Kemoterapiye maruz kalmış dişi sıçanlarda Rosiglitazone'un ovaryuma etkisi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Histoloji ve Embriyoloji Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2011
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HANDE TOPEL
Danışman: HÜSNÜ ALPER BAĞRIYANIK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Çalı?mamızda kemoterapötik bir etken madde olan ve ovaryum üzerindeki etkileri geri dönü?ümsüz olan siklofosfamidin yarattığı ovarial hasarda; PPARG reseptörlerine bağlanarak etkin hale gelen antienflamatuar, anjiyogenik ve immün hücre aktivasyonu üzerindeki baskılayıcı etkileri bilinen Rosiglitazone? un etkilerini ara?tırmayı amaçladık. Yöntem: Deney gruplarımız a?ağıdaki gibi tasarlandı. Kontrol grubu: Hiçbir uygulamaya maruz kalmayan deney grubudur. (n=7) I. Grup Kemoterapi grubu: 100mg/kg siklofosfamid uygulanan deney grubu. Enjeksiyon veya oral herhangi bir tedaviye yönelik ilaç uygulanılmadı, deney grubu diğer gruplarla aynı sürede sakrifiye edildi. (n=7) II. Grup Rosiglitazone deney grubu: 100mg/kg siklofosfamid uygulamasından 3 gün önce ve 15 gün sonra olmak üzere toplamda 18 gün 3mg/kg dozunda rosiglitazone %0.9?luk NaCl? de çözünerek oral gavaj yöntemiyle verildi. Son doz uygulamasından 24 saat sonra deney grubu sakrifiye edildi. (n=7)III. Grup Kemoterapi+NaCl deney grubu: 100mg/kg siklofosfamid uygulamasından 3 gün önce ve 15 gün sonra olmak üzere toplamda 18 gün deney grubuna rosiglitazone eklenmemi? %0.9?lu NaCl solüsyonu oral gavaj yöntemiyle verildi. Son uygulamadan 24 saat sonra deney grubu sakrifiye edildi. (n=7)Deney sonrasında sakrifiye edilen deneklerden alınan ovaryum dokularından alınan kesitler H&E ve Masson?s Trikrom boyanarak incelendi. ?mmünohistokimyasal olarak TUNEL boyaması gerçekle?tirilen kesitlerde TUNEL pozitif boyanan hücrelerin sayılmasıyla DNA fragmantasyonu değerlendirildi. Ovaryum dokularından alınan 4 kesitte folikül sayıları değerlendirildi. Folikül sayıları primordial, preantral ve antral olarak sınıflandırılarak istatistiksel değerlendirmeye alındı. Bulgular: Kontrol grubunun histolojik incelemesinde ovaryum dokusu normal gözlenirken kortekste çok sayıda primordial, primer, sekonder ve olgun foliküller, birkaç korpora lutea ve ovarial siklusa bağlı olarak az sayıda atretik folikül gözlendi. Medullada kan damarları ve gev?ek bağ doku normal görünümdeydi. Grup 1: Kemoterapi grubunda kortekste yer alan özellikle geli?mekte olan (primer, sekonder) foliküllerde ve olgun foliküllerde yaygın apoptoz, vakuolizasyon görüldü. Kortekste olgun ve sekonder foliküller, ayrıca korpora lutea çevresinde bağ doku artı?ı göze çarparken kortikal fibrosisin geli?tiği alanlar gözlendi. Grup 2: Rosiglitazone deney grubunda yine kemoterapiye bağlı atretik foliküller ve geli?mekte olan foliküllerde apoptoz birinci ve üçüncü gruba göre daha az oranda görüldü. Kortikal fibrosise bu grupta rastlanmazken foliküller çevresinde de kollajen artı?ı görülmedi. Grup 3: Kemoterapi + NaCl grubunda birinci gruba benzer ?ekilde apoptoz ve vakuolizasyon yaygındı. Yine kortekste fibrotik alanlar göze çarparken korpora lutea çevresinde kollajen artı?ı görüldü.TUNEL boyamasında DNA fragmantasyonu değerlendirildiğinde kontrol grubu da dahil olmak üzere apoptoz görüldü. Kontrol grubundaki apoptoz ovaryal siklusun normal süreci olarak kabul edildi. Grup 1 ve Grup 3?te kontrol grubuna göre TUNEL pozitif hücre sayısı fazla iken bu artı? istatistiksel olarak bir anlamlılık ifade etmedi. TUNEL pozitif hücre sayısı Grup 2?de kontrol grubuna oranla daha az iken yine bu fark istatistiksel olarak anlamlı bir fark değildi. Grup 2 Grup 1 ve Grup 3?e oranla daha az sayıda TUNEL pozitif hücre içerirken, bu fark sadece Grup 1 ile istatistiksel anlamlılık gösterdi. Kontrol grubu primordial folikül sayısı Grup 1, Grup 2 ve Grup 3?ten istatistiksel olarak anlamlı ölçüde fazla bulundu. Grup 2?ye ait primordial folikül sayısı Grup 1 ve Grup 2?den istatistiksel olarak daha fazlaydı. Grup 1 ile Grup 3 arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmedi. Kontrol grubu preantral folikül sayısı Grup 1 ve Grup 3?ten istatistiksel olarak anlamlı ölçüde fazla bulundu. Kontrol grubu ile Grup 2 preantral folikül sayısı arasında istatistiksel bir farklılık görülmedi. Grup 1 ile Grup 2 ve Grup 3 arasında preantral folikül sayısı açısından bir farklılık bulunmadı. Grup 2 preantral folikül sayısı Grup 3?ten istatistiksel olarak anlamlı bir ?ekilde fazlaydı. Kontrol grubu antral folikül sayısı Grup 1 ve Grup 3?ten istatistiksel olarak anlamlı ?ekilde fazla bulundu. Kontrol grubu ile Grup 2 antral folikül sayısında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmedi. Grup 1 ile Grup 2 ve Grup 3 arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmazken; Grup 2 antral folikül sayısı Grup 3 ?ten istatistiksel olarak anlamlı ?ekilde fazla bulundu. Korpora lutea sayıları arasında anlamlı bir fark tespit edilmedi. Sonuç:Çalı?mamızda siklofosfamidin ovaryum üzerindeki apoptotik etkisi hem histolojik hem immünohistokimyasal hem de moleküler tekniklerle, fibrotik etkisi ise ı?ık mikroskobik olarak gösterilmi?tir. Rosiglitazone?un çalı?mada kullanılan dozuyla siklofosfamidin ovaryum üzerindeki apoptotik etkisini azalttığı gösterilmi?tir. Ayrıca siklofosfamidin neden olduğu ovarial folikül rezervindeki azalmaya, preantral ve antral foliküllerdeki dejenerasyona kar?ı Rosiglitazone?un koruyucu bir etkisi olduğu ilk kez ortaya koyulmu?tur. Ancak Rosiglitazone?un siklofosfamid toksisitesinden koruyucu etkisinin daha iyi anla?ılabilmesi için gelecek çalı?malarda daha farklı dozçalı?malarının denenmesi ve foliküller üzerindeki koruyucu etkisinin mekanizmalarının ara?tırılması gerekmektedir. Anahtar Sözcükler: Rosiglitazone, Siklofosfamid, Ovaryum, Apoptoz, Primordial Folikül.