nda ise Kuaterner yaşlı karasal dolgular bulunmaktadır. Sahada Akdeniz iklim şartları etkili olup, buna bağlı yaz kuraklığı görülmektedir. İklim özellikleri, sahada topografık özelliklerinde etkisi ile farklılıklar göstermektedir. Kemalpaşa Dağı'nın kuzey etekleri Manisa Dağı'nm güney eteklerine oranla eğim şartlarının farklı olmasından dolayı daha fazla yağış almaktadır. Yine sıcaklık şartları da benzer şekilde bakı dolayısıyla sahanın kuzey ve güneyi arasında farklılıklar göstermektedir. Sahanın kuzeyinde Manisa Dağı üzerinde bulunan yamaçlar, güneyde bulunan yamaçlara oranla daha fazla güneşlemektedir. XVIIIBu özellikleri ile saha tarımsal faaliyetler için elverişli bir ortam hazırlamakta, bağ alanları, zeytinlikler ve kiraz bahçeleri sahada geniş yer tutmaktadır. Sahada mevsimlik ve sürekli olmak üzere çok sayıda akarsu bulunmaktadır. Ancak sahadaki tüm akarsular sularını Nif Çayı aracılığıyla Gediz Nehri 'ne oradan İzmir Körfezi'ne ulaştırmaktadırlar. Saha yer altı ve yerüstü su kaynaklarınca zengindir. Bunda sahanın bol yağış alması kadar jeolojik ve litolojik özellikleri de etkili olmuştur. Sahanın litolojik özelliklerine bağlı olarak rezervuar görevi üstlenen kayaçlar, özellikle sahanın güneyinde yaz mevsiminde dahi sulama yapılmasına olanak tanıyacak kadar önemli miktarlarda su tutmaktadır. Ancak sahada son yıllarda özellikle sanayinin gelişmesinin ardından su kaynakları üzerindeki yoğun baskı neticesinde bu imkân giderek ortadan kalkmaktadır. Çalışma sahasında yükselti şartlarının toprak özellikleri üzerindeki etkilerine bağlı olarak ova tabanı ile çevre yüksek kütleler arasında önemli farklılıklar bulunmaktadır. Ova tabanında alüvyal, yarı-alüvyal kolüvyal topraklar yayılış gösterirken, ovanın şekillenmesi ve toprak oluşumu üzerinde rol oynayan çevre kütleler üzerinde, merkezden çevreye doğru sırasıyla; Kırmızı Akdeniz Toprakları, Kahverengi Orman Toprakları, Regosoller, Kırmızı-Kahverengi Akdeniz Toprakları, Rendzinalar ve çıplak kayalık alanlar yer almaktadır. Bu topraklardan Alüvyal ve kolüvyaller, sahada tarımsal etkinlikler açısından taşıdıkları önem dolayısıyla sahada en önemli toprak grubunu oluşturmaktadır. Ancak bu topraklar üzerinde son yıllarda sanayi ve yerleşimin hızla gelişmesi, yöre halkını tarım için yeni alanlar bulma arayışına itmekte, bu da diğer toprak grupları üzerinde erozyon tehdidi oluşturmaktadır. Çalışma sahasında iklim, topografik özellikler, litoloji ve toprak özellikleri bakımından birbirinden farklı ortamlar sunan alanlar mevcuttur. Sahada sözü edilen koşulların yatay ve düşey doğrultuda gösterdiği değişiklere bağlı olarak, değişik bitki katları oluşmuştur. Araştırma alanında düşey doğrultuda yükselti 50-1500 metre arasında değişmektedir. Buna bağlı olarak tür kompozisyonunda değişiklikler görülmektedir. Kızılcam (Pinus brutia) sahanın klimaks vejetasyonudur. Ancak XIXsahada tahribata bağlı olarak asli türlerin ve kompozisyonlarının dağılışında önemli değişiklikler göze çarpar. Tahribatın olduğu alanlarda asli vejetasyonun yerini maki ve garigler almıştır. Kemalpaşa tarih boyunca sahip olduğu elverişli doğal şartlar sebebiyle bazı dönemler önemli, bazı dönemler sönük de olsa yerleşimin sürekli olduğu bir alandır. Antikçağdaki adı Nymphaion olan Kemalpaşa, özellikle Helenistik çağ ile Roma ve Bizans döneminde Sardes (Şart) ve İon kentleri arasında topografık şartlarının sağladığı avantaja bağlı olarak önemli bir ticari geçiş alanı olmuştur. Sahada Akadlar, Hitiler, Helenler, Lidyalılar, Pers, Roma, Bizans ve Osmanlı medeniyetlerinin yaşadığı bilinmektedir. Sahada bunu ispatlayan bazı kalıntılar vardır bunlardan en önemlileri Kemalpaşa-Torbalı karayolu üzerinde bulunan Karabel geçidinde M.