Türk yeraltı edebiyatında kabalık: Kabalık tetikleyicileri kullanımı ve toplumsal cinsiyet ilişkisi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Genel Dilbilim Ana Bilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SUNA YERTUTAN

Danışman: GÜLSÜM SONGÜL ERCAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Toplumun tutum ve değerlerini yansıtan dil, o toplumun içinde yaşayan kişilere toplum ve kültür tarafından yüklenen toplumsal cinsiyet rollerinin yapılandırılması ve sürdürülmesine aracılık etmektedir. Toplumsal pratiklerin ürünü olarak ortaya çıkan toplumsal cinsiyet söylem aracılığıyla ortaya çıkmaktadır. Yapılan çalışmalar kadın ve erkeklerin farklı cinsiyet rollerini öğreten kültürel kurallara göre farklı dilsel seçimler sergilediklerini göstermektedir. Söz konusu farklılıklardan birini kadın dilinin daha kibar olduğu yönündeki saptama oluşturmaktadır. Yeraltı edebiyatı egemen zihniyetin ve onun söylemlerinin karşısında duran, ana akım edebiyata muhalif bir metin türüdür. Dolayısıyla içeriğini yaşam biçimleri toplumsal normların dışında kalan karakterlerin oluşturduğu yeraltı edebiyatının belirleyici unsurları arasında argo, küfür ve kaba üslup bulunmaktadır. Bu nedenle yeraltı edebiyatı eserlerinin incelenmesi, hem yazarların hem de yarattıkları karakterlerin türün bir özelligi olan dilsel kabalık kullanımında toplumsal cinsiyet rollerinin etkisi olup olmadığını ortaya koymak açısından önem kazanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, Culpeper'ın (2016) Kabalık Tetikleyicileri Modeli temel alınarak veri tabanını oluşturan yeraltı edebiyatı romanlarında kabalık tetikleyicileri kullanımı incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda kadın yazarların daha fazla kabalık tetikleyicisi kullandığı belirlenmiştir. Bu bulgu kadın yazarların tür geleneklerine daha bağlı olduğu biçiminde yorumlanabilir. Ayrıca, kadın ve erkek yazarların farklı kabalık tetikleyicisi türlerini tercih ettiği de saptanmıştır; bu da kadın ve erkek yazarların toplumsal cinsiyet rolleri doğrultusunda biçem farklılıklarına işaret etmektedir. Son olarak, kadın yazarların kaba dil kullanımını kadın karakterler aracılığıyla sağlamasına karşın erkek yazarların romanlarında hem kadın karakterlerin sayısının çok az olduğu hem de söz konusu karakterlere kaba dil kullandırmaktan kaçındığı; dolayısıyla erkek yazarların toplumsal cinsiyet rollerinin sürdürülmesine aracılık ettiği ortaya konmuştur.