Hitit büyü ritüelleri ve segment alanlarının çözümlenmesi (CTH 390-470)
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2017
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SEVGÜL ÇİLİNGİR CESUR
Danışman: ŞEYHMUS RECAİ TEKOĞLU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Hititler, Anadolu topraklarında egemenlik kurmaya başladıkları MÖ 17. yüzyıl ortalarından yıkıldıkları dönem olan MÖ 12. yüzyıl sonlarına kadar din ve onun gerekliliği olan uygulamalar ile iç içe bir hayat sürdürmüşlerdir. Bu bakımdan din, devletin idaresinden, yasalara, sosyal düzenden günlük yaşama kadar toplumun her noktasında etkili olmuştur. En genel ifadeyle kutsal varlıklara odaklanan, bilinçli ve istekli olarak tekrar edilen ve geleneksel bir biçimde icra edilen sembolik davranışlar olarak tanımlanan ve bu çalışmanın konusunu oluşturan ritüeller ise Hitit dininin dinamik boyutunu temsil eder. Büyü ile harmanlanmış bu dini pratikler, Hitit toplumunun tanrılarla iletişim kurmasında her zaman en etkili araçlardan biri olmuştur. Hititler yaşadıkları tüm olumsuzlukların tanrılar tarafından gönderildiğine ve bunların ancak tanrılar tarafından ortadan kaldırılabileceğine inanıyordu. Bu nedenle büyü ritüellerinde tanrılarla bozulan ilişkinin düzeltilmesi ve yaşanan olumsuzluğun ortadan kaldırılması temel amaçtı. Ritüel uygulayıcıları tarafından icra edilen bu dini pratikler esnasında çok sayıda ve çeşitli malzemeler kullanılırdı. Bu çalışma; söz konusu malzemeler arasında herhangi bir ilişkinin var olup olmadığının parçadan bütüne gitme yoluyla araştırılması ve elde edilen sonuçların karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Parçalarına ayırarak inceleme şeklinde tanımlayabileceğimiz segmentasyon yöntemi ile Hitit büyü ritüellerinde kullanılan kil, hamur, taş, ahşap ve metal malzemeler incelenmiştir. Yapılan değerlendirme sonucunda büyü ritüelleri arasında yapılış amacı ve kullanılan malzemeler bakımından bir ilişkinin olduğu ve kimi ritüel davranışları ile bunlar esnasında başvurulan malzemelerin ortak özellikler sergiledikleri ortaya çıkarılmıştır.