Öğrencilerin konuşma kaygısı üzerine çoklu bir durum çalışması: Öğrenci ve öğretmen bakış açısı


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Yabancı Diller Eğitimi Ana Bilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: İngilizce

Öğrenci: BENSU ZAMBAK

Danışman: YEŞİM BEKTAŞ ÇETİNKAYA

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu nitel çoklu vaka çalışması öğrencilerin yabancı dil konuşma kaygısının sebeplerine yönelik öğrenci ve öğretmenlerin bakış açısı arasında farklılıklar olup olmadığı sorusunu cevaplandırmak amacıyla yapılmıştır. İletişimin en gerekli araçlarından biri olarak konuşma becerisi, yabancı dil öğreniminde yadsınamaz derecede önemli bir işleve sahiptir. Maalesef, kaygı sebebiyle İngilizce konuşmakta zorlanan birçok öğrenci olduğu bilinmektedir. Kaygının, öğrencilerin yabancı dil konuşma başarısına olumsuz etkisi bilinen bir gerçektir (Horwitz & Steinberg, 1986; Phillips, 1992; Woodrow, 2006; Subaşı, 2010; He, 2013; Suleimenova, 2013; Karagöl & Başbay, 2018; Kasap & Power, 2019; Tekşan et al., 2019). Dünyadaki diğer birçok yabancı dil öğrencisi gibi, Türk öğrenciler de kaygı sebebiyle konuşma becerileri ile alakalı sorun yaşamaktadır. Yabancı dil konuşma kaygısı ile baş etmeye çalışırken, öğretmenlerin bu kaygının sebeplerinin kaynağını bilmesi gereklidir çünkü öğrencilere etkili bir şekilde yardım edebilmek ancak bununla mümkündür. Ancak, öğretmenlerin bu sebeplere yönelik bakış açısı öğrencilerinki ile tamamen aynı olmayabilir ve bu problemlerin üstesinden gelmeyi güçleştirebilir. Bu sebeple söz konusu çalışma, öğrencilerin ve öğretmenlerin bakış açıları arasında bulunan benzerlik ve farklılıkları, anlaşılması ve varsa farklılıkların azaltılmasıyla daha iyi stratejilerin geliştirilebilmesi adına tespit etmeye çalışmıştır. Bu çoklu vaka çalışması Türkiye'de bir vakıf üniversitesinde, Intermediate (Orta Düzey) seviyesinde 2 farklı sınıftan toplam üç hazırlık programı öğrencisinin ve onların derslerinden sorumlu dört öğretmenin katılımıyla gerçekleşmiştir. Bahsedilen konu hakkında derin bir anlayış geliştirebilmek adına, çalışma nitel araştırma yöntemi dahilinde gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların tuttuğu günlükler ve katılımcılarla gerçekleştirilen derinlemesine görüşmeler ve araştırmacının gözlemleri veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Veri toplama süreci 6 hafta sürmüştür ve toplanan veri tematik analiz metodu (Braun & Clarke, 2012) ile yorumlanmıştır. Çalışmanın bulgularına göre, yabancı dil kaygısının sebeplerine dair öğrenci ve öğretmen bakış açıları arasında farklar bulunmaktadır. Öğretmenler, öğrencilerin yabancı dil konuşma kaygısına dair belli sebepleri tespit edebilirken, öğrencilerin kendi belirttiği bazı kişisel sebeplerin farkında değillerdir. Yabancı dil konuşma kaygısına sebep olan yabancı arkadaş edinme, ana dili İngilizce olan biri ile konuşma, akranlara kıyasla yetersiz hissetme, hata yapma ve sonucunda utanç hissetme, hata ile ilgili düzeltilme, öğrencilerin mükemmeliyetçi tutumu, yanlış telaffuz korkusu, olumsuz öz değerlendirme ve özgüven eksikliği, kalabalık önünde konuşma, akranların olumsuz yargıları, egzersiz ve hazırlanma süresi eksikliği, risk almak konusundaki isteksizlik, yöneltilen soruyu yanlış anlama korkusu gibi genel sebepler katılımcı öğretmenler tarafından tespit edilmiştir. Ancak, öğrenciler tarafından kişisel olarak belirtilen Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu ile Genel Kaygı Bozukluğu, aile baskısı, konuşma süreci ile alakalı gereğinden fazla düşünmek, konuşma sırasında muhatap olunan kişiye yakınlık ve Türklerle İngilizce konuşmak gibi sebepler katılımcı öğretmenler tarafından tespit edilememiştir. Sonuçlara bakılarak çalışmadan elde edilen en temel çıkarım kurumlara yönelik olup, öğretmenleri yabancı dil konuşma kaygısı konusuyla alakalı eğitilmeleri gerekliliği ve bu kaygının okulların konuşmayı ölçme değerlendirme sistemine olumsuz etkisine dikkat çekilmesi konusundadır. İkincisi ise öğretmenlerle ilgili olup, onların öğrencilerin yabancı dil konuşma kaygısı yaşamalarının kişisel sebeplerini iyi anlamak ve üstesinden gelebilmeleri için ihtiyaçlarına en iyi şekilde cevap verebilmek adına öğretmen ve öğrencilerin etkili bir iş birliği içinde olmalarının gerekliliğine dikkat çekmektedir.