Dış ticaret hadleri ve ekonomik büyüme ilişkisi: Türkiye örneği


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ekonomi Ana Bilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BURÇİN ÇAKIR

Danışman: UTKU UTKULU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bugüne kadar dış ticaret hadleri kavramı üzerine çeşitli tanımlamalar ve açıklamalarda bulunulmuş, bu kavramla ilgili pek çok teori ortaya konulmuştur. İktisat bilimcilerin dikkatini çeken bu kavram, küreselleşen dünyamızda ticaret yapan ülkeler arasında tarafların kayıp ya da kazanç elde edeceğini belirten bir ölçü birimi görevi görmektedir. Ülkeler arası ticari ilişkilerinin, mal hareketliliğinin arttığı küresel dünyada söz konusu mallarda meydana gelen fiyat değişiklikleri ülkeleri pozitif mi yoksa negatif mi etkileyeceği büyük bir soru işaretidir. Dış ticaret hadleri kavramı, bu anlamda soruların cevaplarını karşılamakta ve iktisat bilimi için önemli hale gelmektedir. En kısa tanımıyla, ihracat fiyatlarının, ithalat fiyatlarına oranı olarak tanımlanan dış ticaret hadleri kavramı, ilk olarak Ricardo ve Mill tarafından ortaya atılsa da ticaret hadleri terimini ilk kullanan Marshall olmuştur. J.Stuart Mill, ülkenin talep edeceği belli miktar ithal malı karşılığında, kendi malından ne miktarda teklifte bulunacağını ifade eden karşılıklı talep kanununu ele alırken, Marshall bu çalışmayı bir ileri boyuta taşıyarak, dış ticaret hadlerini geometrik şekilde ifade etmiş ve ilk kez iki ülkenin eğrilerini simetrik olarak ele almıştır. Böylece teklif eğrileri oluşmuş ve dış ticaret hadleri terimini daha kapsamlı bir şekilde açıklamıştır. Dış ticaret hadlerindeki değişimler ülkelerin ticari ilişkilerinde bir ölçü olsa da, ülkeler üzerinde yaratmış olduğu etki pek çok iktisatçı tarafından görüş farklılıklarına sebep olmuştur. Klasik İktisatçılar, gelişmekte olan, hammadde ve tarımsal ürün ihracatçısı ülkeler için dış ticaret hadlerinin lehine olacağı tezini savunurken, Singer ve Prebish adlı iktisatçılar, uzun dönemde tarımsal ürün ihraç eden ülkelerin dış ticaret hadlerinin aleyhine gelişeceğini savunmuştur. Dış ticaret hadlerinin gelişmekte ve gelişmiş ülkelere olan etkisi tartışmalı bir konu olsa da günümüzde hala bu kavram ticari ilişkilerin sonucunu gösteren önemli bir gösterge olmuştur. Dış ticaret hadlerinde iyileşme söz konusu ülke için bir birim ihraç malı karşılığında daha çok ithal malı elde etmesi anlamına gelmektedir. Aksi durumda ise dış ticaret hadleri ülkenin aleyhine döner. Ülke yaptığı ticaretten zaman içerisinde, refah kaybı yaşar. Bir ekonominin en önemli hedeflerinden birisi ekonomik büyüme oranını arttırabilmektir. Bu hedefe ulaşmak ihracatı arttırmakla mümkündür. Çünkü ihracatın artması, mal ve hizmet üretimini arttırmakla birlikte rekabetin de artmasını sağlar. Rekabetin artması daha iyi yönetim, yeni teknolojilerin artması ve yayılmasını, yeni becerilerin öğrenilmesini ve bu şekilde verimliliğin artmasını sağlar. Yeni teknoloji, verimlilik ise ekonomik büyüme oranını arttırır. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, iç pazarı dar olan ülkeler için ihracat, ekonomi için büyümenin motoru rolünü oynamaktadır. Tezin amacı, dış ticaret hadleri kavramının ekonomik büyüme üzerindeki etkilerini Türkiye bağlamında incelemektir. Bu amaçla, çalışmanın birinci bölümünde dış ticaret hadlerinin tanımı, hesaplama yöntemleri sınıflandırılarak anlatılmış, daha sonra dış ticaret hadleri kavramı teorik çerçevede işlenmiştir. İkinci bölümde ise ilk olarak ekonomik büyümenin ülkeler için önemi ve bu kavramı etkileyen doğal kaynaklar, sermaye, emek ve teknolojik gelişme gibi etkenler açıklanmıştır. Geleneksel büyüme teorileri Klasik dönem öncesi yaklaşımlar ve Klasik büyüme teorisi olarak iki başlık altında açıklanmıştır. Daha sonra Keynesgil yaklaşıma dayalı büyüme modeli, Neoklasik büyüme Modeli ve İçsel büyüme modeli başlıkları adı altında son dönem büyüme teorileri açıklanmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde Türkiye' de Dış Ticaret Hadleri ve Ekonomik Büyüme İlişkisi ekonometrik olarak incelenmektedir. Bu bölümde öncelikle literatür araştırması ve daha sonra model ve veri seti ile ilgili açıklamalar yapılmış olup, durağanlık kavramı ve sahte regresyon konuları açıklanmıştır. Çalışmada OECD ve TÜİK aracılığıyla 1990-2015 çeyreklik verileri ele alınmıştır. Çalışmada, geleneksel birim kök testlerinin yanı sıra tek kırılmalı ve çift kırılmalı birim kök testleri ve ARDL eştümleşme modeli uygulanarak, dış ticaret hadlerinin GSYH üzerindeki etkisi incelenmiştir. Elde edilen ampirik bulgulara göre, dış ticaret hadlerindeki %1 lik bir artış, uzun dönemde ekonomik büyüme üzerinde %0,667 lik bir artışa neden olmaktadır. Bu sonuçtan hareketle dış ticaret hadlerinde meydana gelen pozitif bir gelişmenin reel gelir üzerinde yani ekonomik büyüme üzerinde pozitif etki yarattığını öne süren Harberger- Laurzen-Metzler etkisinin doğruluğu ülkemiz bağlamında ispatlanmaktadır. Reel döviz kurundaki %1 lik bir artış uzun dönem ekonomik büyüme üzerinde %1,526' lık pozitif bir etkiye neden olurken, dışa açıklık (OP) değişkeninin uzun dönem katsayı tahmin sonucuna bakıldığında ekonomik büyüme üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisinin olduğu görülmektedir. Bu bağlamda dışa açıklıktaki %1' lik bir artış ekonomik büyüme üzerinde % 3,35 ' lik bir artışa yol açmaktadır.