Karşılaştırmalı harp tarihi: Soğuk savaş'ın nükleer yüzü: Nükleer caydırıcılık, devlet dışı aktörler ve uydu devletler


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Ana Bilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: TOLGA ÖZTÜRK

Danışman: Gülsüm Tütüncü Uğurlubay

Özet:

Soğuk Savaş dönemi, dünya siyasetinde benzeri görülmemiş bir nükleer silahlanma yarışının yaşandığı, aynı zamanda bu silahların yol açtığı caydırıcılık mekanizmalarının iki süper gücün doğrudan çatışmasını önlediği bir zaman dilimi olarak öne çıkar. ABD ve Sovyetler Birliği, nükleer silahların yıkıcı etkisinin bilinciyle, karşılıklı yıkım garantisi ilkesini temel alan stratejiler geliştirerek doğrudan bir savaştan kaçınmış; bunun yerine nüfuz alanlarını genişletmek ve ideolojik etki alanlarını güçlendirmek amacıyla askeri ittifaklar kurmuşlardır. Bu kapsamda NATO ve Varşova Paktı gibi bloklar oluşturularak, iki kutuplu dünya sisteminde karşılıklı denge politikaları hayata geçirilmiştir. Nükleer silahların varlığı, taraflar arasında doğrudan silahlı çatışmanın getireceği yıkıcı sonuçların bilincinde olmasını sağlamış, bu da vekalet savaşlarının ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Kore, Vietnam ve Afganistan gibi ülkelerde yaşanan bu dolaylı çatışmalar, süper güçlerin kendi çıkarlarını doğrudan riske atmadan sürdürme çabalarının en somut örnekleri olarak tarih sahnesinde yer almıştır. Vekalet savaşları, sadece askeri değil aynı zamanda ideolojik ve psikolojik cephelerde de bir mücadele alanı olarak şekillenmiş, taraflar kendi etkilerini artırmak için konvansiyonel kuvvetlerin yanı sıra psikolojik harp unsurlarını da yoğun şekilde kullanmışlardır. Soğuk Savaş sürecinde yaşanan uzay yarışı ise, nükleer teknolojinin ve uzay araçlarının stratejik açıdan önem kazanmasıyla ayrı bir boyut kazanmıştır. Uzay alanında elde edilen teknolojik üstünlük, sadece askeri kapasiteyi artırmakla kalmamış, aynı zamanda propagandistik ve psikolojik üstünlüğün simgesi olarak da değerlendirilmiştir. Bu yarış, süper güçlerin teknolojik gelişme ve prestij arayışının en çarpıcı göstergelerinden biri olmuştur. Nükleer silahların varlığı, konvansiyonel askeri stratejilerin şekillenmesinde de belirleyici olmuştur. Taraflar, nükleer çatışmanın önüne geçmek için konvansiyonel kuvvetlerini geliştirmiş, caydırıcılık ve savunma stratejilerini psikolojik harp, propaganda ve bilgi savaşlarıyla desteklemişlerdir. Bu bağlamda, Soğuk Savaş'ın nükleer yüzü, doğrudan savaş olasılığını minimize ederken, vekalet savaşları ve çok boyutlu stratejik mücadelelerin yoğunlaştığı karmaşık bir uluslararası ortam yaratmıştır. Anahtar Kelimeler: Nükleer Caydırıcılık, Vekalet Savaşları, Uzay Yarışı, Psikolojik Harp, NATO, Varşova Paktı