İzmir il merkezi'nde 4-9 yaş arası çocuklarda irritabl barsak sendromu sıklığının ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: LEYLA DOĞAN

Danışman: NİLGÜN ÖZÇAKAR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

İZMİR İL MERKEZİNDE 4-9 YAŞ ARASI ÇOCUKLARDA İRRİTABL BARSAK SENDROMU SIKLIĞI VE ETKİLEYEN FAKTÖRLER Dr. Leyla DOĞAN, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı, İnciraltı/İZMİR Amaç: Kronik veya tekrarlayıcı karın ağrısı, barsak alışkanlığında değişiklik, karında gerginlik yakınmalarının görüldüğü bir bozukluk olan İrritabl Barsak Sendromu (İBS), çocukluk dönemi tekrarlayan karın ağrılarının en sık nedeni olarak bilinmektedir. Bu çalışmanın amacı; İzmir il merkezindeki 4-9 yaş arası çocuklarda İBS sıklığını ve etkileyen faktörleri saptamaktır. Gereç ve Yöntem: Kesitsel tanımlayıcı tipteki araştırmamıza İzmir ili merkez ilçelerindeki Aile Sağlığı Merkezlerine, 1 Mart 2017-30 Nisan 2017 tarihleri arasında, çeşitli nedenlerle başvuran 4-9 yaş arasındaki 1176 çocuk dahil edilmiştir. Gönüllülere yüzyüze görüşme yöntemiyle araştırmacı tarafından oluşturulmuş anket, Pediatrik Gastrointestinal Semptomlar Anketi, Roma III Versiyon (QPGS-RIII) ve anneleriyle sağlık hizmeti almak için birinci basamağa gelen çocukların annelerine Beck Anksiyete Ölçeği uygulanmıştır. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen çocukların 603'ü (%51,9) kız, 559'u (%48,1) erkek olup ortalama yaşları 74,5±24,9 ay (Min:37-Maks:119 ay) idi. Ortalama kiloları, 22,5±7,8 kg (Min:11-Maks:61 kg) idi. Uygulanan QPGS-RIII İBS tanı kriterleri ile değerlendirildiğinde, 137 çocukta İBS saptanmış olup, İBS sıklığı % 11,8 (%95 GA) bulundu. Sosyoekonomik düzey, beslenme "sebze yeme" alışkanlıkları, TV izleme alışkanlıkları, annede anksiyete varlığı ile çocukta İBS durumu açısından anlamlı fark olduğu saptandı (p<0.05). Annelerin %16,5'inde hafif düzey, %7,3'ünde orta düzey, %2,8'inde yüksek düzeyde anksiyete saptanırken; %73,4'ünde anksiyete yoktu. Sonuç: Toplumdaki yüksek prevalansı, tanı ve tedavi maliyetinin yüksek oluşu, hayat kalitesini olumsuz yönde etkilemesi nedeniyle İBS tanısının koyulması büyük öneme sahiptir. Çocukların büyüme ve gelişim takibinin yapıldığı birinci basamakta, ailenin doldurabildiği, pratik, standardize tarama araçları ile irritabl barsak sendromu ve risk faktörleri belirlenebilir. Böylece, irritabl barsak sendromu olan çocuklarda uygulanacak yaşam tarzı değişiklikleri ve farmakolojik tedavi ile hayat kaliteleri artırılabilir. Anahtar kelimeler: İrritabl barsak sendromu, çocuk, prevalans, Roma III Kriterleri, birinci basamak