Yüz lokalizasyonlu psoriyazis vulgaris, eritematoz aktinik keratoz, ekzema seboreikum, diskoid lupus eritematozusun ayırıcı tanısında dermatoskopinin yeri ve önemi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2016
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: FATMA SEMİZ
Eş Danışman: ÖZLEM ÖZBAĞÇIVAN, EMEL FETİL, SEVGİ AKARSU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Yüz Lokalizasyonlu Psoriyazis Vulgaris, Eritematoz Aktinik Keratoz, Ekzema Seboreikum ve Diskoid Lupus Eritematozusun Ayırıcı Tanısında Dermatoskopinin Yeri ve Önemi Diskoid lupus eritematozus (DLE), ekzema seboreikum (ES), psoriyazis vulgaris (PV), eritematoz aktinik keratoz (EAK) yüzün en sık görülen eritemli skuamlı hastalıklarındandır. Bu hastalıkların ayırıcı tanısı çoğu zaman histopatoloji ile yapılabilmektedir. Ancak yüz bölgesi kozmetik olarak önemli bir lokalizasyon olduğundan bu bölgeden alınan biyopsi sonrası ortaya çıkabilecek olan pigmentasyon bozuklukları, sikatris ve keloid oluşumu gibi komplikasyonlar nedeniyle biyopsi kararı alınırken hem hastalar hem hekimler endişe duymaktadır. Dermatoskopi, melanositik ve melanositik olmayan benign ve malign deri lezyonlarının tanısında ve izleminde kullanılan kolay, hızlı ve non invazif bir değerlendirme aracıdır. Polarize veya polarize olmayan ışık yardımı ile 6-100 kat büyütme sağlayarak papiller dermise dek deri yapılarını görüntülemeye imkan vermektedir. Biz çalışmamızda her bir hastalık için dermatoskopik bulguları belirlemeyi, diğer hastalıklarla karşılaştırmayı ve ayırıcı tanıya yardımcı olmayı amaçladık. Çalışmaya 18 yaş ve üzerinde; klinik ve histoptolojik olarak tanı almış, yüz tutulumu olan 35 ES (29.2), 35 EAK (29.2), 25 DLE (%20.8) ve 25 PV (%20.8) olmak üzere toplamda 120 hasta alındı. Hastaların seçilen lezyonları dijital dermatoskop (MoleMax II) ile değerlendirildi. Çalışmadan elde edilen veriler "SPSS 15.0" adlı standart programa kaydedildi ve elde edilen verilerin p<0.05 değerleri anlamlı olarak kabul edildi. Olguların 51'i kadın (%42.5), 69'u erkek olarak belirlendi. Olguların yaşları 20 ile 89 arasında değişmekte olup, ortalama yaş 54.5 (±19) olarak bulundu. Çalışmada ES'da en sık eritem (%91.4), telengiektaziler (%80), sarı skuamlar (%71.4) ve noktasal damarlar (%65.7) izlenmiştir. Sarı skuamlar diğer hastalık grupları ile karşılaştırıldığında ES'da anlamlı olarak yüksek görülmüştür (p=0.05). PV'de en sık noktasal damarlar (%100), eritem (%92), beyaz skuamlar (%76) ve sarı turuncu alanlar (%60) izlenmiştir. PV'de beyaz skuamlar (p=0.03), noktasal damarlar (p<0.05), glomerular damarlar (p=0.02), firkete damarlar (p=0.03), lineer/irregüler damarlar (p=0.04), telengiektaziler (p=0.01), sarı-turuncu alanlar (p=0.007) ve kahverenkli globuller (p=0.03) diğer gruplarla karşılaştırıldığında istatistiksel anlamlı olarak daha fazla görülmüştür. DLE'de eritem (%100), noktasal damarlar (%88), telengiektaziler (%84), sarı turuncu alanlar (%64) ve lineer-irregüler damarlar (%52) görülmüştür. DLE'de glomerular damarlar (p=0.01), firkete damarlar (p=0.004), lineer/irreguler damarlar (p=0.01), perifolikuler beyaz halo (p=0<0.05), folikuler keratin tıkaçları (p=0.001), dilate kıl folikulleri (p=0.003), hipopigmante alanlar (p<0.05), telengiektaziler (p=0.04), beyaz şekilsiz alanlar (p=0.03), sarı-turuncu alanlar (p=0.001) ve sikatris benzeri alanlar (p=0.04) diğer gruplarla karşılaştırıldığında istatistiksel anlamlı olarak daha fazla görülmüştür. EAK'da en sık eritem (%100), beyaz skuam (%62.9), telengiektaziler (%57.1) ve noktasal damarlar (%54,3) izlenmiştir. Noktasal damarlar (p=0.001), glomerular damarlar (p=0.03), çilek paterni (p=0.05), kırmızı yalancı ağ paterni (p<0.05), pigmante alanlar (p=0.005), çevre dokuya göre damar çap artışı (p=0.01) diğer gruplarla karşılaştırıldığında istatistiksel anlamlı olarak daha fazla görülmüştür. PV, ES, DLE ve EAK'da belirlenen dermatoskopik yapılar şimdiye dek literatürde bildirilenlerle benzer olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, bizim çalışmamız eritemli skuamlı dermatozlardan en sık görülen ES, PV, DLE ve EAK'un yüz yerleşimli lezyonlarının dermatoskopik bulgularının karşılaştırıldığı ilk çalışmadır. Elde edilen veriler dermatoskopinin yüz yerleşimli eritemli skuamlı döküler ile seyreden bu dört hastalığın ayırımında klinik ve histopatolojik incelemelere ek olarak yararlı bir teknik olduğunu düşündürmektedir. Bununla birlikte elde edilen bulguların çoğu literatürle uyumlu olsa da, bu verilerin istatistiksel anlamlılığının değerlendirilebilmesi için olgu sayısı daha yüksek olan prospektif kontrollü çalışmalara ihtiyaç vardır.