Hiperferritinemisi olan hastaların retrospektif olarak değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2016

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ŞERİFE ASYA GERME

Danışman: MEHMET ALİ ÖZCAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışmada hastalarda demir birikiminin göstergesi olan ferritin değeri ile hastaların demografik özellikleri, karaciğer fonksiyon testleri, akut faz reaktanları, çalışma süresince 25 ayda aldıkları toplam eritrosit süspansiyonu transfüzyon sayıları arasındaki muhtemel ilişki ve demir şelasyon tedavisi alan hastaların tedaviye yanıtları istatistiksel analizler kullanılarak araştırıldı. 1.1.2014-1.2.2016 tarihleri arasında DEÜTF Hastanesi Hematoloji ve Onkoloji Polikliniklerine başvuran, ferritin >1000 ng/ml olan 89 hasta çalışmaya alındı. Hastaların çalışma sürecinde ferritin değerlerinin en yüksek olduğu tarihteki verileri retrospektif olarak değerlendirildi. Hastalar hematoloji ve onkoloji olarak gruplandırılarak ferritin düzeyi açısından karşılaştırıldığında hastaların tanıları ile ferritin düzeyleri arasında anlamlı bir fark saptanmadı (p=0.343). Hastaların ferritin düzeylerinde cinsiyet ve yaş açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı (sırasıyla p=0.741 ve p=0.877). Hastaların ferritin düzeyleri ile AST ve GGT düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunurken (sırasıyla p=0.001 ve p= 0.003); ferritin düzeyleri ile ALT düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı (p=0.07). Çalışmamızda hastalarda artmış ferritin düzeyinin, ferritinin akut faz reaktanı olması ile ilişkili yüksekliklerini dışlamak amacıyla CRP ve ESR bakılmış olup, CRP' si ve/veya ESR'si yüksek olan hastalarla normal olan hastalar arasında ferritin düzeyi açısından anlamlı fark bulunmamıştır (sırasıyla p=0.485 ve p=0.193). Hastaların ferritin düzeyleri ile aldıkları toplam eritrosit süspansiyonu sayıları arasında anlamlı bir ilişki bulundu (p=<0.001). Tanı aldıkları klinik ile demir şelasyon tedavisi başlama durumu arasındaki ilişki değerlendirildiğinde anlamlı fark saptanmamıştır (p=0,222). Demir şelasyon tedavisi alan hastaların tedavinin 3-6.ayında yapılan ilk kontrollerinde hastaların % 83.3' ünde ferritin düzeylerinde tedavi başlangıcına göre ≥%10 azalma; tedavinin 10.ayında yapılan ikinci kontrollerinde ise hastaların % 71.4' ünde ferritin düzeylerinde tedavi başlangıcına göre ≥%10 azalma izlendi. Sonuç olarak çalışmamıza dahil olan hastalarda hiperferritineminin kan transfüzyonları ile ilişkili olduğu görüldü.