Otolog kemik iliği transplantasyonunda mobilizasyon başarısız olan hastalarda pleriksafor (AMD3100) etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2016
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: NİHAN IŞIKLI
Danışman: GÜNER HAYRİ ÖZSAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Hematopoetik kök hücre nakli; kemik iliği veya periferik kandan elde edilen hematopoetik kök hücrelerin toplanması ve infüzyon yoluyla verilmesi işlemidir. Granülosit koloni uyarıcı faktör (G-CSF), kemoterapi ya da pleriksafor ile kemik iliği nişinde bulunan hematopoetik kök hücrelerin (HKH) periferik kana çıkartılması işlemine mobilizasyon, bu hücrelerin toplanması işlemine ise aferez denilmektedir. Mobilizasyon başarısızlığı kök hücre naklinin gecikmesine neden olarak kök hücre toplanması için yeni girişimleri gerekli kılmakta, bu da ek maliyetler ve riskler getirmektedir. Pleriksafor daha önce periferik kök hücre mobilizasyonu başarısızlığı olan multipl myelom ve lenfoma hastalarında G-CSF ile kombinasyonunun başarılı periferik kök hücre mobilizasyon oranları sağladığı gösterilmiş bir CXCR4 reseptör antagonistidir. Bu çalışmada Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı'nda takip edilen ve otolog kök hücre nakli planıyla kemoterapi + G-CSF ile mobilizasyon denemesi başarısız olmuş multipl myelom, Hodgkin ve non-Hodgkin lenfoma tanılı hastalarda pleriksafor ile mobilizasyon denemesinin verilerini değerlendirmeyi ve kendi verilerimizi ortaya koyarak literatür verileri ile olan benzerlik ve farklılıkları ortaya koymayı, aynı zamanda hastalık ve hastalar için yararlı olabilecek çıkarımları klinik uygulamaya sokabilmeyi amaçladık. Gereç ve yöntem: Dokuz Eylül Üniversitesi Hematoloji Bilim Dalı tarafından 1 Ocak 2010 ile 31 Aralık 2015 tarihleri arasında takip edilip otolog kök hücre nakli planıyla kemoterapi + G-CSF ile mobilizasyon denemesi başarısız olmuş ve pleriksafor ile mobilizasyon denenmiş multipl myelom, Hodgkin ve non-Hodgkin lenfoma tanılı 30 hasta çalışmaya dahil edildi. Demografik ve klinik veriler hastanemizde kullanılan bilgisayar otomasyon sistemi ve hastalara ait dosyalar taranarak elde edildi. Sonuç: Toplam 30 hastanın 7'si multipl myelom, 23'ü lenfoma idi. Hastalarımızın ortanca yaşı 51.5 (22-67 yaş arası) ve erkek/kadın oranı 2.3 idi. Hastalarımızın tamamı önceden siklofosfamid + G-CSF kombinasyonu almışlardı. Hastalardan ikisine iki kez pleriksafor + G-CSF kombinasyonu verilmişti. 30 hastanın 17'sinde (%57) başarılı mobilizasyon gerçekleştirildi. Multipl myelom tanılı hastalarda başarı oranı %43, lenfoma tanılı hastalarda başarı oranı %61 olarak saptandı. Toplam ürün CD34+ hücre düzeyi, aferezin birinci günü periferik kan CD34+ hücre düzeyi, ilk aferez kilo başı ürün CD34+ hücre düzeyi, aferezin 2.günü periferik kan CD34+ hücre düzeyi, 2.aferez kilo başı ürün CD34+ hücre düzeyi mobilizasyon başarısını etkileyen faktörlerdi. Tanı, cinsiyet, daha önce alınan kemoterapi sıra ve siklus sayısı, radyoterapi öyküsü, aferez öncesi trombosit değerleri ile mobilizasyon başarısı arasında anlamlı ilişki saptanmadı. Ürün kilo başı CD34+ hücre düzeylerinin ilk aferez seansından itibaren düşme eğiliminde olduğu izlendi. Toplam ürün CD34+ hücre düzeyi arttıkça nötrofil engrafman süresinin ise kısaldığı görüldü (p: 0.003). Hastaların mobilizasyon başarısını öngörmek adına aferezin ilk günü periferik kan CD34+ hücre düzeyi ve ilk aferez seansı ürün kilo başı CD34+ hücre düzeyi için eşik değerler hesaplandı. Periferik kan CD34+ hücre düzeyi eşik değeri 9.55/µl (duyarlılık %76.5, özgüllük %66.7), ürün CD34+hücre düzeyi eşik değeri 0.75x10⁶ hücre/kg (duyarlılık %64.7, özgüllük %92.3) olarak hesaplandı. 1. ve 2. aferez günlerindeki ürünlerin toplamına ait CD34+hücre düzeyi için eşik değer 1.45x106 hücre/kg (duyarlılık %82.4, özgüllük %100) olarak hesaplandı. Plerixafor ile mobilizasyon başarısızlığı izlendikten sonra ikinci kez pleriksafor ile mobilizasyon denemesi yapılan iki hastada da başarılı mobilizasyon gerçekleştirildi. Yorum: Sonuç olarak bu çalışmada kemoterapi + G-CSF ile mobilizasyon başarısızlığı olan hastaların yarısından fazlasında (%57) pleriksafor ile mobilizasyon denemesinin başarılı olduğu gösterilmiştir. Ek olarak pleriksafor ile mobilizasyonu başarısız olmasına rağmen bir miktar hücre toplanabilmiş hastalarda ikinci kez pleriksafor ile mobilizasyona şans verilebileceğini de düşündürmektedir. İlk aferez günü bakılan periferik kan CD34+ hücre düzeyinin ve ilk aferez seansında toplanan ürün düzeyinin mobilizasyon başarısını öngörmede yardımcı olabileceği de ortaya konmuştur. Bu çalışma retrospektif bir çalışma olması ve hasta sayısının az olması nedeni ile sınırlı bir çalışmadır. Mobilizasyon öncesi ve sonrası dönemde mobilizasyon başarısına etki eden faktörlerin tanımlanması ve özellikle pleriksafor gibi yeni ajanların hangi hastalarda ne zaman kullanılabileceğinin öngörülebilmesi için geniş kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar sözcükler: Mobilizasyon başarısızlığı, MM, HL, NHL, pleriksafor, engrafman