Kompulsif satın alma davranışının bilişsel davranışçı model çerçevesinde incelenmesi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Psikoloji Ana Bilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2016

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ZEYNEP AKYÜZ

Danışman: ORÇUN YORULMAZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Kompulsif satın alma, satın alma ve alışveriş ile zihnin meşgul olması, sık satın alma epizodları ya da karşı koyulmaz ve anlamsız bir şekilde güçlü satın alma dürtüsü olarak tanımlanmakta; bireysel ve toplumsal yönden büyük oranda sıkıntıya yol açabilmektedir. Ülkemizde kompulsif satın almayla ilgili bir model paralelinde birçok değişkeni bir arada ele alan amprik bir çalışma henüz yapılmamıştır. Bu çalışmanın amacı tanısı olmayan yetişkin bir örneklemde bir dizi bilişsel faktörün kompulsif satın almayla ilişkisini incelemektir. Araştırmanın pilot aşamasında Satın Alma Bilişleri Envanteri Türkçe'ye uyarlanmış; 287 yetişkin örneklem grubuyla psikometrik özellikleri incelenmiş ve desteklenmiştir. Ana çalışmada ise kompulsif satın alma için önerilen bilişsel davranışçı modelde yer alan bazı değişkenlerin, Türk örnekleminde geçerliği sınanmıştır. Araştırmaya zorlantılı satın alma, satın alma bilişleri, duygu düzenleme güçlükleri, nesneye bağlanma ve erken dönem şemalarla ilgili ölçüm araçlarını dolduran 500 yetişkin katılmıştır. Korelasyon analizi ve hiyerarşik regresyon analizi sonuçları cinsiyet, kredi kart borcu olması, nesneye bağlanma, duygu düzenleme güçlükleri, yüksek standartlar ve telafi etme yönündeki inançların, zorlantılı satın almayla ilişkili olduğunu göstermiştir. Ayrıştırıcı fonksyion analizi sonuçları da, bu değişkenlerin rolünü desteklemektedir. Ayrıca duygu düzenleme güçlüklerinin bazı erken dönem uyumsuz şema alanları ile satın alma ilişkisinde aracı role sahip olduğu gözlenmiştir. Sonuç olarak, cinsiyet ve kredi kartı borcu gibi demografik değişkenler ile birlikte batılı ülkelerde olduğu gibi kompulsif satın almaya dair önerilen bilişsel davranışçı modelin genel olarak ülkemizde de geçerli olduğu görüldüğünden değerlendirme ve müdahalede bu değişkenlere özen gösterilmesi önerilmektedir.