Carl Gustav Jung'un Bireyleşme Kavramı ve Plastik Sanatlarda Bireysel Mitoloji
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Ayça Su DEĞİRMENCİ
Danışman: Engin Aslan
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu tez, sanatsal üretimde ruhsal süreçlerin estetik düzlemde nasıl görünür hale gelebildiği sorusundan hareket eder. Çalışma, yaratım sürecinin bireysel ve kolektif bilinçdışıyla kurduğu ilişkinin, arketipsel semboller ve tekrar eden imgeler üzerinden okunabileceğini tartışmaktadır. Amaç; Jungcu analitik psikoloji bağlamında bireyleşme, arketip ve bireysel mitoloji kavramlarını sanat yapıtı çözümlemesine uyarlamak; yapıt – sanatçı – izleyici ilişkisi içinde "bütünleşme" fikrinin hangi görsel düzeneklerle kurulabildiğini incelemektir. Tezin kavramsal girişinde Freud, Adler, Szeeman ve Lévy-Bruhl'e sınırlı ölçüde değinilmekte; ana kuramsal omurga Jungcu ekolün sanatla kurduğu ilişki üzerinden yapılandırılmaktadır. Yöntem, nitel ve yorumlayıcı bir yaklaşım kapsamında seçili yapıtların plastik değerleri (kompozisyon, malzeme, mekansal kurgu, figürasyon ve tekrar) üzerinden görsel çözümlemeye ve bu çözümlemenin arketipsel temalarla ilişkilendirilmesine dayanmaktadır. Önce altı yapıt üzerinde arketipik yapılanmalar plastik değerler ve tekrar örüntüleri üzerinden izlenmekte; ardından Jean – Michel Basquiat ile Annette Messager'in üretimleri, bireysel mitoloji içinde beliren arketipik imgeler açısından yorumlamaktadır. İncelemeler, tekrar eden imgelerin zaman içinde sanatçıya özgü bir görsel dil kurduğunu; bu dilin de bireysel mitoloji olarak adlandırılabilecek bir anlam örgüsü üretebildiğini düşündürmektedir. Ele alınan yapıtlara ek olarak, LVNA imzasıyla üretilen kişisel üretim hattı, arketipsel temaların plastik düzlemde nasıl belirdiğini ve kişisel yaşamın üretim sürecinden ayrı tutulamayacağını görünür hale getirmektedir. Böylece sanat yapıtı, yalnızca estetik bir nesne olarak değil, iç gerilimlerin biçimsel kararlar aracılığıyla işlendiği ve izleyiciyle karşılaşma sürecinde yeniden açılan bir eşik alanı olarak ele alınmaktadır. Çalışma, Jungcu çerçevenin sanat yapıtını yorumlamaya elverişli bir okuma zemini sunduğunu ileri sürmektedir.