Lokal ileri meme kanserlerinde tedaviye yanıtın değerlendirilmesinde difüzyon ağırlıklı manyetik rezonans görüntüleme ve adc değerlerinin yeri


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2007

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ABDULKERİM SERİM

Danışman: PINAR BALCI

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç Meme kanserli olgularda neoadjuvant kemoterapi sonrası hastanın diffüzyon ağırlıklı Manyetik Rezonans Görünteleme (MRG) ile incelenmesi ve ADC (Apparent Diffusion Coefficent= Görünür difüzyon katsayısı) değerlerlerinin saptanması, lezyonun kemoterapiye erken dönem yanıtının değerlendirilmesinde diffüzyon ağırlıklı Manyetik Rezonans Görüntüleme ve ADC değerlerlerinin katkısının araştırılması. Gereç ve Yöntem Yaşları 27?77 (ortalama: 50,5) arası değişen histopatolojik olarak meme kanseri tanısı almış 24 kadın hasta çalışmamıza alındı. Hastalara 1.5 Tesla manyetik alan gücünde MR cihazı ile memeye yönelik manyetik rezonans görüntüleme incelemesi yapıldı. Ardından her iki memeye sagital planda spin eko ?echo planar? görüntüleme sekansı ile difüzyon ağırlıklı görüntüler alındı. Çalışmada ?b? değeri 0 ve 550 sn/ mm2 olarak belirlendi. Elde olunan görüntüler üzerinden, normal meme parankimine ait fibroglandüler dokuda ve meme lezyonlarında ADC değerleri hesaplandı. İkinci aşamada, neoadjuvant kemoterapiye giden13 hasta değerlendirmeye alındı. Tüm hastalardan 2. kür kemoterapi sonrası tetkikler tekrarlandı ve tedavi öncesi ADC değerleri ile karşılaştırıldı. Ayrıca tedavi öncesi ve tedavi sonrası santral ve periferik ölçümler kendi aralarında değerlendirildi. Tedaviye bağlı santral nekroz gösteren tümörler not edildi. Her lezyonun santralinde ve periferinde elde olunan ADC değerleri kendi aralarında ve karşı meme dokusu ile ayrı ayrı karşılaştırıldı. Tedavi sonrası difüzyon ağırlıklı görüntüler üzerinden elde olunan ADC haritalarından yapılan ölçümler ile tedavi öncesi ölçümler karşılaştırıldı ve RECIST ölçütleri ile saptanan yanıt ile uyumlu olup olmadığı değerlendirildi. Yine tümörlerin patolojik tiplerine göre tedavi öncesi ve sonrası ADC değerleri arasında anlamlı farklılık olup olmadığı incelendi. Son olarak, tedavi sonrası lezyon bulunmayan normal meme dokusuna ait ADC değerleri tedavi öncesi ADC değerleri ile karşılaştırılarak, kemoterapotik ajanların normal meme parankimi üzerine etkileri araştırıldı. Bulgular İncelemeye dahil edilen 24 hastadan tamamı histopatoloji ile kanıtlanmış meme kanseri tanısı aldı. Yapılan ölçümlerde malign lezyonlarda ADC değerleri ortalaması 1,07 X 10?³ mm²/sn, eşik değer 1,48 X 10?³ mm²/sn olarak saptandı. Karşı meme glandüler dokuda ADC değerleri ortalaması 1,80 X 10?³ mm²/sn ölçüldü. Malign lezyonlara ait ADC değerleri normal glandüler doku ADC değerlerinden istatistiksel anlamlı düşük saptandı, (Mann Whitney U testi, p < 0.001). Ardından neoadjuvant kemoterapi alan 13 hastada tedavi öncesi ve sonrası ADC değerleri karşılaştırıldı. Tedavi öncesi nekroz izlenen tümörlerde santralde ADC değerleri perifere göre yüksek izlendi. Tedavi sonrası nekroz gösteren tümör sayısında artış saptandı. Tedavi sonrası lezyon ADC değerleri ortalamasında (1,38 X 10?³ mm²/sn), tedavi öncesi ADC değerlerine (1,06 X 10?³ mm²/sn) göre istatistiksel olarak anlamlı artış izlendi (Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi, p = 0.003). Tedaviye boyut değerlendirmede minimal yanıt veren tek vakada (invaziv lobüler karsinom), tedavi sonrası ADC değerlerinde artış izlenmedi. Normal meme parankimine, kemoterapotik ajanların etkilerini değerlendirmek amacı ile yapılan istatistiksel değerlendirmede tedavi öncesi ve sonrası her iki memenin ADC değerleri arasında istatistiksel fark izlenmedi (Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi, p = 0.658 ve p = 0.702). Sonuç Meme kanserinde tedavi sonrası selüler dansitede azalma, hücre membran yapısında bozulma sonucu lezyonlarda difüzyon kısıtlaması azalmakta ve ADC değerleri artış göstermektedir. Buna bağlı olarak kemoterapi sonrası tedaviye yanıtın erken dönemde difüzyon ağırlıklı görüntüler ile değerlendirilebileceği gösterilmiştir.