Çocuk acil servise başvuran 2-12 yaş arası suprakondiler humerus kırığı olan hastaların klinik ve epidemiyolojik değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: EMIL NURIYEV
Eş Danışman: MURAT DUMAN, DURGÜL YILMAZ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş: Suprakondiler humerus kırıkları, çocuk hastalarda klavikula ve önkol çift kırıkları sonrasında en sık görülen kırık türüdür. Çocuk hastalarda dirsek çevresi kırıklarının yaklaşık %60'ını oluşturur. Kırıkların en sık görüldüğü dönem 4-11 yaş aralığıdır ve erkek çocuklarda daha sık görülmektedir. İlkbahar ve yaz mevsiminde daha fazla görülmektedir. Kırığın deplasman durumuna göre konservatif veya cerrahi yöntemlerle tedavi uygulanabilmektedir. Tedavi sonrası erken ve geç dönem komplikasyonlar görüle bilir. Amaç: Çalışmamızda SKHK'ı nedeniyle başvuran hastaların demografik verileri, yapılan tetkikleri, tedavileri, komplikasyonlarını incelemeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda Ocak 2015-Ocak 2020 tarihleri arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Acil Servisi'ne SKHK nedeniyle başvuran olguların epidemiyolojik/demografik verileri, konservatif/cerrahi tedavileri, prognoz bilgileri, komplikasyon gelişimi geriye dönük incelenmiştir. Bulgular: Toplam 376 olgunun %43,88'i kız, %56,12'si erkek olarak bulunmuştur. Ortalama yaş 6,4±3,74 yıldır. En fazla başvuru 5-9 yaş grubundakı hastalarda görülmüştür. Erkek çocukların yaş ortalaması 6,5±2,8 yıl, kız çocukların yaş ortalaması 5,1±2,7 yıl olarak bulunmuştur. Kendi yüksekliğinden düşme en fazla travma mekanizması olarak bulunmuştur. Hastaların %35'inde yaz mevsiminde kırık oluştuğu görülmüştür. Olguların % 92,5'i travma sonrası ilk 24 saatte hastaneye başvurmuşdu. Hastaların %68,9'da sol dirsekte kırık mevcut idi. Gartland sınıflamasına göre hastaların % 53,9'u Tip 1, %9,4'ü Tip 2, %36,9'u Tip 3 kırıklar idi. Olgularımızn %3,4'de (13 olgu) radiusda kırık, %0,8'de ulnada kırık mevcut idi. Hastaların %61,2'sine konservatif, % 38,8'ine cerrahi tedavi uygulanmıştır. Cerrahi tedavi alan hastaların ortalama ameliyat süresi 109 dk olarak bulunmuştur ve hastaların %87,60'na KRPP uygulanmıştır. Tip 2 SKHK tanılı hastalar çalışmamızda daha çok konservatif (%79,4) yöntemle tedavi edilmiştir. Tedavi sonrası ortalama takip sürelerini incelediğimizde takip süresnin en fazla Tip 3 (65 gün), en az ise Tip1 (26 gün) kırıklarda olduğu görüldü. Tedavi edilen hastaların %8,5'de (32 olgu) komplikasyon gelişmiştir. Tüm komplikasyonlar cerrahi yapılan olgularda görülmüştür. İki hastada pin dibi enfeksiyonu, 11 hastada periferik sinir hasarı, 19 hastada dirsek ekleminde haraket kısıtlığı görülmüştür. En sık görülen nörolojik komplikasyon, ulnar sinir yaralanmasıydı (% 52,3). Hastaların hiçbirinde kalıcı nörolojik hasar gelişmedi. Eklemde haraket kısıtlığı görülen hastaların %70'de fizik tedavi ihityacı oldu. Sonuç : Kız çocuklarında kırık oluşumu erkek çocuklarına kıyaslandığında daha erken başlamaktadır. Deplase suprakondiler humerus kırıkları ciddi kırıklar olup hastanede yatarak tedavisi yapılmalıdır. Tüm komplikasyonlar Tip 3 SKHK'da görüldü. En fazla görülen nörolojik komplikasyon ulnar sinir yaralanması idi. Komplikasyon gelişen hastalarda fizik tedavi ihtiyacı %70 oranında görüldü.