Aort anevrizması ile periferik arter hastalığı arasındaki ilişki ve risk faktörleri


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2014

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: AHMET HAN KANPALTA

Danışman: DÜNDAR ÖZALP KARABAY

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Aort anevrizması olgularında periferik arter hastalığı ve risk faktörlerinin belilenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı'nda aort anevrizması tanısı alan hastalar prospektif olarak araştırma kaydına 15/11/2011 tarihinde başlanmıştır ve 27/01/2014 tarihinde kayıt işlemleri bitirilmiştir ve toplam 164 hasta kabul edilmiştir. Araştırma protokolü gereğince genetik kökenli aort anevrizmalı hastaların (örnek; Marfan sendromu gibi) çalışma kapsamı dışında tutulması planlandığından ve bir hastamızda Marfan sendromu olduğu için bu hasta çalışmadan çıkarılmıştır ve çalışmaya alınan hasta sayısı 163 olmuştur. Çalışmaya dahil edilen BTA, MRA, DSA, USG ya da EKO ile aort anevrizması tanısı alan yaşları 30 ile 90 arasında değişen (ortalama: 65,82±10,267) erkek hasta sayısı 136, kadın hasta sayısı 26 olmuştur. 161 hastanın Ayak bileği-kol indeksi (ABKİ) ölçüldü ve risk faktörleri araştırıldı. Aort anevrizma' lı (AA) hastalar; ayrı ayrı abdominal aort anevrizması (AAA), descenden aort anevrizması (DAA) (bu çalışmada desenden aort anevrizması; torakal descenden aort anevrizma olgularını ifade etmekte), Ascenden Aort Anevrizması (Asc.AA) olarak ifade edildi. Ayak bileği-kol indeksi (ABKİ) ölçme protokolü: Hasta istirahat halindeyken ayak bileği sistolik basıncı en yüksek kol basınç değerine bölünmesiyle(1) bacağın ABKİ hesaplandı. ABKİ değerleri; ABKİ >1,1, 0,91 1,4 değerinde hasta saptanmadı, sadece 4 olgu da ABKİ > 1,3 saptandı, bunlardan 1 tanesinde semptomatik alt extremite arter hastalığı (AEAH) mevcuttu. Bulgular: İstatistik analizi; Kesitsel tipte olan araştırmamız verileri SPSS 15.0 paket programında değerlendirildi. Anlamlılık düzeyi; p =< 0,05 kabul edildi. Korelasyon analizinde r değeri ve p değeri birlikte göz önüne alındı, r değeri +1 ile -1 arasında 0' dan uzaklaşıp +1 ile -1' e yaklaştıkça anlamlı kabul edildi. Çalışmaya dahil edilen 163 AA' lı olgunun 137 erkek, 26' sı kadın; DAA' lı olgu sayısı 25, AAA' lı olgu sayısı 82, Asc.AA' lı olgu sayısı 56 saptandı. Erkeklerde AAA, kadın olgular arasında Asc.AA oransal olarak daha fazla bulundu (p: 0,02). Tüm aort anevrizmaları içinde AAA hastalarda semptomatik periferik arter hastalığı (sPAH) olanlar %67,2 olarak saptandı ve oransal olarak yüksekti; Asc.AA hastalar diğer anevrizmalarla karşılaştırıldığında sPAH olmayanlar %44,9, sPAH olanlar ise %17,2 saptandı ve oransal olarak daha düşüktü ve AAA ile Asc.AA' daki bu durum anlamlı bulundu (p: 0,001). sPAH mevcut aort anevrizmalı erkek ve kadın olgular karşılaştırıldığında; sPAH olmayan erkek olgu sayısı 78, sPAH mevcut erkek olgu sayısı 59; sPAH olmayan kadın olgu sayısı 20, sPAH mevcut kadın olgu sayısı 5 ve erkekler için p: 0,006 saptandı, kadınlar açısından mevcut olgu sayısı az olduğu ve anlamlı istatistiki veriler elde edilemeyeceği için istatistiksel analiz