John Locke'un Felsefesinde Doğal Haklar ve Sınırlı Yönetim


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Felsefe Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SEMAVİ MERT ACAR

Danışman: Özlem Duva Kaya

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Doğal haklar, tüm insanların sadece insan olmaları bakımından doğuştan sahip oldukları temel hak ve özgürlükleri ifade eden bir kavramdır. Bu haklar evrensel ve devredilemez, yani hiçbir koşulda geri alınamaz veya teslim edilemez haklar olarak kabul edilir. Doğal haklar düşüncesi birçok politik tartışmanın merkezinde yer almış ve modern demokratik toplumların gelişmesinde kilit bir rol oynamıştır. Bu çalışmada, Locke'un doğal haklar ve doğa yasası kavramlarını nasıl ele aldığı ve bu kavramların, onun siyasal yönetimin amacı ve rolüne ilişkin anlayışını nasıl şekillendirdiği incelenmektedir. Ayrıca bu çalışmada, Locke'un öğretisinde, yapısı, yetkileri ve sınırları dahil olmak üzere sınırlı bir yönetimin özellikleri ve bunların doğal hakların korunmasıyla nasıl bir ilişki içerisinde oldukları incelenmektedir. Locke ortaya koyduğu doğa durumu kuramıyla devredilemez nitelikte olan doğal hakları politik kaygısının merkezine yerleştirmiş bir filozof olarak karşımıza çıkmaktadır. Locke, tüm insanların siyasal otoriteden bağımsız bir şekilde yaşam, özgürlük ve mülkiyet haklarına sahip olduklarını vurgulamış ve bu hakların korunmasını siyasal otoritenin varoluş nedeni olarak ortaya koymuştur. Öte yandan Locke, bu haklara vurguyu kuvvetlendirmek için doğa durumunda herkesi bağlayan bir doğa yasasının var olduğunu ileri sürerek doğa durumuna ahlaki bir statü kazandırmış ve bu sayede doğa durumunu Hobbesçu anlamda bir savaş durumundan kesin olarak ayırmıştır. Locke, kökleri felsefe tarihinde Antik Çağ'a kadar uzanan bir kavram olan doğa yasasını hem doğa durumunda yürürlükte olan ahlaki bir ilke hem politik toplum yasalarının yapılmasında bir ölçüt hem de siyasal yönetimin meşruiyetini belirleyen bir temel olarak ortaya koymuştur. Doğa yasasının bilinme yolu olarak başvurduğu "doğanın ışığı" kavramıyla Locke, doğuştan sahip olunan duyu algısı ve akıl yetilerinin birbirleriyle uyumlu olarak kullanılmasını ifade etmiştir. İnsan kendi deneyimi ve aklı dışında başka hiçbir rehbere ihtiyaç duymadan doğa yasasını bilebilir ve ona göre davranışlarına yön verebilir. Locke doğa yasası kavramıyla aynı zamanda, devredilemez doğal hakların kapsamını genişletmiş ve onlara daha güçlü bir vurgu yapmıştır. Locke açısından devredilemez nitelikte olan bu haklar Thomas Hobbes'un savunduğunun aksine mutlak bir yönetimde değil ancak sınırlı bir yönetimde güvende olabilmektedir. Locke'un doğal hakların korunması adına öne sürdüğü yönetim ya da eş deyişle meşru siyasal yönetim, yönetilenlerin rızasını alan ve yasamanın üstünlüğü ve güçler ayrılığı ilkelerinin geçerli olduğu sınırlı bir yönetimdir. Eğer yönetimler doğal hakları istismar ederek zorbalaşırlarsa halk kendisini dağıtmadan bir zamanlar gösterdiği rızayı geri çekerek devrim yapma hakkına sahip olur. Anahtar Kavramlar: John Locke, Doğal Haklar, Doğa Yasası, Doğa Durumu, Sınırlı Yönetim.