Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2015
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: TUBA YILDIRIM
Danışman: İNCİ ALACACIOĞLU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Lenfomalar; Hodgkin Lenfoma (HL) ve non-Hodgkın Lenfoma (NHL) olmak üzere 2 gruba ayrılır. Son yıllarda modern tıp teknolojilerindeki gelişmeler sonucu tanı koymada ve tedavi edilebilirlikte artış nedeni ile tedavi sırasında ve sonrasında gelişen psikiyatrik komplikasyonlar ön plana çıkmaktadır. Lenfoma tanısı ile izlenen ve tedavi gören hastalarda normal popülasyona kıyasla daha fazla oranda geçici veya süreğen bitkinlik durumu ve depresyon hali önceki çalışmalarda ortaya konmuştur. Türk toplumunda çeşitli kanser tiplerinde yapılmış olan yaşam kalitesi analizleri literatürle uyumlu bulgular içerse de lenfoma için mevcut durumu tanımlayacak yeterli veri veya çalışma mevcut değildir. Çalışmamızda, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Hastanesi Erişkin Hematoloji Kliniğinde tanı konmuş lenfoma hastalarının tedavi sürecinde ve tedavi bitimini takip eden dönemde Beck Depresyon Ölçeği, Beck Umutsuzluk Ölçeği, Sürekli Kaygı Ölçeği ve EORTC-QLQ C30 Yaşam Kalitesi Ölçeği'ni kullanarak depresyon, kaygı, umutsuzluk durumlarını ve yaşam kalitesi durumlarını incelemeyi ve bu değişkenlerin birbirleri ile olan ilişkilerini ortaya koymayı amaçladık. Çalışmaya HL ve NHL tanısı olan ve anketleri yanıtlamayı kabul eden yeni tanı ve tedavi almakta olan 75 hasta dâhil edildi. Bu hastalardan 35' i ile tedavi sonrası izlemde tekrar anket değerlendirmesi yapıldı. Yeni tanı almış ve tedavi almakta olan hastaların %24.2' sinde (%7.1' inde ciddi depresyon) ve tedavi sonrası izlemde olan hastaların %17.1' inde depresyon saptanmıştır. Umutsuzluk düzeyi tedavi sonrası izlemde olan ve tedavi sonrası tam remisyonda olan hastalarda daha yüksek olduğu görülmüştür. Tedavi sürecinin hastaların fiziksel, emosyonel, sosyal ve ekonomik dengelerinin bozduğu ve yaşam kalitelerini düşürdüğü saptanmıştır. Bu nedenle lenfoma tedavisinde gözetilmesi gereken ana ilke; sadece sağkalımın iyileştirilmesi değil, hastaların psikolojik bozukluklarını belirleyerek bunlara yönelik çözüm yolları bulmak ve yaşam kalitelerini koruyarak sağkalımın iyileştirilmesi olmalıdır.