Sanatta doğaya yaklaşımlar bağlamında 16. İstanbul Bienali Yedinci Kıta
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Güzel Sanatlar Eğitimi Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MERVE KARAAĞAÇ
Danışman: Sibel Almelek İşman
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Tarihsel süreçte sanatta doğa kavramı, insan ve doğa ilişkilerindeki değişimler ile her dönemde farklı şekillerde ele alınmıştır. Yerleşik hayata geçiş, uygarlıkların doğuşu, Rönesans, Sanayi Devrimi ve kentleşme ile dönüşüme uğrayan bu süreç, özellikle çağdaş sanatta 1960 sonrası değişen paradigmalarla sanat, bilim ve teknolojiyi aynı çatı altında birleştirerek disiplinlerarası bir atölye oluşturmaktadır. Değişen dünyada sanatın günümüzdeki en önemli sergi alanlarından biri olarak kabul edilen bienaller getirdiği yenilikler ile sanatın toplumla buluşma noktası olmuştur. 1987 yılından bu yana farklı temalar ile izleyicilere kapılarına açan Uluslararası İstanbul Bienali, 2019 yılında Yedinci Kıta temasıyla Antroposen Çağı'ndaki insan ve doğa ilişkilerine yeni bir sanatsal bakış açısı getirmeyi hedeflemiştir. 16. İstanbul Bienali: Yedinci Kıta'da sanatta doğa kavramının güncel yaklaşımlar ve ekolojik söylemlerle değerlendirildiği bu araştırma, varoluşu oluşturan sistemlerde sanatçının nerede olduğunu yansıtmayı amaçlamıştır. Ayrıca 16. İstanbul Bienali özelinde sanatçının geçmişten günümüze aktarım konusu ve biçimi olarak doğadan nasıl etkilendiği ve doğa konusunun eserlere ne şekilde ve ne ölçüde yansıdığı araştırılmıştır. Bu amaçla araştırmamızda bienale katılan, insan ve doğa ilişkilerini konu alan 14 sanatçı ve 31 eser doküman analizi yöntemi kullanılarak betimsel anlatımla değerlendirmiştir. Bienal kapsamında değerlendirilen sanatçıların sanatsal üretim süreçlerinde edebiyat, din, biyoloji, sosyoloji, antropoloji ve ekoloji gibi sanatsal ve bilimsel alanları kapsayan okumalar yaptıkları görülmüştür. Çalışmalarının kavramsal alt yapılarını bu okumalar üzerine kurgulayan sanatçılar aynı zamanda bu disiplinleri atölyelerine taşıyarak farklı alanlarla işbirliği yapmışlardır. Amaçları geçmişle günümüz arasında jeolojik ve arkeolojik bir köprü kurmak olan sanatçılar, insan sonrası dünyanın yıkıcı etkilerini gözler önüne sermiştir. Tüketim çağının alışkanlığı ile doğaya karşı verilen mücadelede kendi sonuna doğru yaklaşan uygarlığımızda sanatın ve sanatçıların toplumsal ekolojik bilincin oluşmasındaki katkıları yadsınamaz. Bu sebeple gelecek nesillerin aynı hatalara düşmemesi için toplumun aynası olarak görülen bizlerin, sanat pratiklerimizde ekolojik yaklaşımları konu almamız ve hayatımızın her alanında uygulamaya koymamız gerekmektedir.