Türkiye`de doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının vergisel teşvikler açısından değerlendirilmesi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Maliye Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2004
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: NİLÜFER AKSU
Danışman: HAKAN AY
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:ÖZET Globalleşme ile birlikte dünyada siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda köklü değişiklikler meydana gelmiştir. Bu anlamda coğrafi sınırlar ortadan kalkmış, üretim, ticaret gibi bir çok alanda dünyada bir bütünleşme oluşmuştur. Bu değişimle beraber dünyada dolaysız yabancı sermaye yatırımları da hız kazanmış ve bu alanda yoğun bir rekabet yaşanmaya başlanmıştır. Gelişmiş ve gelişmekte olan tüm ülkelerin dolaysız yabancı sermaye yatırımlarına ihtiyaçları vardır. Gelişmekte olan ülkeler ekonomik gelişmelerini tamamlayabilmek için büyük yatırımlara gereksinim duymakta, bu yatırımları gerçekleştirebilmek için de sermaye, teknoloji, deneyim gibi bir çok faktöre ihtiyaçları olmaktadır. Bu faktörlerin dolaysız yabancı sermaye yatırımlarıyla beraber ülkeye ithal edilebilmesi gelişmekte olan ülkeler için yabancı sermaye yatırımlarını daha da önemli bir noktaya taşımıştır. Gelişmiş ülkeler ise sanayileşmelerine paralel olarak sermaye birikimlerini tamamladıklarından dolayı sermeye ve teknoloji transferi için yeni pazar arayışına yönelmektedirler. Dünyada ilk yabancı sermaye yatırımları sömürgecilik dönemiyle başlamış olmasına rağmen, tam anlamıyla ortaya çıkması İkinci Dünya Savaşı sonrasında denk gelmektedir. 1950'li yıllardan sonra özellikle dolaysız yabancı sermaye yatırımlarının artmasındaki en önemli etken Çok Uluslu Şirketlerin varlığıdır. Portföy ve dolaysız yabancı sermaye yatırımları olarak ikiye ayrılan yabancı sermaye yatırımlarından, dolaysız yabancı sermaye yatırımları genellikle Çok Uluslu Şirketler tarafından yapılmaktadır. Bir çok ülkede şubeleri bulunan bu şirketler çok büyük hacimlerde üretim yapabilen, rekabet güçleri kuvvetli şirketlerdir. Türkiye Cumhuriyetinin yabancı sermaye ile tanışması Osmanlı İmparatorluğu zamanında rastlamaktadır. Türkiye, Osmanlı İmparatorluğu yıkıldıktan sonra içinde bulunduğu durumdan dolayı çekingen kaldığı dolaysız yabancı sermaye yatırımlarını 1950'li yıllardan sonra teşvik etmeye başlamıştır. Liberal bir yabancı sermaye mevzuatı oluşturan Türkiye bu mevzuatı özellikle 1980 yılından sonra aktif bir şekilde uygulamıştır. 24 Ocak 1980 İstikrar Tedbirleriyle benimsenen yeni dışa açık kalkınma modeliçerçevesinde yabancı sermayeyi teşvik politikası da yeni bir boyut kazanmıştır. Bu dönemde hem dünyadaki gelişmeler hem de ülkemizdeki liberal ekonomiye geçiş çabalarıyla gerçek anlamda dolaysız yabancı sermaye yatırımlarının ülkemize girmesi başlamıştır.