Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Endokrinoloji Ünitesinde izlenen konjenital hipotiroidili hastaların izlem ve prognozlarının değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2010

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: TOLGA ÜNÜVAR

Danışman: ECE BÖBER

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Konjenital hipotiroidi (KH) çocuklardaki önlenebilir mental retardasyonun en sık görülen sebeplerinden biridir. Tiroid disgenezileri, tiroid hormonu üretim ve etkinliğindeki bozukluklar ve santral hipotiroidi veya geçici hipotiroidi tablolarıyla karşımıza çıkabilir. Bu çalışmada geçici ve kalıcı konjenital hipotiroidili olguların etiyoloji, tanı yaklaşımları, tedavi dozları ve süreleri prognoz açısından karşılaştırılmıştır.Gereç ve Yöntem: Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Endokrinoloji Bilim Dalı'nda 1997-2007 yılları arasında KH tanısı ile tedavi alan 122 hasta (59 erkek, 63 kız) çalışmaya dahil edildi. Hastaların dosyaları retrospektif olarak tarandı. Tüm hastaların yaşları, gestasyonel haftaları, boy SDS, kilo SDS, aile hikayeleri, tanı esnasındaki semptomlar ve tanı konma yaşları değerlendirildi. Başlangıçta, tedavinin birinci ayında, birinci, ikinci, üçüncü yıllarında ve tedavi kesilenlerde kesildikten 1 ay sonra bakılan total T4, total T3, serbest T4, serbest T3, TSH düzeyleri not edildi. Tedavi başlangıcında, birinci, ikinci ve üçüncü yıl sonunda almakta olduğu tedavi dozları hesaplandı. Tiroid ultrasonografisi ve Tc 99 m sintigrafisi çekilenler not edildi. Yaşına göre WISC-R ve Denver zeka testleri ile gelişim değerlendirmeleri yapılan hastaların sonuçları alındı. Değerlendirmeler çocuk psikiyatrisinde uzman psikolog tarafından yapıldı. Verilerin istatiksel analizleri SPSS 11,5 paket programında yapıldı. p<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi.Bulgular: Olgular değerlendirildiğinde kalıcı KH grubundaki hastaların %20,4'ünde başvuru esnasında semptom olduğu saptanırken, geçici konjenital hipotiroidili grupta bu oran %3,4 bulundu ve aradaki fark istatiksel olarak anlamlıydı (p=0,041). Her iki grupta da en sık karşılaşılan başvuru semptomu uzamış sarılıktı. Geçici KH grubundaki olgularda bakılan tiroid ultrasonografi ve sintigrafilerinin normal saptanma oranı kalıcı hipotiroidili olgulara göre anlamlı olarak daha fazlaydı (p<0,001).Tanı esnasında bakılan serum TSH ve total T4 düzeyleri kalıcı KH hasta grubunda geçici hipotiroidi grubuna göre anlamlı derecede yüksek bulundu (p<0,001). İki grup arasında hem başlangıçtaki ihtiyaç duyulan tedavi dozları hem de tedavinin birinci, ikinci ve üçüncü yıllarındaki tedavi dozları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark vardı. Kalıcı ve geçici KH grupları arasında TSH düzeyinin L-tiroksin tedavisi sonrası 5 mIU/ml'nin altına düşme süreleri arasında anlamlı fark saptandı (p=0,004). Üç yaşında tedavi kesilmesi denendiğinde 1 ay sonra bakılan TSH ve FT4 düzeyleri arasında her iki grup arasında anlamlı fark vardı (sırasıyla p<0,0001 ve p=0,041). Hastaların tedavi başlanma yaşı ile Denver gelişim testi sonuçları arasındaki ilişkiyi araştırdığımızda, tedaviye iki aydan önce başlanan hastaların hiçbirisinde Denver testi anormal değilken çeşitli nedenlerle iki aydan geç başvuran hastaların hepsinde olumsuz etkilenme bulunduğu ve aradaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptandı (p=0,016).Sonuç: Bölgemizde geçici KH oranının oldukça yüksek olması bazı hastaların kalıcı hipotiroidi olarak değerlendirilip gereksiz yere uzun süre L ? Tiroksin tedavisi kullanmak zorunda kalmalarına yol açmaktadır. Özellikle tiroid ultrasonografisi ve sintigrafisinin normal olması ve ilk tanı esnasında bakılan serum TSH ve T4 düzeyleri ayırıcı tanıda önem taşımaktadır. Ayrıca çalışmamızın yapıldığı dönemlerde konjenital hipotiroidili hastaların bir kısmının hekime geç ulaşabildikleri göz önüne alındığında KH tarama programının ülkemiz için önemi bir kere ortaya çıkmaktadır.