Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen haksız rekabet suçları


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Hukuku Ana Bilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: GÖKBERK ATACAN

Danışman: Serkan Meraklı

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Türk Ticaret Kanunu md. 62 hükmü dört bent halinde haksız rekabet suçlarını düzenler. Ancak md. 62/1-a'nın yollaması sebebiyle toplamda yirmi altı adet sayılan cezayı gerektiren haksız rekabet hallerinden yirmi üçü için Kanun'un 55. madde hükmüne bakmak gerekir. Cezayı gerektiren davranış normlarının büyük çoğunluğunun ceza kanunu yapma tekniği bakımından uygun ele alınmayan özel hukuk düzenlemeleri ile gösterilmesi, kanunilik ilkesinin bir sonucu olan belirlilik ilkesinin suç ihdasında tam anlamıyla gözetilmediğini göstermektedir. Nitekim bu hükümler özel hukuk temelli düzenlendiğinden uygulama bakımından ceza hukukunun çizdiği sınırları aşabilecek derecede yoruma muhtaçtır. Özel hukuk bakımından dahi bu düzenlemelerin birçoğunun gerçekten haksız rekabet kurumu ile ulaşılması istenilen amaca hizmet edip etmediğinin tartışmalı olduğu bir sistemde sayılan bu halleri hiçbir ayrıma tâbi tutmaksızın cezai mesuliyete bağlamanın yerindeliği sorgulanmaya açıktır. Ekonomi piyasası üzerindeki etkisi nedeniyle haksız rekabet suçları ekonomik suç özellikleri gösterdiği gibi çoğu zaman beyaz yaka suçluluğuyla iç içe bulunur. Bu nedenle kriminolojik olarak birtakım değerlendirmeler içerdiği gibi soruşturulması ve kovuşturulması adi suçlara nazaran daha özelliklidir ve teknik bilgi gerektirir. Ekonomik sınırların kalkması ve piyasanın büyümesi ile bu alanda gerçek kişilerce yürütülemeyecek organize faaliyetlerin genellikle tüzel kişiliği haiz bulunan şirketler tarafından devralınmasının önü alınamamış ve şirketler rekabet piyasasının baş aktörleri konumuna gelmiştir. Türk hukukunda tüzel kişilerin ceza sorumluluğu kabul edilmemekte ise de mevzuattaki birtakım düzenlemeler aslında bu yöndeki ihtiyacı ortaya koyar niteliktedir. Yalnızca gerçek kişilerin ceza sorumluluğunun kabul edildiği şartlarda dahi Türk hukuku, tartışmaya yer vermeyecek şekilde bir legal organizasyon bünyesinde gerçekleşen suç faaliyetleri karşısında gerçek kişilerin ceza sorumluluğunun tespitini açıkça ortaya koyacak yeterli normatif düzenlemeye sahip değildir.