Miyokard perfüzyon sintigrafisinde iskemi saptanan hastalarda hastanın pretest hastalık riski olasılığının test yorumuna katkısının belirlenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2013

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: NAZLI PINAR KARAHAN ŞEN

Danışman: RECEP BEKİŞ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Çalışmamızda myokard iskemisi araştırılması amacıyla MPS yapılan MPS'de iskemi lehine perfüzyon defekti izlenen ve KAG yapılan hastaların sonuçlarıyla, MPS test öncesi klinik verilerinden elde edilmiş olan TÖO ve TSO'larını birlikte değerlendirerek, test yorumunda TÖO faktörünü irdelemeyi, MPS testini hastalık var yada yok olarak yorumlamaktansa olasılıkla sonuç verebilmeyi amaçladık.Yöntem: 2008 Ocak-2011 Temmuz tarihleri arasında Nükleer Tıp Anabilim Dalında bilinen KAH'ı olan veya olmayan hastalarda koroner damar tıkanıklığı araştırması amacıyla MPS yapılan hastalar retrospektif olarak incelendi, pozitif MPS bulguları olan ve KAG yapılmış 228 hasta çalışmaya dahil edildi. Daha önceden bilinen KAH olmayan (KAHN) 139 hastanın test esnasındaki yaş, cinsiyet ve göğüs ağrısı semptomu değerlendirilerek hastaların Diamond Forrester yöntemine göre TÖO'ları hesaplandı. MPS için yapılan egzersiz testi verilerine ulaşılan 64 hasta ayrıca test sonucunun pozitif veye negatif olmasına göre değerlendirildi. Literatürde bildirilen olabilirlik oranları (LR) kullanılarak TÖO değerlerinden TSO hesaplandı. Hastalar TÖO ve TSO'larına göre düşük, orta ve yüksek risk gruplarına ayrıldı ve KAD ile bu gruplar arasındaki ilişki değerlendirildi. Egzersiz verilerininde dahil edildiği grupta yapılan ROC eğrisinin sonuçları değerlendirildi. Daha önceden bilinen KAH olan (KAHP) 89 hasta ayrıca değerlendirilerek bu hastalarda TÖO hesaplanmayarak sadece yaş, cinsiyet, göğüs ağrısı özellikleri ile KAG sonuçları arasında ilişki olup olmadığı araştırıldı. Ayrıca her iki grupta da Autoquant sisteminden elde edilen SDS (Toplam diferansiyel skor) değerleri de KAG sonuçları ile birlikte değerlendirildi.Bulgular: Toplam 125 hastada koroner arter darlığı (KAD) izlendi. KAHP hastaların %74.2'sinde, KAHN grupta %42.4'ünde KAD vardı (p=0.000).KAHN gruptaki hastalarda hesaplanan TÖO ve TSO'lara göre oluşturulan risk grupları arasında KAD açısından anlamlı farklılık izlendi (p=0.000, p=0.024).Egzersiz verilerininde olduğu 64 hastada klinik verilerden elde edilen TSO'a göre ROC EAA:0.656, egzersiz verileri dahil edildiğinde ise EAA.0.734 olarak hesaplandı. Özgüllük ve duyarlılığın sırasıyla %67.9 ve %77.8 ile her ikisininde birlikte yüksek olduğu değer TSO'lığın %80 olduğu değerdi.KAHP grupta hastaların yaş ve cinsiyet özelliklerine göre KAD açısından anlamlı fark izlenmezken, tipik göğüs ağrısı olan hastalarda KAD anlamlı olarak yüksek saptandı.Sonuç: MPS'nin hastaları KAG'ye yönlendirmesinde doğru pozitif hastaların seçimini arttırmak amacıyla; bilinen KAH'ı olmayan hastalarda MPS değerlendirirken hastaların yaş cinsiyet ve ağrı tipinden hesaplanan klinik TÖO'ının, yapılan egzersiz testi verilerinin değerlendirilmesinin; MPS iskemiyi düşündürüyor ise hastaların TÖO'larından TSO'larını hesaplayarak, çalışmamızda belirtildiği gibi %80 ve üzeri sınır değer alınarak bu değerin üzerinde TSO'ı olan hastalarda MPS'nin yüksek olasılıkla pozitif olarak yorumlanmasını ve bu hastaların öncelikle KAG'ye yönlendirilmesini önermekteyiz.TSO'ı %80 altında olan hastalarda ise MPS'nin düşük olasılıkla pozitif olarak yorumlanmasını ve bu hastalarda KAG kararının ek risk faktörlerinin veya ek bir tanı testinin göz önünde bulundurularak alınmasını önermekteyiz.Daha önceden bilinen KAH olan hastalarda ise KAD daha sık görülürken, klinik test öncesi risk değerlendirmede yaş ve cinsiyet faktörlerinin bu hastalarda KAD açısından anlamlı risk öngörüsü sağlamadığı, aynı şekilde egzersiz test verilerinin ve SDS skorlarının da bu hastalarda TÖO tespitine katkısının olmayacağı, ancak, zaten daha önceden var olan KAD öyküsü ve revaskülarizasyon öyküsü olduğundan bu hastaların MPS pozitif olduğunda yüksek olasılıkla KAG ile KAD saptanma riski olduğunun unutulmaması gerekmektedir