Ö. 13.yy'a ait Hititlerden kalma iki savaşçı kabartması, bir Bizans sarayı, Kız kalesi harabeleri ile Ulucak Höyüğü' dür. Kemalpaşa Ovası'nda I. ve II. sınıf araziler geniş bir alan kaplar. Bu araziler doğal şartların sonucu olarak ova tabanında yer almaktadır. III.,IV., VI. ve VIII. sınıf araziler sahada I. sınıf araziler kadar geniş yer kaplamamaktadır. VII. sınıf araziler ise çevre yüksek kütleler üzerinde genişçe yer kaplarken, sahada VI. sınıf arazi bulunmamaktadır. Kemalpaşa Ovası sahip olduğu geniş alanlı I.ve II. sınıf arazileri ile sahada beşeri ve ekonomik faaliyetler açısından son derece elverişli ortamlar sunmaktadır. Ova'nın topografya, iklim ve toprak özellikleri, sahip olduğu su kaynakları çok eski dönemlerden beri sahanın insan tarafından çeşitli amaçlarla (yerleşme, tarım, ticaret,vb.) kullanılmasına yol açmıştır. Günümüzde de Kemalpaşa Ovası önemli bir tarım alanıdır. Ancak başlangıçta düzensiz sanayileşme, sonrasında yörede kurulan 'Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi' verimli tarım alanlarının aleyhine geliştiği gibi bir dizi çevre sorununa yol açmıştır. Bu durum temelde arazi yetenek durumu dikkate alınmadan gerçekleştirilen yanlış arazi kullanımından kaynaklanmaktadır. Bu noktadan hareketle; çalışmada sahanın arazi yetenek sınıflarının saptanmış, mevcut kullanım ve ideal kullanım arasındaki farkların ortaya konmuştur. XXTektonik bir ova olan Kemalpaşa Ovası' nın kuzeyi ve güneyi mikroklima açısından çok farklı özellikler taşır. Çalışma sahasının farklı ekolojik özellikleri tarımsal faaliyetlere de yansımıştır. Ovanın güneyinde Nif Dağı'nm kuzeye bakan kesimi mikroklima şartları sayesinde ülkemizin önde gelen kiraz üretim sahası haline gelmiştir. Nif Çayı' nın suladığı ova zengin tarımsal potansiyeli ile dikkati çeker. Çağımızda doğal kaynakların sınırsız olmadığının anlaşılmasıyla birlikte bu tür çalışma ve uygulamaların yapılması önem kazanmıştır. Kemalpaşa Ovası İzmir için olduğu kadar ülkemiz için de önemli tarım alanlarından birini oluşturmaktadır. Ancak sahada görülen çevresel bozulmalar tümüyle insan faaliyetlerine dayalı olduğu için öncelikle çiftçi ve yerel yönetimlerin bilinçlendirilmesine yönelik çalışmalar yapılması gerekmektedir. Sahada çevresel sorunların önemli boyutlar kazanmaya başlaması, bu konuda yaygın bir bilincin olmadığını göstermektedir ve eğer arazi yetenek sınıfları doğrultusunda kullanım önlemleri alınmazsa bu sorunlar çözülmesi güç boyutlara varacaktır. Özellikle son yarım yüzyıl içersinde doğal kaynakların sınırsız olmadığının iyice anlaşılması ile birlikte çevre koruma bilinci önem kazanmaya başlamıştır. Bu tür sorunlar özellikle büyük kentlerin çevresinde gelişen sanayi yatırımları ile daha da büyük boyutlara varmıştır. Bu noktada Kemalpaşa Ovası da İzmir anakentine yakın olması nedeniyle doğal özelliklerini hızla yitirip, insana ve çevreye zarar verme sınırına yaklaşmaktadır. Ancak bunlar sanayiye yatırım ortamı hazırlayan yerel yönetimlerce 'kalkınma' adı altında göz ardı edilmektedir. Elbette sanayi faaliyetleri insan için gereklidir. Ancak sahada temel sorun sanayinin varlığından ziyade arazi yetenek sınıfları dikkate alınmadan yanlış bir alanda kurulmuş olmasıdır. Sahada bulunan Kemalpaşa Organize Sanayi havzanın en değerli alanlarını işgal etmektedir. Yine özellikle sanayi faaliyetleri neticesinde Nif Çayı hızla kirlenmektedir. Ayrıca çiftçiler de kısa sürede önemli karlar elde edebilmek gayesiyle bilinçli bir arazi kullanımından uzak görünmektedir. Tarımsal faaliyetlerin ön plânda olduğu çalışma alanında, yakın bir gelecekte tarımın önemini yitireceği, yerleşim ve sanayi amaçlı kullanımların ön plâna çıkacağı açıktır. Anahtar kelimler: 1) Arazi yetenek sınıflaması 2)Arazi Kullanımı 3) Yanlış Arazi Kullanımı 4)Çevre Bilinci 5) Sürdürülebilirlik. XXI