Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Mimarlık Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2016
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: DUYGU ÖZDERYA
Danışman: Gökçeçiçek Savaşır
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Günümüzde internet sörf yapmak için, mobil telefonlar iletişim kurmak için ve bu yolla teknoloji her gün mekânsal ilişkiler yaratmak için kullanılmaktadır. Bu etkinlik zaman-mekân anlayışını değiştirmekte; sanal mekân ortaya çıkmaktadır. Bu noktada tüm sorunları ve olasılıklarıyla toplum içinde bir gerçeklik olarak yer alan teknoloji, üzerinde çalışılması gereken bir konu haline gelmektedir. Bir imkân ya da bir kontrol mekanizması olması arasındaki ikili özelliği düşünüldüğünde; teknolojiyle bir ütopya ya da bir karşı-ütopya yaratma konusu gündeme gelebilir. Teknoloji, yalın bir biçimde, bir çeşit ortaya çıkarmadır. Bu teknoloji perspektifiyle birlikte, ütopya toplum için bir proje değil; bir model olmaktadır. Bu çalışma, ütopya ve teknoloji ilişkisinin mimarlık alanında irdelenmesi için, yirminci yüzyıl kent ütopyalarının söz konusu teknoloji perspektifini yansıtmadığı düşüncesine temellendirilmektedir. Bu çerçevede, toplumsal düşlerden çok, geleceği ve yapı teknolojilerini merkeze yerleştiren yirminci yüzyıl kent ütopyaları arasında, Constant'ın Yeni Babil'i farklı bir yaklaşıma sahiptir. Çalışmada, Uluslararası Sitüasyonistler'in toplumsal eleştirelliğinden gelişen ve teknolojiyi bir odak olarak değil, daha iyi bir gelecek toplumu elde etmek için kullanan Yeni Babil üzerinden, kavramsal bir okuma yapılması amaçlanmaktadır. Bu tarihsel arka plana referansla, sanal mekânın özeliklerini anlamak ve kavramsallaştırmak amacıyla; ütopya, teknoloji, gösteri, avangard, kent, aylaklık, kentsel haritalar, insan ve zaman-mekân kavramları aracılığıyla Yeni Babil ve sanal mekân arasında bir karşılaştırma yapılmaktadır. Sonuçta, teknolojiyle gelişen sanal mekânın biçimlenmesinde insan, varoluşsal bir faktör olarak ortaya çıkmaktadır.