Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Avrupa Birliği (Disiplinlerarası) Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2005
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: NİHAL KIRKPINAR
Danışman: MUSTAFA TANYERİ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:ÖZET Klasik anlamda egemenlik, iktidarın mutlak, bölünmez ve tek olan yetkisi olarak tanımlanmaktadır. Bu anlam, küreselleşme süreciyle birlikte değişime uğramıştır. Kimileri bu değişimi egemenliğin kısıtlanması olarak algılarken, kimileri egemenliğin niteliğinin değiştiğini, bu değişimin de egemenlik alanlarını genişlettiğini düşünmektedir. Artık, ulus-devletlerin egemenliğini paylaşan uluslararası ve ulusüstü kuruluşlar yeni dünya düzenini şekillendirmekte, bu yeni düzeninin bir aktörü olmaktadır. Avrupa Birliği (AB), küreselleşmenin bir ürünü olarak ve küreselleşmeye meydan okumak için kurulan ulusüstü bir oluşumdur. Avrupa devletleri, Avrupa kıtasında savaşın bir daha yaşanmasını önlemek, kıtada sürekli bir barış ortamı sağlamak ve vatandaşlarının refah düzeyini arttırmak için çözüm yolunun tek başına hareket etmek yerine aralarında bir birlik oluşturmak olduğuna inanmışlardır. Bugün, ekonomik bütünleşmesini tamamlayıp siyasi bütünleşme yolunda ilerleyen Birlik, bütünleşmenin tamamlandığı alanlarda, üye devletlerin egemenlik yetkilerinin tamamını ya da bir bölümünü Birlik organlarına aktarmasını zorunlu kılmıştır. AB ile bütünleşme sürecinde olan Türkiye, üyelik halinde, Birliğin işleyişini biçimlendiren bu yeni egemenlik anlayışının yansımalarından etkilenecektir. Bu bağlamda, Anayasası'nda egemenliğin sahibinin kayıtsız şartsız Türk milleti olduğu ifadesine yer veren Türkiye'nin anayasal değişiklikler yapması, yasama, yürütme, yargı yetkilerinin kullanımında yeni düzenlemelere tabi olması, kurumsal anlamda sivil toplumun daha çok yönetime katıldığı yeniden yapılanmaya gitmesi gerekecektir. Bu çalışmada, egemenlik kavramı çerçevesinde AB ve Türkiye uygulamaları karşılaştırılarak ve AB-Türkiye ilişkilerinde hassas olan konulara değinerek Türkiye'nin AB'ye üyeliği halinde, egemenlik anlayışında meydana gelecek bu değişimler ortaya konmaya çalışılmıştır.