Endodermal hepatik organoidlerde (eHEPO) kültür mikroçevre modifikasyonlarının fonksiyon ve matürasyona etkilerinin incelenmesi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir Uluslararası Biyotıp ve Genom Enstitüsü, Moleküler Biyoloji ve Genetik Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: İngilizce
Öğrenci: CEMİLE NUR AGACA
Danışman: Şerife Esra Erdal Bağrıyanık
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Organoidler, hastalık modelleme, gelişimsel biyoloji, ilaç toksisite testi ve kişiselleştirilmiş tıp gibi alanlarda yaygın olarak kullanılan 3D, kendi kendine organize olan doku modelleridir. iPSC kaynaklı hepatik organoidler, karaciğer fonksiyonlarını yapabilme yetenekleriyle umut vericidirler. Ancak, bu organoidler fetal karaciğer özelliklerini taşıdığından, yetişkin karaciğer fonksiyonlarını taklit etme yetenekleri sınırlıdır. Bu araştırmanın amacı, iPSC kaynaklı hepatik organoid modeli (eHEPO) için mevcut protokolü geliştirerek, AFP gibi fetal karaciğer belirteçlerini azaltmak ve daha olgun bir model elde etmektir. Araştırma, hormonlar, mikrobiyota metabolitleri, sekretomlar ve desellülerize domuz karaciğeri matriksinin, karaciğerin mikroçevresini daha iyi taklit ederek daha olgun bir model oluşturabileceğini hipotez etmektedir. Bulgular, kültür ortamına eklenen hormon karışımı ve non-parankimal hücre sekretomlarının M-eHEPO kaynaklı organoidlerde olgunlaşmayı artırdığını göstermektedir. Organoid oluşum aşamasındaki değişikliklerin, diferansiyasyon sürecini ve hücresel yanıtları etkilediği bulunmuştur. Hepatositlerin heterojen bir popülasyon sergileyerek senkronize olamayabilecekleri hipotez edilmiştir. %5 dPL- ECM kullanımı, organoidlerde lümen yapısı artırmış ve albümin sekresyonu ile gen ekspresyon seviyelerini yükseltmiştir. Bu çalışmanın bulguları, hangi alanlarda daha fazla odaklanılması ve geliştirilmesi gerektiğine dair değerli bilgiler sunmaktadır. Gelecekteki araştırmaların, bu organoid modelini hastalık modelleme, rejeneratif tıp ve ilaç testi uygulamaları için uygun hale getirerek geliştirmesi beklenmektedir. Ayrıca, bu modellerin karaciğer nakli yerine geçebilecek alternatifler olarak kullanılma potansiyeli taşıdığı ve gelecekteki klinik ve terapötik gelişmeler için umut verici bir platform sunduğu öngörülmektedir.