Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Arkeoloji Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: LOKMAN BOZKURT
Danışman: AYGÜN EKİN MERİÇ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Anaerki insanın antropolojik gelişiminde büyük bir yer kaplar, geçmişi insanın bilinmeyen dönemlerine dek uzanır. Memeli hayvanların gelişim seyrine bakılırsa annenin aile için ne kadar merkezi bir öneme sahip olduğu açıkça gö-rülür. Bir memeli olan insanın da doğal olarak bu süreçleri yaşamış olması bek-lenir. Ataerkinin baskı ile oturtulmasına dek insan toplulukları ve toplumların-da kadın merkezi bir yere sahip olmuştur. Yerleşik yaşamda tarım ve savaş teknolojisinin gelişimine paralel olarak erkeğin toplumda güç ve söz sahibi ol-maya başlaması son binyıllara denk gelmektedir. Toprağı bölerek özel mülkiye-ti başlatan erkek, kızı da anneden ayırarak kadın ve çocuklar üzerinde hakimi-yet kurup kendini göksel bir varlık ilan etmekte ve yeryüzündeki iktidarını pe-kiştirmektedir. Erken çağlardan Antik Yunan'a kadar yazılan, anlatılan, aktarılan mi-tosların çoğu kadın erkek arasındaki çatışmayı anlatır. Bu çatışmayı erkeğin saldırısı ve kadının savunması olarak değerlendirmek daha doğru bir ifade olur. Yunan mitolojisi ve dini erkek iktidarının pekişmesi ve kadının uğradığı haksız-lığın meşrulaştırılması üzerine birçok örnek içermektedir. Bir bakıma Yunan kültürü kadının ikinci sınıf vatandaş ve köle olarak görülmesini yasal bir du-ruma dönüştürür. Kadını sürekli olumsuzlayarak kendini varetmeye çalışan Yunan ataerkil kültürü, farkında olmadan kadının geçmiş toplumdaki gücüne ilişkin de geniş bilgi vermektedir. Çünkü bu kültürün üzerinde geliştiği zemin anaerkildir ve ne kadar çabalasa da bu olguyu yok sayamaz. Doğal olarak geli- şen ve söylenegelen mitosun 'kafadan çocuk doğurarak' yani kurgusal bir mi-tosla örtülmesi mümkün değildir. Gerçek yaşamın bir tür yansıması olan mitos dönemin toplumsal ve siya-sal yaşamının da aynası olmaktadır. Demeter'in kızı kaçırılarak anayerli evliliğe darbe vurulur ve kızına karşılık tanrıçadan tarımın sırları alınır. İnsanlığa sa-vaş ve iktidar hırsı yerine aşkı vadeden tanrıça Aphrodite bütün günahların sebebi olarak sunulur ve ilençlenir. Zeus hamile eşini yutup Athena'yı kafasın-dan doğurarak kendisinin de doğum gücüne sahip olduğunu, kendi kuşağından önceki tanrıçalarla birleşerek bütün dünyanın babası olduğunu gösterme ihti-yacı duyar. Fakat kadının böyle bir gösterişe ihtiyacı yoktur, çünkü annedir, doğal olarak doğurgandır, çocuğu doğurup yetiştirirken verdiği emekle ailedeki konumunu elde etmiştir. Diyalektiğin temel yasası gereği, her yeni düşünce öncekiler üzerine te-mellenir. Dolayısıyla dönem yazını her ne kadar kadının-tanrıçanın gücünü giz-lemeye, çarpıtmaya çalışsa da, ne Homeros ne Hesiodos Mousaları anmadan söze başlayamaz. Tanrıların babası Zeus bile oğlunu Moira'ların verdiği pay-dan esirgeyemez. Yunan mitolojisinin önemli bir kısmı kadının toplumdaki merkezi konumu ve saygınlığını kırmak üzerine kurulmuştur. Bu durum bera-berinde birçok tanrıçanın Olympos'a göre yeniden tanımlanmasına yol açmış-tır. Ataerkil düzen tarafından yeni görevler ve sıfatlar yüklenen tanrıçalar ve mitolojik kadın figürler, babayı öven erkek iktidarını kabullenmiş karakterler olarak sunulmaktadırlar. Anahtar Kelimeler: Anaerki, Yunan Mitolojisi, Anayerlilik, Demeter, Aphrodi-te, Athena, Olympos İktidarı, Ataerki.