Montesquieu`nun düşünce dünyasında hukuk ve siyaset
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Hukuku Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2005
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ENGİN TOPUZKANAMIŞ
Danışman: OĞUZ ŞİMŞEK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:ÖZET 18.yy. Aydınlanma düşüncesinin en önemli isimlerinden olan Montesquieu, felsefî açıdan geleneksel referanslarla biçimlenmiş bir zihniyet dünyasına aittir. Yöntem itibariyle söyledikleri incelendiğinde, gözlem ve deneye dayalı bilimsel bir yöntemi benimsediği iddia edilmekteyse de, onun rasyonalist bir altyapı ile hareket ettiği ve herhangi bir konuyu incelerken Avrupa merkezli bir ideolojik algı ile hareket ettiği anlaşılmaktadır. Montesquieu'nun incelenmesi bazı bakımlardan problemlidir. Kanunların Ruhu, pek çok farklı disiplin içine girebilecek yüzlerce konuyu ele almaktadır. Üstelik yazdan hemen her şey pek çok farklı yoruma müsaittir. Ancak belki en temelde siyaset ve hukuk yer alıyor demek ve bu çizgi üzerinde yürümek mümkündür. Araştırmasında kanunların ruhunu bulmak isteyen Montesquieu'nun, hukuk felsefesi açısından rasyonalist doğal hukuk içerisinde yer aldığı söylenebilir. Siyasî düşüncelerinde yönetimleri cumhuriyet, monarşi ve istibdat (despotizm) olmak üzere üç ayrı başlıkta incelemiştir. Bu ayrımı iklim, coğrafya, din vs. gibi olgularla da destekleyen ve her toplum için hangisinin daha elverişli olduğunu belirten yazar, oryantalist bir bakış açısına sahiptir. Ona göre monarşi ve cumhuriyet, soğuk iklimlerde yaşayan özgürlüğüne düşkün, yiğit ve mert insanlara -Avrupalılara- uygun iken despotizm, sıcak iklimlerde yaşayan tembel, köleliğe meyilli insanlara -Doğu ve Asya ülkeler- mahsustur. Montesquieu'nun en bilinen yanı kuvvetler ayrılığı teorisine ilişkin olarak söyledikleridir. Genel kabule göre o, kuvvetler ayrılığını ortaya koyarak özgürlüklerin korunmasını amaçlamış hattâ hukuk devleti ilkesini kurmak istemiştir. Ancak gerçekte onun yaptığı, halk kalabalıkları ve kral karşısında soylular sınıfının gücünü korumaya yönelik bir sistem ortaya koymak çabasından ibarettir.