Âşık Paşa'nın Garib-nâme'sinde insan eğitimi ile ilgili unsurların incelenmesi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Ortaöğretim Sosyal Alanlar Eğitimi Ana Bilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2004

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MİHRİBAN BÜLBÜL

Danışman: İLHAN GENÇ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

ÖZET AŞIK PAŞA'NIN GARJB-NAME' SİNDE İNSAN EĞİTİMİ İLE İLGİLİ UNSURLARIN İNCELENMESİ Mihriban BÜLBÜL Çalışmamızın nedeni, 14. yüzyılda yazılmış; Türk kültürü, tarihi, dili ve edebiyatı açısından büyük değer taşıyan "Garib-nâme" adlı öğretici eserin içindeki eğitimle ilgili unsurların incelenerek ortaya çıkarılmasıdır. Kemal YAVUZ tarafından günümüz Türkçesine çevrilmiş eserin doğrudan eğitimle ilgili olan bölümlerinden elde edilen malzameyle konu başlıkları ve alt başlıklar belirlenmiştir. Bunlar da tahlil edilerek çıkarımlarda bulunulmuştur. Âşık Paşa Garib-nâme' de özellikle insanın yaratılmış en değerli varlık olduğu üzerinde durmuş, böylece insanın kendini tanımasını, sevmesini, makamını bilerek doğru hareket etmesini istemiştir. Fakat insanın bu üstünlüğü ondaki ruh sebebiyledir; yoksa insan beden yönüyle değersizdir. Zaten önemli olan insanın kendini eğiterek yine kendinden Tanrı'ya ulaşabilmesidir ki bunun tek yolu ruhu eğitebilmek ve bedenî zevklere esir olmamaktır. Fakat bu o kadar kolay değildir; bunu başarabilmenin yolu da bilgili olmaktan geçmektedir. Bu yüzden Âşık Paşa, insana sık sık bilgili olmayı, insanlara yaralı olmayı, ahlâklı olmayı ve aklı doğru kullanmayı, ilâhî aşkla şereflenmeyi... önermiştir. İnsana yakışan düşünmek, ibret almak, idrâk etmek, yorumlamak ve anlamaktır; çünkü insan suretten ibaret değildir, insan bilinçli olmak ve bilinçli hareket etmek zorundadır. Yapılan işin aslının bilinmesi üzerinde duran Âşık Paşa, aslı bilinmeden yapılan işten yarar elde edilmeyeceği hususuna dikkat çekmiştir.VI Ayrıca kişinin Tanrı 'yi bilme noktasında en büyük payın kendini bilmesi olduğunu vurgulamış; kişinin kendini tanımasının (geçmiş, hâl, gelecek) önemi üzerinde durmuştur. Kişinin kâinatı ve Tanrı 'yi idrak etme, doğru olanı yaşama gibi meseleleri kendi yaşantısı ve bilgisinin darlığı ile değil, o ilâhi tecellilerin kendi erginliğiyle ve tüm bir yaşanmışlıkla (tarihle) değerlendirip anlamasını tavsiye etmiştir. Kişi ancak bu geniş persfektifle hakikate ulaşabilecek ve doğru yorum yapabilecektir. İnsan, akıl, bilgi, ahlâk, hakikat.