Tanzimat Dönemi hikaye ve romanlarının söz varlıklarının tespiti ve Türkçe bakımından değerlendirilmesi


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Ortaöğretim Sosyal Alanlar Eğitimi Ana Bilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2016

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: İSMAİL TEOMAN GÜNEŞ

Danışman: ŞERİF ALİ BOZKAPLAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

İlkel toplumlarda bile tüm kusursuzluğuyla karşımıza çıkan dil, insan zekasının geliştirdiği en mükemmel yapıdır. İster gelişmiş bir endüstriyel toplumun dili olsun ister metali işlemeyi bilmeyen bir kabilenin dili olsun gramerlerinin karmaşıklığı ölçüsünde birbirlerinden aşağı kalır yanları yoktur. Dilleri bir diğerinden üstün kılan, sözvarlıklarının zenginliğidir. Dilin gelişmişliği, kelime haznesinin ve anlatım yollarının zengin ve çeşitli olmasına bağlıdır. Dilde mevcut olan kelime ve kelime öbeklerinin toplamına söz varlığı adı verilir. Söz varlığı hem dilin kendi öz kaynaklarıyla hem de dışarıdan dile kelime dahil etme yoluyla zenginleştirilebilir. Her gün değişim halinde olan söz varlığı, günün gerekliliklerine göre şekil alır. Bilimdeki keşifler ve icatlar yeni isimlendirmelere ihtiyaç duyar. Siyasi değişimler kimi kelimeleri öne çıkarırken kimilerini kullanım dışı bırakabilir. Dinin, felsefi düşüncenin, sanatın ve edebiyatın kelime kadrosunu devrin öne çıkan kültürü belirler. Dil sosyoekonomik ve sosyokültürel bir değerdir ve bu sebeple yükselebilir, dünyaya hakim olabilir, gerileyebilir, hatta ölebilir. Toplumların tarih boyunca yaşadığı değişimleri, geçirdiği evreleri dili inceleyerek analiz etmek mümkündür. Dili tarihe gömülmüş bir millet siyasi ve ekonomik olarak da çökmüştür. Tarih devirleri boyunca Türkler iki büyük değişim yaşamışlardır. Bunlardan ilki İslamiyet'in kabulüdür. Orta Asya Medeniyeti dairesinde yer alan Türkler, Orta Doğu çıkışlı bir din olan İslamiyet'i kabul ederek Orta Doğu Medeniyeti dairesine girmişlerdir. Yeni medeniyet söz varlığını da beraberinde getirmiştir. Türkler'in tarih boyunca yaşadıkları ikinci büyük değişim de Tanzimat Fermanı'nın ilanıdır. Bu olayla birlikte bin yıl boyunca yer aldıkları Orta Doğu Medeniyeti'ni terk edip, Avrupa yani Batı Medeniyeti'ne yüzlerini çevirmişlerdir. Söz varlığı da bu değişime ayak uydurmakta gecikmemiştir. Ama her geçiş döneminde olduğu gibi eskinin ve yeninin bir arada bulunduğu bir ara evre yaşanmıştır. Tanzimat her anlamda eskinin ve yeninin heterojen olarak yer aldığı bir devrin adıdır. Özellikle bin yıldır kullanılan Arapça ve Farsça terimler yerlerini Fransızca eş anlamlılarına bırakmaya başlamışlardır. Tanzimat devrinden birkaç on yıl sonra terimlerin birçoğunun Batı'dan gelenlerle değiştirildiği görülür. Ama Tanzimat Dönemi her iki medeniyet dairesinin kelime kadrosunu da muhafaza ederek kendine has bir söz varlığı oluşturmuştur. Tanzimat Devri sadece bu dönemde görülen kendine has birçok özelliği ile söz varlığı bakımından incelenmeye değer bir dönemdir.