Osmanlı dönemi İzmir'inde müslüman cemaatin sosyo-ekonomik olanakları ile cami mimarisinin gelişimi arasındaki ilişkiler, 17. - 20. yüzyıl
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Mimarlık Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2014
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HALİL İBRAHİM ALPASLAN
Danışman: EMEL KAYIN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Yapılı çevrenin onu üreten toplumların sosyo-ekonomik olanaklarından bağımsız olmadığı temel kabulüyle genelde mimariye özelde Osmanlı döneminde İzmir'de inşa edilen cami mimarisinin gelişimine odaklanan bu çalışmada 17. – 20. yüzyılları kapsayan dönemdeki sosyo-ekonomik değişimlerin mimariye yansımaları irdelenmiştir. Üç yüzyıllık süreç incelendiğinde, söz konusu camileri inşa eden İzmir'deki Müslüman cemaatin sosyo-ekonomik olanaklarında ve kentteki konumlarında önemli değişimlerin gerçekleştiği tespit edilmiştir. İzmir'in özellikle dış ticaret alanındaki hızlı gelişimine eklemlenmekte güçlük çeken cemaat sürekli olarak gayrimüslimlerin gerisinde kalmış, sosyal ve ekonomik olanaklarını kaybetmiştir. Bu gelişmenin, özellikle geleneksel toplumlarda, işlevsel oldukları kadar temsiliyet ve örgütlenme açısından da önemli odaklar olan ibadet yapıları üzerine yansımaları gözlenebilmektedir. Bu yansımalar çalışma kapsamında konumlanma ve biçimlenme başlıkları altında iki düzeyde takip edilmiş ve bu iki düzeydeki etkilerin farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Konumlanma bağlamında kentsel gelişime ve cemaatin azalan sosyo-ekonomik olanaklarına koşut olarak cami inşaatlarının merkezi bölgeden çeper bölgelere doğru kaydığı tespit edilmiş, biçimlenme bağlamında ise ilişkinin daha farklı kurulduğu anlaşılmıştır. İncelenen üç yüzyıl boyunca her dönemde nitelik olarak üstün örneklere rastlanmış ve bu bağlamda çizgisel bir gelişmeden ya da zamansal yoğunlaşmadan söz etmenin güç olacağı anlaşılmıştır. Nitelikli camilerin ortaya çıkmasını sağlayan varlıklı banilerin zaman içinde değişen yoğunluklarda da olsa cemaat içinde her dönem bulunmasının bu homojenliğe yol açtığı düşünülmektedir.