Yaşlıların diffüz büyük b hücreli lenfoması tedavi sonuçları ve etkileyen prognostik faktörler


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2016

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SÜLEYMAN CEM ADIYAMAN

Danışman: GÜNER HAYRİ ÖZSAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

GİRİŞ: Diffüz Büyük B-Hücreli Lenfoma (DBBHL) Non-Hodgkin Lenfomaların (NHL) en sık alt tipi olup, Hodgkin dışı lenfomaların yaklaşık %30-40 'ını oluşturmaktadır. Yaş ilerledikçe Hodgkin dışı lenfoma görülme sıklığında artış izlenmekle birlikte özellikle 60 yaş üzerinde bu artış yıllık yaklaşık %8-10 oranında izlenmektedir, yeni tanı alan hastaların %53 kadarı 65 yaş üzerinde olup, yapılan son çalışmalarda ortalama tanı yaşının 67'ye kadar ulaştığı söylenmektedir. Yapılmış olan serilerde ilerleyen yaşın negatif prediktif bir belirteç olduğu, yaşlı hastaların standart kemoterapi rejimlerini uygun dozda kullanamadığı, sahip oldukları komorbiditeler nedeniyle daha kötü prognoza sahip oldukları gösterilmiş, ancak daha sonralarında özellikle de yeni tedavilerin ışığında yapılan önemli çalışmalarda, standart rejimlerin tam doz yaşlı hastalarda küratif amaçla kullanılması sonucunda geriatrik hasta popülasyonunda da genç popülasyona benzer oranda yanıtların alındığı gösterilmiştir. Bu bilgiler ışığında yaşlı hastalarda NHL ve en sık alt tipi olan DBBHL' larda tedavi kararının doğru ve uygun olarak alınması çok önemlidir. AMAÇ: Araştırmamızın amacı Dokuz Eylül Universitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde takip edilen 65 yaş üstü DBBHL tanılı hastaların demografik özellikleri, tedavi yanıtları, ve sağkalım sürelerini incelemektir. MATERYAL METOT: Çalışmaya Ocak 2000 yılları ile Temmuz 2016 yılları arasında tanı anında 65 yaş üzerinde olan, Dokuz Eylül Universitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı'nda takip edilmiş DBBHL tanılı toplam 87 hasta alındı. Hastalardan ek malignite sahibi olanlar çalışmaya dahil edilmedi. Bu hastaların tanı anındaki patoloji preparatlarına ulasıldı ve dosyaları retrosprektif olarak tarandı. 51 hastanın patoloji preparatlarına ulaşılabilindi ve Hans algoritmine uygun olarak immunohistokimyasal alt tipleri belirlendi. BULGULAR: Hastaların medyan yaşı 72 (65-89) olarak hesaplandı. Hastalardan 74 (%85.1)'ü 80 yaşın altında ve 13 (%14.9)'ü 80 yaş ve üzerindeydi. Çalışmaya alınan hastaların 62 (%71.3) 'sinde herhangi bir komorbidite varken, 25 (%28.7) hastada yoktu. Tüm hastaların patoloji preperatlarına ulaşılamamakla birlikte mevcut olanlar ve ek immünohistokimya boyama yapılanlar içerisinde alt tipler; 14 (%27.5) hastada germinal ve 37 (%72.5) hastada non-germinal olarak tespit edildi. IPI skoru ise 12 (%13.8) hastada 1, 30 (%34.5) hastada 2, 30 (%34.5) hastada 3 ve 15 (%17.2) hastada 4 olarak bulundu, IPI skoru 5 olan hasta izlenmedi. Tedavi 63 (%72.4) hastada tam doz R-CHOP, 2 (%2.3) hastada azaltılmış R-CHOP, 10 (%11.5) hastada CHOP, 4 (%4.6) hastada R-CEOP, 4 (%4.6) hastada R-CVP, 1 (%1.1) hastada mini CEOP, 3 (%3.4) hastada R-Steroid şeklinde düzenlenmiş olarak bulundu. Antrasiklin türevi kemoterapi 75 (%86.2) hastada kullanılmışken, 12 (%12.8) hastaya verilmemiş olduğu gözlendi. Rituximab ise, 77 (%88.5) hastada kullanılmış ancak 10 (%11.5) hastada kullanılmamış olduğu saptandı. Tedavi yanıtının 46 (%52.9) hastada tam, 29 (%33.3) hastada kısmi ve 12 (%13.8) hastada olmadığı saptandı. 80 yaş üstü ve altı hastalarda tedavi yanıtları açısından istatistiksel farklılık gözlenmedi (p=0.572). Alt tiplerin tedavi yanıtlarının; germinal merkezli NHL olgularının %64.3'ünde tam, non-germinal olgularının ise %37.8'inde tam olduğu görüldü. İki grup arasında tedavi yanıtı açısından istatistiksel fark izlenmedi (p=0.205). IPI skoru arttıkça sağkalım sürelerinin kısaldığı görüldü (p=0.008). Komorbiditesi olmayan hastaların genel sağkalım sürelerinin olanlardan daha uzun olduğu görünmekle birlikte istatistiksel anlamlılık saptanmadı (69ay x 35ay, p=0.366). Antrasiklin alan hastaların lehine sağkalım sonuçları elde edilmiş olsa da, antrasiklin alan ve almayan grupların medyan genel sağkalım süreleri arasında istatistiksel anlamlı farklılık saptanamadı (55ay x 35ay, p=0.678). Benzer olarak rituximab alan hastalarda da medyan genel sağkalım süresinin sayısal olarak daha uzun olduğu gözlendi ancak istatistiksel anlamlılık bulunamadı (27ay x 57ay, p=0.513). Genel medyan sağkalım süresi 55 ay olarak hesaplandı. Yaşı 80 altındaki hastalarda medyan genel sağkalım süresinin 57 ay ve yaşı 80'nin üstündeki hastalarda medyan genel sağkalım süresinin 31 ay olarak izlenmesine rağmen istatistiksel olarak anlam görülmedi (p=0.236). İmmunohistokimyasal alt tipler içinde germinal merkezli grubun germinal dışı gruba göre sağ kalımında daha avantajlı olduğu görülsede, istatistiksel olarak anlam izlenmedi (27ay x 21ay, p=0.218). Tedavi yanıtı olmayan hastalarda medyan sağkalım süresi 3 ay, kısmi olan hastalarda 14 ay ve tam olan hastalarda medyan genel sağkalım süresi 136 ay olarak ölçüldü ve tedavi yanıtları ile medyan sağkalım süreleri arasında istatistiksel anlamlı farklılık saptandı (p<0.001). SONUÇ: Yaptığımız çalışmamızda DBBHL tanılı yaşlı hastalarda ilk sıra tedavi olarak rituximab bazlı tedavi rejimlerini uygun doz ve sürede tamamlayabilmelerinin sağkalıma önemli olarak etkili olduğu görülmüştür. Ek olarak hastaların değerlendirilmesinde IPI skorunun da önemini kaybetmemiş olduğu görülmüştür. Bu açıdan yaşlı hastalarda genel durumu elverdiği sürece standart ve uygun doz tedavi rejimlerinin kullanılmasından kaçınılmaması gerekmektedir.