Dirsek fraktürlerinde direkt grafinin etkinliğinin çok kesitli bilgisayarlı tomografi ile belirlenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2014

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ERCÜMENT ALTINTAŞ

Danışman: ALİ BALCI

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

GİRİŞ VE AMAÇ: BT teknolojisi hızla gelişmektedir. Bu sayede daha hızlı tetkik imkanı ve daha iyi spasyal çözünürlük sağlamaktadır ve üç boyutlu rekonstrüktif görüntüler elde edilebilmektedir. Tüm bu avantajlar nedeniyle MDCT kullanımı yaygınlaşmıştır. Bu çalışmada MDCT'yi referans standard kullanarak, dirsek kırıklarında konvansiyonel radyografinin tanısal değerini saptamak amaçlanmıştır. Ayrıca bu çalışmada, yaş ve cinsiyeti içeren demografik özellikleri ve travma mekanizması ile dirsek kırıkları ve çıkıkları arasındaki ilişkiyi saptamayı da amaçladık. GEREÇ VE YÖNTEM: 1 Ocak 2009 ile 30 Haziran 2011 tarihleri arasında acil servise başvuran hem dirsek grafisi hem de dirsek çok kesitli bilgisayarlı tomografisi çekilmiş olan hastalar çalışmaya dahil edildi. Bütün hastaların 16 kesit multidetectör scanner ile dirsek tomografileri çekildi. Başlangıçta direkt radyografisi olmayan veya MDCT görüntüleri olmayan hastalar çalışmadan dışlandı. İki okuyucu (5 ve 13 yıl deneyimli radyolog) tarafından görüntüler yorumlandı ve kırık ve çıkık varlığı hakkında fikir birliğine varıldı. Bütün direkt radyografiler, MDCT bulgularından habersiz olarak değerlendirildi. MDCT görüntülerinde kırık tanısının olması referans standard olarak kabul edildi. Veri analizi ve istatiksel analiz SPSS 15,0 paket programı ile değerlendirilmiştir. BULGULAR: 257 hastada tek taraflı olarak (sağ veya sol) 257 dirsek incelendi. 257 hastanın 141'inde dirsekte kırık saptandı. Bu 141 hastada dirsek eklemi düzeyinde toplam 258 kırık saptandı. 257 dirsekte, MDCT radyografiye göre kıyaslandığında 158 gizli kırık saptamıştır. En sık radiusun başında 43 adet (%27,2), ikinci sıklıkta humerusun suprakondiler düzeyinde 27 adet (%17,1) , üçüncü sıklıkta humerusun lateral epikondilinde 17 adet (%10,8) gizli kırık saptandı. Gerek Radyografi gerekse de MDCT ile çekim uygunluğu ve kırık varlığı arasında istatiksel olarak anlamlı ilişki bulunmamıştır. En sık görülen 3 ana kırık tipi için; radius başı kırığı için %44,9, ulna koronoidi kırığı için %25, humerus suprakondiler düzey kırığı için %75 sensitivite hesaplandı. Trohlea için sensivite %0 hesaplanırken, radius tüberkülü kırığı çalışmamızda saptanmadı. Yine bu 257 dirsekte, 24 hastayı MDCT radyografiye göre yanlış pozitif olarak değerlendirmiştir. En sık radiusun başında 9 adet, ulnanın olekranonunda 4 adet, humerusun lateral epikondilinde 3 adet yanlış pozitif kırık varlığı değerlendirildi. Kırık varlığı ile cinsiyet arasındaki ilişki incelendiğinde; kadın cinsiyet ile humerus interkondiler kırığı varlığı arasında ve erkek cinsiyet ile ise eklem eklem içi serbest fragman varlığı arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulundu. Kırık varlığı ile kırık nedenleri arasında istatiksel olarak anlamlı ilişki saptanmadı. Dislokasyon ile ise dirsekteki kırıklardan, sadece ulnanın koronoidindeki kırıklar ile istatiksel olarak anlamlı ilişki bulundu. Serbest fragman varlığı ile dirsek eklemindeki mevcut tüm kırıklar arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmıştır. SONUÇ: Direkt radyografinin kırık varlığında sensitivitesi düşüktür. Dislokasyonlara eşlik eden kırıklar, serbest fragmanların varlığı ve gizli kırıkların varlığı hastanın tedavi yönetimini değiştirmektedir. MDCT, gizli ve küçük kırık fragmanlarının varlığından şüpheleniyor ise mutlaka kullanılmalıdır.