İnflamatuvar barsak hastalığında görülen sarkopeninin klinik aktivasyonla ilişkisi ve prognoz üzerine etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MİNE TÜRKMEN DENİZ
Danışman: GÖKSEL BENGİ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:AMAÇ: İnflamatuvar Bağırsak Hastalıkları (IBH) gastrointestinal sistemin kronik, tekrarlayıcı inflamasyonu ile karakterize olan hastalıklardır. Crohn Hastalığı, Ülseratif Kolit ve İndetermine Koliti kapsar. Sarkopeni olarak adlandırılan kas iskelet kitlesinde azalma durumu, İBH'lı hastalarda artan oranlarda raporlanmaya başlanmıştır. İBH ve sarkopeni ile ilgili çalışmalar bulunmasına rağmen, azalmış kas iskelet kitlesi ve İBH'nin prognozu arasındaki ilişki hala tam olarak aydınlatılamamıştır. Nötrofil lenfosit oranı (NLR), Trombosit Lenfosit Oranı(PLR) ve serum LDH Albumin oranı(LAR) sistemik inflamatuvar yanıtın göstergesi olarak kullanılan biyobelirteçlerdir. İBH'da sarkopeni ile bahsi geçen belirteçler arasındaki ilişki hakkında daha önce yapılan bir çalışma bulunmamaktadır Bu nedenle, çalışmamızın temel amacı İBH tanısı alan hastalarda bazı sistemik biyobelirteçler ve demografik özelliklerin sarkopeniye olan etkisini araştırmak ve sarkopeni gelişme riskini belirleyecek bir faktör bulmaktır. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışmamız retrospektif, kesitsel bir kohort çalışmasıdır. Çalışmaya 01/01/2010-01/01/2023 tarihleri arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı İBH polikliniğine başvuran Ülseratif Kolit ve Crohn Hastalığı tanıları ile takip edilen herhangi bir nedenle bir kez çekilmiş Batın BT'si olan >18 yaş olan 261 hasta dahil edilmiştir. Hastaların demografik ve klinik verileri, Abdomen BT tarihi, almış olduğu tedaviler, cerrahi öyküsü, Abdomen BT'nin çekildiği ya da ona en yakın tarihteki labaratuvar değerleri retrospektif olarak kaydedilmiştir. Bu parametrelerden SII, BMI, PNI, NLR, PLR ve LDH/Albümin Oranı hesaplanmıştır. Sarkopeni tanısı ve derecesi batın BT görüntüleri kullanılarak hesaplanmıştır. Görüntüleme için üçüncü lomber disk düzlemi (L3)seçilmiştir. L3 SMI (cm/m2) elde etmek için enine kesit alanının ortalama değeri alınıp, hastanın boyunun karesine bölünmüştür. Elde edilen verilerin sarkopeniye olan etkisi araştırılmıştır. BULGULAR: Çalışmamızda 134 kadın 127 erkek toplam 261 hastanın yaş ortalaması 50,0±14,7 olarak saptandı. Hastaların BMI ortalamaları 25,8±4,8 olarak hesaplandı. %65,5 hastada sigara kullanma öyküsü vardı. En sık saptanan komorbidite %21,8 ile HT idi. %65,5 hastanın Crohn, %34,5 hastanın ÜK tanısı almış olduğu belirlendi. En sık saptanan Crohn tutulum yeri %45,6 ile ileokolonik bölge en sık Crohn tipi %65,5 oranında İnflamatuvar tipti. Sol kolit %38,9 ile ÜK için en sık saptanan tutulum idi. Ekstraintestinal tutulum oranı %28, 7idi.Crohn tanılı hastaların %29.8 ile en çok aldığı tedavi Biyolojik Ajan +AZT iken ÜK tanılı hastaların %46.7 ile 5-ASA tedavisiydi. Hastaların %34,5'i aktif Anti-TNF tedavisi almaktaydı. Cerrahi öyküsü olan hasta oranı %19,9 ve en sık uygulanan cerrahi tedavi %36,5 oranında darlık rezeksiyonuydu. Hastaların %19,9'unda sarkopeni saptandı. Sarkopeni tanısı alan hastaların yaş ortalaması daha yüksekti (p=0,075). İBH tanı yaşında da sınırda istatistiksel olarak anlamlılık bulundu (p=0,056). Cinsiyet dağılımları arasında anlamlı fark saptanmadı. BMI değeri sarkopeni grubunda daha düşük bulundu (p<0,001). Sigara kullanım oranında sınırda istatistiksel anlamlılık varken komorbiditelerden HT oranı sarkopeni gözlenen grupta anlamlı bir şekilde daha düşüktü (p=0,045). CH'da sarkopeni görülme oranı %20,5 iken ÜK 'da %18,9 olarak belirlendi. Crohn tutulum yerleri, Crohn tipleri ,ÜK tutulum yerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu Hastaların aktif tedavi oranları, medikal tedavi türleri, kullanılan biyolojik ajan türleri, cerrahi tedavi oranları ve cerrahi tedavi türleri karşılaştırıldığında sarkopeni olan ve olmayan grup arasında istatistiksel anlamlı fark yoktu.İmmün inflamasyon belirteçlerinden PNI ortanca değeri sarkopeni olan grupta daha düşük (p=0,006), SII değeri ve PLR değeri sarkopeni olan grupta daha yüksek (sırasıyla; p=0,012 ve p=0,001) olarak bulundu. NLR ve LDH/Albumin oranı için iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı farka rastlanmadı. SONUÇ: Çalışmamız İBH tanısı alan hastalarda bazı sistemik biyobelirteçler ve demografik özelliklerin sarkopeniye olan etkisini göstermektedir. İBH tanılı hastalarda sarkopeni son yıllarda artan oranda raporlanmaya başlamıştır. Bu nedenle erken tanı ve tedavisi önem arz etmektedir. Bizim çalışmamızda sarkopeni sıklığı %19.9 saptanmıştır. Yaşlandıkça sarkopeni artar ancak cinsiyetin sarkopeni gelişiminde etkisi bulunmamaktadır. BMI'ı düşük olan, sigara içen, HT olmayan hastalarda sarkopeni gelişme riski yüksektir. CH'da ÜK'ya göre daha fazla sarkopeni gelişmektedir. Ancak Crohn tutulum yeri ve Crohn tipi, ÜK tutulum yeri sarkopeni gelişme riskini etkilememektedir. Hastaların medikal tedavi türlerinin, kullanılan biyolojik ajan türlerinin ve cerrahi tedavi türlerinin sarkopeniye etkisi bulunmamaktadır. İnflamatuvar aktivitesi yüksek olan hastalarda sarkopeni daha fazla gelişmektedir. Literatürde İBH tanılı hastalarda görülen sarkopenide biyobelirteçlerle alakalı bir çalışma mevcut olmayıp NLR ve LDH/Albumin oranının sarkopeni açısından belirleyiciliği saptanmamıştır. Fakat PNI, SII ve PLR oranları yeni tanı alan IBH tanılı hastalarda sarkopeni gelişme riski açısından değerlendirilebilecek belirteçler olarak kullanılabilir. Bu belirteçler sarkopeninin erken tespitinde non-invaziv yöntemler olarak yol gösterici olabilir. ANAHTAR KELİMELER: İnflamatuvar Barsak Hastalığı, Sarkopeni, Ülseratif Kolit, Crohn Hastalığı