Ege geleneksel Türk evlerinde açık ve yarı açık mekanlar "Kula ve Kütahya örneği"


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Restorasyon Ana Bilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2003

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: CENK ÖZTİBET

Danışman: ESTER ETİ AKYÜZ LEVİ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

n ÖZET Anadolu, çağlar boyunca bilim ve kültür birikimini topraklarında yaşayan halklara cömertçe vermiştir. Bu birikimin en uç noktasında Anadolu topraklarına Malazgirt Savaşı ile Türkler yerleşmiş ve o andan itibaren bu birikimle beraber kendi örf, adetlerini yaşamlarında sentezleyerek "Geleneksel Türk Evi" kavramının şekillenmesini sağlamışlardır. Anadolu'nun çeşitli bölge ve iklimlerinde çok az değişiklik gösteren Türk Evi ana hatları ile batıdan doğuya ve hatta Osmanlı'nın hakimiyetine giren her bölgede gözlemlenebilmektedir. Bu da geleneksel Türk Evi'nin evrensel bir takım özellikler içerdiğini göstermektedir. Biçimsel, coğrafik ve sosyal yaşamların farklarından doğan ayrıntılar özellikle Batı Anadolu'da açık ve yan açık mekânlarda göz önüne çıkmaktadır. Geleneksel Türk konutunun tipolojisini belirleyen ve bu tezde yan açık mekân bağlanımda incelenen sofalar, evlerin dışa açılımında önemli rol oynayan, evlerin dış mekân yani sokak ile bağlantısını sağlayan ve evin hanımına işlik sağlayarak, doğayı içeri çeken avlular ve en son olarak da geleneksel Türk Konut mimarisinin en belirleyici unsurlarından birisi olan sokaklar bu tezin ana hatlannı oluşturmaktadırlar. Ege bölgesindeki geleneksel konut dokularındaki açık ve yan açık mekan kurgusu içerisinde en dikkat çekici örnekleri barındıran Kula ve Kütahya odak çalışma bağlanımda ele alınmıştır. Ağırlıklı olarak 18. yüzyıl konut örneklerinin bulunduğu bu şehirlerdeki açık sofalı plan tipindeki konutlardaki mekansal zenginlik sadece konutlar ile sınırlı kalmamış, konutlar arasındaki sokakların dam canlı, hareketli cephe oyunları ile dokunun açık mekanları haline dönüşmesini sağlamıştır. Ancak günümüzden 200-300 yıl önce inşa edilen bu yapılar artık ciddi korunma tedbirlerine ihtiyaç duymasına rağmen azar azar yok olmaya yüz tutmuştur. Bunun sebebi Kula'da ilçenin ekonomik zayıflığı sonucu büyük şehirlere olan dış göç sebebiyle konutların terk edilmesi iken, Kütahya yerleşiminde gitgide büyüyen şehir dokusu içinde erimeleridir. Bu bağlamda söz konusu yerleşimlerden Kula'da dokunun korunabilmesinde geçim kaynaklarının azalması sonucu ortaya çıkan ekonomik boşluğu doldurmada halıcılık ve turizmin önemi bir kat daha artmıştır. Türk toplumunun yaşam biçiminin, geleneWerinin ve kültürel değerlerinin yansımasının mekan kurgusu ve öğelerinde rahatlıkla algılanabildiği geleneksel Türk konutlarının sahip olduğu mekan çeşnisinin yaşatılması gerekmektedir. Çünkü geçmişten devralınan bu kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılması toplumsal bir sorumluluktur.