hesapları yapılması uygun görülmedi. DAA 'lı sPAH mevcut kadın ve erkek hastalar karşılaştırıldığında erkekler için p: 0,850, kadınlar için p: 1 saptandı; AAA' lı sPAH mevcut kadın ve erkek hastalar karşılaştırıldığında erkekler için p: 0,006, kadınlar için p: 0,252 saptandı; Asc.AA 'lı sPAH mevcut kadın ve erkek hastalar karşılaştırıldığında erkekler için sPAH oranı düşük izlenmiş olup p: 0,002, kadınlarda ise sPAH daha fazla izlenmesine karşın p: 0,358 saptanmıştır. 157 olgunun ABKİ değeri ölçüldü, kadın ve erkek olgular karşılaştırıldığında 0,91' in altı değerler oran olarak erkeklerde daha fazla görülse de (p: 0,293) ve istatistiksel olarak cinsiyetler açısından anlamlı bulunmadı. Sonuç: Bizim hasta grubumuzda erkek olgu sayısı fazla izlenmiş olmakla beraber Asc.AA' lı kadın olgular oransal olarak daha fazlaydı (p:0,002). Olgularımızda genel anlamda aort çapları göreceli olarak biraz yüksek gibi görülmekle birlikte, bu durumun seçtiğimiz olguların tamamının kalp damar cerrahisine başvuran ve yüksek bir oranda hospitalizasyon ihtiyacı duyan hastaların seçilmesine bağlı olabileceğini düşünüyoruz. Araştımamızda ki HT' li hasta oranımız %96,6 tespit edilmiş olup bu oran oldukça yüksek bulundu. Hasta grubumuzda AAA ve Asc.AA' lı olgularımızda KAH daha çok izlenirken DAA' lı olgularımızda oran daha düşük çıktı (p:0,007), yine Asc.AA' lı kadın olgularda KAH daha fazla izlendi ve bu durum dikkatimizi çekti (p:0,046). Bizim olgularımızda sPAH sık izlendi ve aort anevrizması ile ilişkilendirildiğinde p:0,001 saptandı, AAA ile ilişkisinde erkekler için p:0,006, kadınlar için p:0,252 bulunmuştur, sPAH bulunan olguların çoğunluğu erkekti, ancak Asc.AA' lı sPAH bulunan erkek olgu sayısı oransal olarak düşüktü (p:0,002), Asc.AA' lı sPAH bulunan kadın olgular oransal olarak fazla görülse de sonuç anlamlı bulunmadı, DAA ile sPAH arasında her iki cinsiyet içinde istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunamadı. Bizim olgularımızda kan yağları değerleri ile AA' sı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki kurulamadı, bu durum hastalarımızın büyük çoğunluğunun statin grubu lipit düşürücü bir ajan alıyor olmasından kaynaklanıyor olabilir. Olgularımızda AAA' lı olanlarda düşük ABKİ (<0,91 olanlar) değerleri çıkan olgu fazla, Asc.AA' lılarda ise bunun tam tersi bir durum gözlemlendi (p:0,021); sadece sPAH olanlar değerlendirmeye alındığında düşük ABKİ(<0,91) değeri çıkan olgu sayısı fazla görüldü (p:0,001). KBY ile aort çapı arasında anlamlı ilişki saptanmış olup p:0,046, AAA çapı ile ilişkisinde p:0,023 bulundu, ancak değerlendirmeye aldığımız diğer risk faktörleriylede AA çapı arasında anlamlı istatistiksel ilşki kurulamadı. Çalışmaya aldığımız olgularda içilen sigaranın miktarı (paket/yıl) ile sPAH ve AA' sı arasında anlamlı ilişki kurulamadı; fakat sigara içmekte olan ya da içip bırakmış olanlarda AA için p<0,001 ve sPAH için p<0,001 bulundu. Aortanın farklı segmentlerinde tutulum olması istatistiksel olarak anlamlıydı (p:0,001), bu durum bize aort anevrizması tanısı almış olan hastaların farklı tutulum bölgelerinin araştırılması gerektiğini düşündürmüştür.