Neolitik Dönem'de Batı Anadolu'da Melos


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Arkeoloji Ana Bilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: GÜNAY DİNÇ

Danışman: ENGİN AKDENİZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Obsidyen, düz ve keskin kırılma özelliğine sahip olduğu için Neolitik Dönem'de, yontmataş endüstrisinde önemli bir yere sahiptir. Bu özelliğinden dolayı Neolitik topluluklar arasında tercih edilen bir malzeme olmuştur ve geniş bir dağılım yelpazesi sergilemiştir. Ege havzası üç farklı obsidyen kaynağı barındırır. Bunlardan Antiparos obsidyeni oldukça küçük boyutlu nodüllere sahip olduğu için Neolitik topluluklarca tercih edilmemiştir. Melos obsidyeni Adamas ve Demenegaki kaynaklarıyla, bu dönemde en çok tercih edilen kaynak olmuştur. Sahip olduğu kaliteli yapısıyla geniş bir dağılım göstermiş, Yunan anakarasına, Ege adalarına ve Anadolu'nun batı kıyılarına ulaşmıştır. Melos obsidyeni, Marmara Bölgesi'nde, Pendik, Fikirtepe, Barcın Höyük ve Aktopraklık yerleşimlerinde tespit edilirken, Batı Anadolu'da Hoca Çeşme, Gökçeada-Uğurlu/Zeytinlik, Coşkuntepe, Ege Gübre, Ulucak, Yeşilova, Dedecik-Heybelitepe, Çukuriçi ve Girmeler Mağarası'nda tespit edilmiştir. Muhtemelen bu yerleşimlerden Coşkuntepe ve Çukuriçi yerleşimleri, obsidyen tedarik ve dağıtımından sorumlu merkez yerleşimler olma özelliği taşırken, Yeşilova, Dedecik ve belki Ulucak yerleşimleri de dağıtımdan sorumlu aracılar olabilir. Giali adası, kuzeydoğu kaynakları ve güneybatı kaynakları olmak üzere iki farklı obsidyen rezerv alanına sahiptir. Giali obsidyeni Güney EgeDenizi'nde, Girit ve Batı Anadolu kıyılarında tanınmıştır. Bu obsidyen, Melos ve Antiparos obsidyenlerine göre daha şeffaf olmasına karşın içeriğinde mineral kristalleri barındırır. Obsidyenin içeriğinde barındırdığı bu kristal minerallerinden dolayı, -özellikle baskı tekniği kullanıldığında- düzensiz kırılmaya neden olur. Bu özelliğinden kaynaklı Giali obsidyeni Neolitik topluluklarca çok tercih edilmemiş ve bu durum, Neolitik toplulukların, üretim için Melos obsidyenine yönelmelerine yol açmıştır. Giali obsidyeni, büyük ölçüde Oniki Adalar'ın yerel toplulukları tarafından Mezolitik'ten Erken Tunç Çağı'na kadar, nispeten özel amaçlı eserler ve yonga aletler üretmek için kullanılmıştır. Giali obsidyeni Batı Anadolu kıyılarında nadir olarak bulunmaktadır. Şimdiye kadar Çine-Tepecik Höyüğü Geç Kalkolitik ile Geç Tunç Çağı tabakalarında, Çukuriçi Höyük'te ve Ulucak Höyüğü'nde küçük miktarlarda görülmüştür. Iasos'taki ETÇ I-II mezarlarında birkaç parça Giali obsidyeni tanımlanmıştır. Renfrew ve Sampson, Halikarnassos yarımadasında Giali obsidyeninin tespit edildiği bir buluntu merkezinden söz etmiş ancak bu konuda daha fazla bilgi vermemiştir. Ayrıca Bozburun Yarımadası'nda yapılan araştırmalarda yüzey buluntusu olarak ele geçen bazı obsidyen eserlerin Giali kökenli olduğu bildirilmiştir.